“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

“Ben Hain Değilim!”

“Ben Hain Değilim!”

15 Temmuz gecesi Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda olası terör tehdidine karşı tedbirler alındı. Buna rağmen orada bulunan askerler darbe suçlamasıyla yargı önüne çıkarıldı. Oysa onlar, yıllarını terörle mücadeleye, sınır boylarında ve pusuların gölgesinde görev yapmaya adamış; vatan için nice bedeller ödemişlerdi. Dün kahraman diye alkışlanan bu isimler, bugün bir gecede ‘hain’ yaftasıyla suçlandı. Bu yazıda, o askerlerden biri olan ve o gece Jandarma Genel Komutanlığı Harekât Başkanının emri ve bilgisi dahilinde Beytepe’de görevde olmasina ragmen darbeyle ilişkilendirilen Yarbay Fazıl Ergün’ün, gerçekte nasıl vatansever bir asker olduğunun tanıklığı yapıldı. Fazıl Ergün, hainlikle suçlandığı bu davada mahkeme heyetine şöyle seslendi:

“15 Temmuz’dan bir ay önce benim nerede olduğuma, oraya nasıl gittiğime ve kimlerin gitmediğine bakarsanız, benim hain olmadığımı anlayacaksınız. Bunları huzurunuzda söyleyip söylememeyi çok düşündüm. Ama biliyorum ki bu benim son şansım. Bir daha beni karşınıza alıp dinlemeyeceksiniz. Bu yüzden şimdi anlatıyorum.

Tuğgeneral Semih Okyar, 2010 yılının haziran ayında Diyarbakır Bağdere Karakolu basıldığında, ‘sen gel’ demeden yanında biten kimdi? ‘Sen gel’ demeden gelen, seninle birlikte o karakola takviyeye giden, karakol hâlâ ateş altındayken oraya ilk giren kişi Fazıl Ergün değil miydi?

Orgeneral Salih Zeki Çolak o zamanlar Diyarbakır Kolordu Komutanıydı. Bu baskında şehit olan Mehmetçiğimizin ailesine hediye ettiğiniz, takviyeye gelenlerin kahramanlıklarını anlatan yazı Fazıl Ergün’ün kaleminden çıkmamış mıydı? O kadar beğenmiştiniz ki, şehidimizin ailesine verirken gözyaşlarınızı tutamamıştınız. Karakolun duvarında asılı dursun diye emir verdiğiniz o yazıyı bu Fazıl Ergün yazmamış mıydı? Hâlâ duruyordur. Ama şimdi, benim darbeci olmakla suçlandığımı öğrenmişlerse, muhtemelen sökmüşlerdir.

Tuğgeneral Mustafa Başoğlu geçen sene albaydı, bu sene tuğgeneral oldu. Ankara JÖH Tabur Komutanı Nusaybin’de şehit olduktan sonra tabura komutan aranırken, adayların kimisi ‘ayağımda nasır var’, ‘kalbimde üfürük var’, ‘gözümde tavuk karası var’, ‘eşim izin vermiyor’, ‘çocuğum küçük’ diyerek mazeret gösterip geri çekildi. Ama ‘Komutanım gönder beni, şehit olacaksam sen engel olamazsın’ diyen, bu Fazıl Ergün değil miydi? Geçen senenin 7. Kolordu Komutanının, Nusaybin teröristlerden temizlendikten sonra gazetecilere kahraman diye tanıttığı kişi, bugün hain diye yaftalanan Fazıl Ergün değil miydi?

Sayın mahkeme heyeti, biliyor musunuz hâlâ A Haber kanalında, terörle mücadele operasyonlarında benim 2016 Haziran’da Lice’de teröristlerle girdiğim çatışmanın görüntüleri jenerik olarak gösterilmektedir. Ben bir kahraman olduğumu söylemiyorum, bunu ifade etmekten de hicap duyuyorum. Ama bunların bilinmesini istiyorum.

Pek çok insanın adını bile telaffuz edemeyeceği coğrafyalarda vatanımız için kurşun attık, kan döktük. Yanımızdakilerin kanı döküldü. Bunun da bilinmesini istiyorum.

Sayın mahkeme heyeti, ben vatanımı çok sevdim. Her şeyden çok, ailem kadar çok sevdim. Altı yaşından beri, okuma yazmayı öğrendiğimden beri, Ömer Seyfettin’in Pembe İncili Kaftan, Ferman hikâyeleriyle büyüdüm. Ve şimdi siz bana diyorsunuz ki: ‘Hainsiniz.’

15 Temmuz’dan yaklaşık bir ay önce, Nusaybin görevinden döndüğümüzde gece saat 02.00–03.00 gibi mehter marşları ve kurbanlarla karşılanan ben, bugün bir hain olarak yargılanıyorum. Tekrar ediyorum: Ben hain değilim! Benimle oturup iki çift laf eden, bir bardak çayımı içen korucusu, askeri; kiminle çalıştıysam, koltuk korkusuna kapılmazlarsa, komutanlarım da bana vatan hainliği yakıştırması yapamaz. Bu, bende güdük kalır.”[1]

Bu savunmada, yıllarını terörle mücadeleye adamış bir askerin, görevlerini ve yaşadığı fedakârlıkları hatırlatarak bugünkü suçlamalara karşı söz aldığı görülmektedir. Fazıl Ergün’ün ifadeleri, bir zamanlar kahramanlıkla anılan bir askerin, aynı geçmişine rağmen ‘hain’ yaftasıyla yargı önüne çıkarılmasının doğurduğu derin çelişkiyi ortaya koymaktadır. Onun sözlerinde, geçmişteki fedakârlıklarının ve kahramanlıklarının yok sayılmış olmasına duyduğu sitem açıkça hissedilmektedir. Bu tablo, yalnızca bireysel bir hikâyeyi değil; aynı zamanda yakın dönemin adalet anlayışını ve toplumsal hafızasını da sorgulamaya açmaktadır.


Kaynaklar

[1] Jandarma Yarbay Fazil Ergün’ün 11.07.2017 tarihinde Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesindeki Savunmasında Verdiği Beyanları

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR