“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

15 Temmuz’da Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda neler oldu?-2

15 Temmuz’da Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda neler oldu?-2

1 No’lu Nizamiye

Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda 15 Temmuz gecesi 1 No’lu Nizamiye’de yaşananlar ile ilgili olarak Kursiyer Teğmen E.O.’nun 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan şu şekildedir:

‘’…Emrine girdiğimiz komutanlarımız, bize 1 No’lu Nizamiye’ye gitmemizi emretti. Bu sırada herkes tarafından büyük bir terör saldırısı olabileceği konuşuluyordu. Biz de verilen emri yerine getirmek ve birliğimizi savunma içgüdüsüyle araçlarımızla 1 No’lu Nizamiye’ye gittik. Komutanlarımızın verdiği emir doğrultusunda kayıt kabul merkezinde bekledik. Herkes arasında mevcut durumun ne olduğuyla ilgili endişe ve merak söz konusu olduğundan, cep telefonlarından haberlere bakarak bilgi almaya çalıştık. Ancak komutanımız, ses ve ışık disiplininin bozulduğu gerekçesiyle telefonlarımızı topladı. Daha sonra patlama olduğunu duydum. Uçakların alçak uçuş yapmasıyla bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzu değerlendirerek bulunduğum yerde beklemeye devam ettim. Gün ağarmaya başlayınca telefonlarımız komutan tarafından dağıtıldı ve haberlere bakma fırsatımız oldu. Tüm haberleri görünce böyle bir kalkışmadan haberdar olduk ve Jandarma Genel Komutanı Harekat Başkanı Tümgeneral Arif Çetin’in, ‘Jandarma Genel Komutanlığı birliklerinin dışarı çıkmadığını ve mevcut durumun kontrol altına alındığını’ bahsettiğini duydum. [1] Böylece birliğimizin olası bir darbeye karşı kendini koruma görevi almış olabileceğini düşündüm. Bize verilen tüm emirlerin bu doğrultuda olması, tarafıma ya da başkalarına herhangi bir yasadışı emir verilmemesi, kimsenin gözaltına alındığına ya da darbeyi çağrıştıracak bir söylemine tanık olmamam nedeniyle mevcut yerimde beklemeye devam ettim.

Bu sırada Üsteğmen Muhlis Koçak ve Üsteğmen Uğur Kuzucu’dan geldiği söylenen ve kıdemliler aracılığıyla iletilen mesajlar aracılığıyla birliği terk etmemiz söyleniyordu. Ancak ben hiçbir yasa dışı faaliyette bulunmadığımdan ve artık kime güveneceğimi bilmediğimden, töhmet altında kalmamak amacıyla birliğimden ayrılmadım. Zaten kısa bir süre sonra Muhlis Koçak ve Uğur Koçak, kursiyer teğmenleri tekrar toplamak için attığı mesajlarda, kaçanların suçlu olarak kabul edileceği, o yüzden birlikten çıkanların geri gelmesi yönünde mesajlar attılar. Zaten birlikten çıkmaya çalışanlara, 2 No’lu Nizamiye’de Albay Veli Tire emrindekiler tarafından ateş edildiğini öğrendim. Ben de herkesle beraber silahımı bırakıp misafirhaneye geçtim ve Selen Amfi’de toplanmamız istenmesiyle Selen Amfi’ye geçtim ve öğle saatinde gözaltına alındım…’’[2]

Yine 1 No’lu Nizamiye’de yaşananlar ile ilgili olarak  Kursiyer Teğmen G.D.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan da şu şekildedir:

‘’1 No’lu nizamiyeye gittiğimde nizamiyede yaklaşık olarak 30–40 tane teğmen bulunuyordu… Üzerimde günün yorgunluğu bulunduğundan dolayı gece çoğunlukla 1 No’lu nizamiyede bulunan kayıt kabul merkezinde istirahat edip uyudum. Gece saat 00.00’dan sonra kursiyerlerin neredeyse yüzde doksanı arabaların içerisinde veya kayıt kabul merkezinde uyuyordu. Sadece birkaç kişi orada nöbetçi olarak tutuldu. Gece saatlerinde telefonumu açtım ve kaynağı belli olmayan, darbe ile alakalı haberler gördüm; ancak şarjım bittiği için ayrıntılı bakamadım. Hepimiz çok korkmuştuk, ne olduğunu anlayamıyorduk. Gece boyunca kimseden darbe teşebbüsü ile ilgili herhangi bir şey duymadım. Hukuka aykırı ya da konusu suç teşkil eden herhangi bir emir almadım, uygulamadım. Sabah hava aydınlanmaya yakın WhatsApp grubundan arkadaşların telefonlarına mesajlar gelmeye başladı. 2 No’lu nizamiyeden çıkmaya çalışan arkadaşlara ateş açıldığını duyduk ve çok korktuk. Bu yüzden kısa bir süre daha olduğumuz yerde bekledik. Daha sonra amfiye dönmemiz söylendi. Bunun üzerine nizamiyedeki rütbelilere gitmek istediğimizi söyledik ve orayı terk edip amfiye gittik. Amfide Jandarma Üsteğmen Uğur Kuzucu bizlere hitaben, ‘Teğmenler, merak etmeyin. Sizin olaylardan habersiz olduğunuzu, suçsuz olduğunuzu biliyorum. Birazdan Albay Veli Tire buraya gelecek ve sizlerle konuşacak. İdari tahkikat yapılacak, ifadeniz alındıktan sonra evlerinize gönderileceksiniz.’ dedi. Dört saat kadar amfide sivil kıyafetle bekledik. Veli Tire ve ekibi, söylenenin aksine bize usulsüzce yakalama işlemi uyguladı. Hiç kimseye tek bir soru dahi sormadan ellerimizi koli bandı ile bantlayarak bizi ekibiyle birlikte Atlı Eğitim Merkezi’ne götürdü ve orada polis ekiplerine bıraktı.’’[3]

1 No’lu nizamiye nöbetçi heyetinin görev başında olmaları ve görevlerini yapmalarına engel olacak veya özgürlüklerini kısıtlayan bir durumun olmadığı ile ilgili  Kursiyer Teğmen S.P.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan şu şekildedir:

‘’Ayrıca iddianamede, 1 No’lu nizamiyede görevli uzman çavuş ve astsubayların gözetim altında ve gözaltına alındıklarına dair ibareler geçmektedir. Ben orada bulunduğum süre zarfında nizamiye kayıt binasına iki ya da üç kez girmişimdir. İlk girişimi zaten anlattım; çelik başlık ve yelekleri almak için orada bir süre bulundum. Burada herhangi bir olağan dışı durum göremedim… Ambulansın geldiği zamanda da kendilerinin çıkıp meraklı bir şekilde baktıkları, nizamiye kapısının bazen otomatiğin arıza yapması dolayısıyla orada bulunan kursiyerlere otomatiğin nasıl kullanılacağını anlattıkları vb. durumlarda, kendilerinin gayet rahat, yani serbest bir şekilde istediklerini yapabildiklerini gözlemledim. Yani gözaltında olduklarına yönelik herhangi bir izlenim yoktu… Ayrıca belirttiğim gibi, sabaha kadar orada birliği koruma içgüdüsüyle hareket ettik.’’[4]

Sonuç ve Değerlendirme

E.O. ve G.D.’nin ifadelerinden anlaşıldığı üzere, 15 Temmuz gecesi Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda görevli kursiyer teğmenlere, kışla içerisinde bulundukları süre boyunca herhangi bir yasa dışı emir verilmemiştir. Alınan tüm tedbirlerin, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan gelen emirler doğrultusunda, olası bir dış saldırı veya güvenlik tehdidine karşı kışlanın korunmasına yönelik olduğu her iki beyanla da teyit edilmektedir. Kursiyer teğmenler, kendilerine kanunsuz herhangi bir emir verilmemesi nedeniyle, askerî disiplin ve hiyerarşi gereği komutanlarının talimatlarına uygun şekilde hareket etmiş; bu süreçte darbe teşebbüsüne işaret eden herhangi bir talimat, söylem ya da fiille karşılaşmamışlardır. Bu kapsamda, kışla içerisinde gerçekleştirilen faaliyetlerin darbe girişimine destek mahiyetinde olmadığı, aksine tamamen güvenlik önlemleri çerçevesinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

S.P.’nin beyanı doğrultusunda, 15 Temmuz gecesi 1 No’lu Nizamiye’de görevli uzman çavuş ve astsubayların fiilen gözaltında tutulmadıkları, aksine görev yerlerinde serbest hareket edebildikleri anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, iddianamede söz konusu personele ilişkin kullanılan bazı ifadelerin, olayların fiili akışıyla örtüşmediği görülmektedir. Dolayısıyla, personelin gözaltında bulunduğuna ilişkin bir fiilî durumdan söz edilemeyeceği gibi, olayların değerlendirilmesinde iddianame kabullerinin tek başına değil; mevcut beyanlar ve somut gözlemlerle birlikte, çok yönlü ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerekmektedir.


Kaynaklar

[1] “Yanıltıcı Beyan mı, Taktik Hamle mi? 15 Temmuz’da Tümgeneral Arif Çetin’in Rolü”, Yavuz Dağ, Erisim Tarihi: 07.01.2026 https://www.adaletdevriyesi.com/yaniltici-beyan-mi-taktik-hamle-mi-15-temmuzda-tumgeneral-arif-cetinin-rolu/ 

“Tümgeneral Arif Çetin’in 15 Temmuz Gecesi Canlı Yayın Bağlantısı”,  Erisim Tarihi: 07.01.2026 https://youtu.be/0mMfssSN8l8

[2] Kursiyer Teğmen E. O.’nun  20. Ağır Ceza Mahkemesinde  verdiği beyanı.

[3] Kursiyer Teğmen G. D.’nin  20. Ağır Ceza Mahkemesinde  verdiği beyanı.

[4]  Kursiyer Teğmen S. P.’nin  20. Ağır Ceza Mahkemesinde  verdiği beyanı.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR