Giriş
Bu yazı dizisi kaleme alındığında, 15 Temmuz’un üzerinden dokuz buçuk yılı aşkın bir süre geçmişti. Buna rağmen o geceye ilişkin anlatılar, kamuoyunda hâlâ sınırlı ve çoğu zaman tek yönlü bir çerçevede yer aldı. Yargılamaların geniş kapsamına ve Ankara merkezli çok sayıdaki dava dosyasına karşın, süreci yakından takip eden bağımsız gözlemci sayısı oldukça sınırlı kaldı. Duruşmaların canlı yayınlanması taleplerinin güvenlik gerekçesiyle kabul edilmemesi ise kamuoyunun sağlıklı bilgi edinme imkânını daha da daralttı. Bu yazı dizisinin amacı, Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda görevlendirilen kursiyer teğmenler ve personelin resmi kayıtlara yansıyan ifadeleri ve mahkeme beyanları üzerinden, 15 Temmuz gecesine dair süreçleri daha anlaşılır, şeffaf ve objektif bir çerçevede aktarmaktır.
Çalışma; 15 Temmuz günü ve gecesi eğitim içtiması sonrasına ilişkin anlatıların yer aldığı birinci bölüm, 1 No’lu Nizamiye’de yaşananların ele alındığı ikinci bölüm, 2 No’lu Nizamiye’de yaşananların aktarıldığı üçüncü bölüm, 3 No’lu Nizamiye’de yaşananların incelendiği dördüncü bölüm, Selen Amfi grubu ile sabah saatlerinde kursiyer teğmenlerin Selen Amfi’de toplanmasının ardından Veli Tire ve ekibi tarafından gerçekleştirilen hukuksuz gözaltı işlemleri ve emniyete gönderilmesi sürecinin ele alındığı beşinci bölüm ile genel değerlendirme ve sonuç kısmını içeren altıncı ve son bölümden oluşacak şekilde planlanmıştır.
Yazı dizimizin ilk bölümü ile yazımıza başlıyoruz.
15 Temmuz Gündüzü ve Gece Eğitim İçtiması Sonuna Kadar Neler Oldu?
Konu ile ilgili Kursiyer Teğmen M.Ü.’nün 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan şu şekildedir:
“Sayın başkanım, sayın üyeler, sayın savcım; kısaca ifademi arz edeceğim. Olay günü sabahında, yani 15 Temmuz 2016 tarihinde sabah içtiması sonrası diş etimde üç adet dikiş olduğundan ve kendimi iyi hissetmediğimden dolayı Bölük Komutanı Vekili Jandarma Üsteğmen Muhlis Koçak’tan izin alarak birlik içerisinde bulunan revire gittim. Burada benimle beraber 2-3 kursiyer teğmen daha vardı. Kaydımız yapılıp sıramızı beklemeye başladığımızda, içeriye ismini sonradan öğrendiğim Destek Kıtaları Komutanı Jandarma Albay Nuh Köroğlu girdi.
Kendisini görüp ayağa kalkmayan arkadaşa bağırmaya başladı. ‘Sizin vidalarınız gevşedi, disiplinsiz herifler; gösteririm size!’ gibi şeyler söyledi ve revir doktoru binbaşının yanına girdi. Kapı açık olduğundan sesler net olarak bize geliyordu. Albay Köroğlu içeride de bağırmaya devam etti: ‘Bu teğmenler yetti artık, böyle şey olur mu! Birazdan Sadık Paşa (Jandarma Okullar Komutanı Tuğgeneral Sadık Köroğlu) ile görüşmem var, söyleyeceğim kendisine; bunları bir hizaya getirsin artık.’ Daha sonra çok geçmeden çıktı ve gitti.
Tüm bu duyduklarımdan sonra öğlen saatlerinde telefonumda bölük WhatsApp grubunda Muhlis Koçak tarafından gönderilen mesajı okudum. Mesajda gece eğitimi planlandığı, detaylı olarak yoklama alınacağı, doğum ve ölüm izni hariç herkesin eksiksiz olarak saat 17.00’deki içtimaya katılması gerektiği yazıyordu. Buna hiç şaşırmadım. Okullar Komutanlığı’nda gece eğitimleri sık sık yapılır ve bu eğitimlere zaten silahlı ve teçhizatlı olarak katılırız.
Akşam 17.00’deki içtimaya çıktığımızda bu duyduklarımı arkadaşlarımdan bazılarına söyledim. ‘Bu gece bize eziyet olur’ dedim. İçtima esnasında Bölük Komutanı Vekili Muhlis Koçak’ın bize yönelik tehditvari konuşmaları da bizi hiç şaşırtmadı. Zaten öğrencilik ve kursiyerlik dönemlerimizde bu tip fırsat ve disiplin eğitimleri sürekli yapılır; biz bunlara alışkınız.
İçtima sırasında Muhlis Koçak’ın bize hitaben şunları söylediğini hatırlıyorum: ‘Son haftalarda başınızı yakmayın. Sakın eğitim alanlarından uzaklaşmayın. Nerede, saat kaçta olmanız gerekiyorsa orada muhakkak bulunun. Bizzat Okullar Komutanı gelerek yerinde izleyecek sizi. Kriz anlarında nasıl davranmanız gerektiğini bilirsiniz. Telefon kullanmayın, emirler dışında hareket etmeyin, çocuk gibi davranmayın. Bu, gece eğitimi adı altında bir disiplin eğitimidir. Okullar Komutanı disiplinsiz hareketlerinizden dolayı eğitim planladı. Eğitim gece 00.00’a kadar sürecek, sonra 02.00’ye kadar tatbikat planlandı. Bu süre sabaha kadar bile uzayabilir. Bir kere düzgün şekilde yapın kurtulun, yoksa devamı gelecek.’
Bu konuşmaları duyunca sabah Nuh Albay’ın söyledikleri aklıma geldi. Bize bildirilen saate kadar, yani 20.45’e kadar yemek yedik ve dinlendik. Daha sonra içtima alanına geldik. ‘Silahlık açılmış’ dediler ve her gece eğitiminde yaptığımız gibi gidip kendi silahlarımızı aldık. Dışarıda hava kararmıştı. Tabur Komutanı ve Üsteğmen Onur Demirel’in geldiğini hatırlıyorum. Tabur Komutanı yine bize hitaben ‘Dikkatli olun, çocuk olmayın, komutanlarınızın emrinden çıkmayın, tatbikat olabilir ona göre hareket edin, telefon kullanmayın’ dedi. Bu esnada içtima alanında terör saldırısı olabileceği konuşuluyordu. Daha sonra sekizerli gruplar oluşturuldu. Ben ve yedi arkadaşım ilk gruplardan birindeydik ve bize 1 No’lu nizamiye bölgesine gideceğimiz söylendi…”[1]
Değerlendirme
15 Temmuz günü Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda verilen emirler ve yapılan hazırlıklar incelendiğinde, gerek içtima öncesi yapılan bildirimlerin gerekse gece eğitimi kapsamında aktarılan talimatların askerî mevzuat, disiplin kuralları ve hiyerarşik yapı içerisinde olağan uygulamalar çerçevesinde şekillendiği görülmektedir. Kursiyer teğmenlere yönelik olarak yapılan konuşmaların, artan terör olayları ve güvenlik riskleri karşısında farkındalık oluşturmayı, kriz anlarında nasıl hareket edilmesi gerektiğini hatırlatmayı ve askerî disiplinin pekiştirilmesini amaçladığı anlaşılmaktadır. Mahkeme beyanlarına da yansıdığı üzere, gece eğitimi ve tatbikat vurgusu, Okullar Komutanlığı’nda daha önce de sıklıkla başvurulan bir eğitim yöntemi olup, bu kapsamda verilen emirlerin herhangi bir kanuna aykırılık içermediği, aksine mevcut güvenlik konjonktürü içinde askerî eğitim ve tedbir anlayışıyla örtüştüğü ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle, 15 Temmuz günü gündüzden geceye uzanan süreçte kursiyer teğmenlere iletilen talimatların, olağan dışı bir amaçtan ziyade askerî düzen, disiplin ve güvenlik farkındalığı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Kaynak
[1] Kursiyer Teğmen M. Ü.’nün 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.