“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

“Albaylar Çetesi” ve Karartılan Deliller

“Albaylar Çetesi” ve Karartılan Deliller

15 Temmuz gecesi Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhı’nda yaşananlar, Jandarma Albay Süleyman Karaca’nın mahkeme huzurundaki beyanlarıyla, bilinen darbe anlatısının ötesinde planlı bir organizasyon ve delil karartma operasyonuna dikkatleri çekti. Albay Karaca’ya göre, o gece karargâha gelen ve “Albaylar Çetesi” olarak tanımladığı dört isim — J.Alb.Güven Şağban, J.Alb.Ali Demir, J.Alb.Aziz Yılmaz ve J.Alb.Yusuf Kelleli — yalnızca birer müdahil değil, önceden kurgulanmış bir senaryonun baş aktörleriydi. Bu grubun kendi arasındaki koordinasyonu, karargâhtaki tek general olan Tuğgeneral Veli Turan’ı değil birbirlerini sormaları ve olaylar sonrasında yaşananlar, darbeyi “bastırmaktan” çok bir “fırsatı değerlendirme” çabasının parçası oldukları izlenimini güçlendiriyor. J.Alb.Süleyman Karaca’nın bu değerlendirmesi, 15 Temmuz’un resmi söylemdeki gibi yalnızca bir kalkışma değil, aynı zamanda devlet içindeki farklı bir odağın kendi planını devreye soktuğu karmaşık bir “temizlik” operasyonu olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

Jandarma Albay Süleyman Karaca’nın mahkemedeki beyanından:

SÜLEYMAN KARACA: Sabahleyin biz orada, caminin yanına ilk gittiğimizde Ahmet Hacıoğlu içeriden birileriyle görüşürken diyor ki: “Güven Şağban nerede?” Güven Şağban’ı soruyor; sizi (Tuğgeneral Veli Turan) sormadı. Şimdi, sizin orada olduğunuzu biliyorlar ve general olarak da karargâhtaki tek kişi sizsiniz. Güven Şağban’ı soruyor da sizi hiç sormaması açısından bakınca, yani operasyonun bir parçası değil miydiniz? Yoksa sizin için çok da önemli değil mi? Öyle mi gördüler acaba?..

Başkanım, bir atasözünde diyor ki: “En sağlam ortaklık, suç ortaklığıdır.” Suç ortağı olursanız dolayısıyla ortakları satmak gibi bir şeyden kaçınırsınız. Geçmişte belki belli beklentiler, makam gibi şeylerle doğruları söylemekten çekindiler… Ben oradan atılırken buna karşı dursalardı, şu anda kendisine saygı duyacağımız, ondan sonra iyi niyetle anacağımız bir insan olacaktı. Bu cesareti o zaman gösteremediler. Şimdi de gelip burada en azından gerçekleri söyleselerdi, tarihe bir not düşerdik…

Albaylar Çetesi… Güven Şağban ve etrafında bir grup var, biliyorsunuz. Bu aynı kişiler üzerinden dönüyoruz: Güven Şağban, Aziz Yılmaz… Bunlara baktığımız zaman, bu kişiler kendilerine bir organizasyon kurmuşlar, istediklerini kullanmışlar. Bu grup şu anda ifadelerde, her yerde karşımızda var. Bilirkişi olarak karşımıza çıktılar, idari tahkikat üyeleri olarak karşımıza çıktılar. Yangın olayına hiç girmiyorum; yangın olayı bile bunların bir senaryosu. Ellerinde belge, bilgi ne varsa o fırsatla yaktılar. Biz çıktığımızda orada hiç yangın yoktu. Bu grup her şeyi yönlendiriyor, devam ediyor Başkanım. Şu anda da bu organizasyon devam ediyor, baştan söylüyorum…” [1] 

Sonuç

Jandarma Albay Süleyman Karaca’nın anlatımları, 15 Temmuz gecesi karargahta yaşananları basit bir darbe–karşı darbe denkleminin ötesine taşımaktadır. J.Alb.Süleyman Karaca, mahkemedeki beyanında bir “Albaylar Çetesi”nden bahsederek belirli bir grubun olayları önceden planladığını, kendi aralarında organize olduğunu ve süreci kendi lehlerine çevirmek için hareket ettiğini iddia etmektedir.

En çarpıcı iddialardan biri ise karargahta sonradan çıkan yangınla ilgilidir. J.Alb.Süleyman Karaca, “Biz çıktığımızda orada hiç yangın yoktu.” diyerek, yangının 15 Temmuz gecesi karargâha çekilen personel tarafından çıkarılmadığını; aksine bu “Albaylar Çetesi”nin, elindeki belgeleri ve bilgileri yok etmek için bir fırsat olarak kullandığını ima etmektedir. Eğer bu iddia doğruysa, 15 Temmuz gecesi resmi söylemde olduğu gibi bir darbe girişimi değil, devletin kendi içindeki bir başka grubun delilleri karartmak ve kendi organizasyonunu gizlemek için yürüttüğü bir operasyon anlamına gelmektedir.

J.Alb.Süleyman Karaca’nın “En sağlam ortaklık, suç ortaklığıdır.” sözü, mahkeme salonunda yalnızca bir atasözü olarak değil, aynı zamanda o gece yaşananların şifrelerini çözen bir anahtar olarak yankılanmaktadır. Bu beyanlar, 15 Temmuz’un aydınlatılması gereken daha ne kadar karanlık noktası olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.


Kaynaklar:

[1] Jandarma Albay Süleyman Karaca’nın Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma kayıtları.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR