“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

“Bu Konuları Neden Açıyorsun?” — 15 Temmuz Yargılamasında Bir Müştekinin ‘Feryadı’

“Bu Konuları Neden Açıyorsun?” — 15 Temmuz Yargılamasında Bir Müştekinin ‘Feryadı’

Mahkeme salonundaki bir beyan, bir başka müştekinin sitemine neden oldu: “Bu konuları neden açıyorsun?” Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı 15 Temmuz yargılamalarında yaşanan bu olay, müşteki ifadelerinin sadece özgür iradeye mi, yoksa bir baskı mekanizmasına mı dayandığı sorusunu gündeme getirmekle kalmıyor; bu ifadelerin organize bir merkezden yönlendirilip yönlendirilmediğine dair ciddi şüpheler oluşturuyor.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Jandarma Kurmay Yarbay Cemal İyigün, müşteki Tahir Akpınar’ın bir gün önceki ifadesine atıfta bulundu. İyigün’ün şahitliğine göre Tahir Akpınar, olay gecesi Hisarcıklıoğlu Camii’nin Orman Bakanlığı’na bakan tarafındaki bir duvara sırtını yasladığında —yani arkasında Jandarma Genel Komutanlığı kalıyorken— göğsünde beş ayrı kırmızı lazer noktası gördüğünü anlatmıştı. Bu beyan, ateşin geldiği veya nişan alınan yerin Jandarma Genel Komutanlığı dışındaki sivil binalar olabileceği ihtimalini güçlendirdi.

Yarbay Cemal İyigün’ün Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kayda geçen ifadesinde, müştekiler arasında yaşananları bu şekilde dile getirdi:

Cemal İYİGÜN : Dün, başkanım, Tahir Akpınar müşteki ifade verdi, biliyorsunuz. İfadesinin bir yerinde ‘Ben Hisarcıklıoğlu Camii’nin Orman Bakanlığı’na bakan tarafındaki parkın duvarına sırtımı yaslamışken, Jandarma Genel Komutanlığı arkamda kalıyorken, göğüs bölgemde beş tane kırmızı nokta gördüm.’ dedi. ‘Keskin nişancıların bizi vuracağını düşünerek hem etrafımdakileri uyardım hem de oradan uzaklaştık.’ dedi, başkanım. 

Sonra, soru-cevap kısmının sonunda siz bu konuyla ilgili tekrar sorular sordunuz, başkanım. Daha sonra ara verdiniz. Siz ara verdikten sonra, kalkıp çıkarken, başkanım, müşteki Tahir Akpınar’ın arkasında oturan müşteki Savaş Şanlı, az önce oturduğu yerde oturuyordu; kendisine doğru sitem etti, başkanım: ‘Bu konuları neden açıyorsun?’ dedi.”[1]

Başkan Abdullah KÖKSAL : “Ne gibi konuları açıyorsun dedi, anlamadım yani.”

Cemal İYİGÜN : “Başkanım, iki tane konudan bahsetti biliyorsunuz. Bir, dedi ki ‘Sırtım jandarmaya dönükken göğsümde beş tane kırmızı nokta vardı.’ Dedi ki, ‘Keskin nişancılar bizi vuracak.’ Yani buradan şu anlaşılıyor, siz de onu sordunuz zaten: ‘Karşı tarafta hangi sivil bina var?’ dediniz. Yani, bunun Jandarma Genel Komutanlığından yapılan bir keskin nişancı noktalaması olması mümkün değildi.

Diğer söylediği konu da şu idi başkanım, hatırlarsanız: Caminin alt tarafındaki sokaklardan birinde iken, ‘Dört-beş el ateş edildi.’ dedi ve bu ateşlerin Jandarma Genel Komutanlığından gelmesinin mümkün olmadığını söyledi. Sokak itibarıyla… Bu konuları neden burada bahsediyorsun, diye Savaş Şanlı Bey kendisine sitemde bulundu, başkanım.

Savaş Şanlı Bey, başkanım, malumunuz sadece müşteki; başka hiçbir görevi yok. Kendisinin ifadesinde de belirttiği üzere, yalnızca Millî Eğitim Bakanlığında memur olduğunu söyledi; başka bir görevi yok bildiğim kadarıyla. Ama siz de kendi ifadenizde söylediniz, üç celsedir başkanım, sürekli müşteki avukatlarının oturduğu yerde oturuyor. Benim gördüğüm, bütün müştekileri o koordine ediyor. Avukat Hayrettin Bıyıklıoğlu Bey’le koordineli olarak hareket ediyor; onun yanına geliyor, bir şey söylüyor, sonra gidip müştekilere bir şey söylüyor.

Bakın başkanım, müştekilerin ifadeleri çok önemli malumunuz, ve baskı altında bırakılıyorlar. En son Rıfat Bey’e geleceğim. Rıfat Bey’e siz şunu diyorsunuz, başkanım: ‘Şikâyetçi misiniz?’ dediniz. Çok temel bir soru bu yani. Rıfat Bey’in yanında o anda bir müşteki bey vardı; onun koluna dokunup ‘Ne diyeyim?’ diyor…”[1]

Bu diyalog, 15 Temmuz gecesine dair sahada doğrudan gözlemlenmiş bir fiziksel gerçeğin (lazer nişangahlarının yönü) anlatıldığı sırada ortaya çıkan rahatsızlığı göstermektedir. Bir müştekinin, başka bir müştekiye “Bu konuları neden açıyorsun?” diyerek sitem etmesi, hem beyanların özgür iradeye dayanmadığına işaret eder hem de mahkeme salonunda konuşulması sakıncalı sayılan, örtüşmüş bir anlatının varlığını sezdirir.

Cemal İyigün’ün bu iddiası, müşteki beyanlarının güvenilirliği konusunda ciddi bir uyarı niteliğindedir. Ceza yargılamasında tanık ve müşteki beyanlarının özgür iradeye dayanması, adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. Bir beyanın başka bir kişi veya grubun yönlendirmesi ya da baskısı altında verildiğine dair ciddi şüpheler varsa, o beyanın delil değeri zayıflar.

Dahası, müştekiler arasında böylesine açık bir koordinasyon ve “bir şeyleri saklama” girişimi, bu ifadelerin yalnızca anlık bir yönlendirmeyle değil, muhtemelen tek bir merkezden organize edilen bir stratejiyle şekillendirildiği şüphesini doğurur. “Bu konuları neden açıyorsun?” sitemi, bireysel bir tepkiden çok, kurgulanan resmî anlatının dışına çıkan birini “çizgiye geri çekme” hamlesi olarak okunabilir.

Bir müştekinin, anlattığı bir gerçek nedeniyle bir başkası tarafından sitemle karşılandığı bir yargılama, “gerçeği” değil, “kurguyu” arıyor demektir. Yaşanan bu olay, 15 Temmuz gecesi şehit edilen sivillerin askerler tarafından değil, halkı askerlere karşı kışkırtmak amacıyla farklı odaklar tarafından vurulduğu yönündeki şüphelerin en güçlü göstergelerinden birini —ve bu gerçeğin üzerini örtme girişimini— gözler önüne sermektedir.

Gerçeğin yargı salonunda bu kadar tedirginlikle telaffuz edilmesi, olayın kendisinden çok adaletin kırılganlığını açığa çıkarır. Bir yargılamada bu tür cümleler duyuluyorsa, orada artık yalnızca sanıklar değil, hakikat de yargılanıyor demektir.


Kaynaklar:

[1] Yarbay Cemal İyigün’ün Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki Savunmasında Verdiği Beyanları

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR