2 No’lu Nizamiye
15 Temmuz 2016 gecesi Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda yaşanan olaylar, özellikle 2 No’lu Nizamiye çevresinde meydana gelen gelişmeler nedeniyle ayrı bir önem arz etmektedir. Söz konusu nizamiye, gece saatlerinden sabaha kadar devam eden süreçte farklı rütbe ve görevlerdeki personelin bulunması, Ankara İl Jandarma Komutanı Ferdi Korkmaz’ın alıkonulduğu iddiası, sabah saatlerinde Albay Veli Tire’nin nizamiye bölgesine gelmesi ve sivil kıyafetli, sivil araçlarla kışla dışına çıkmaya çalışan kursiyer teğmenlere yönelik ateş açtığı iddialarıyla olayların merkezinde yer almıştır. Bu bölümde, 2 No’lu Nizamiye’de yaşananlar; kursiyer teğmenlerin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdikleri beyanlar esas alınarak ele alınmaktadır.
Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda 15 Temmuz gecesi genel olarak 2 No’lu Nizamiye’de yaşananlar ile ilgili Kursiyer Teğmen S.T.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan şu şekildedir:
‘’…Üsteğmen Onur Demirel, bizim tim için iki numaralı nizamiyede görevli olduğumuzu, mühimmat alarak derhal oraya gitmemizi ve nizamiyede bulunan komutanın emirlerini dinlememiz gerektiğini söyledi. Bunun üzerine 10–15 kadar mühimmat alarak timdekilerle birlikte nizamiyeye doğru intikale başladık. Nizamiyeye vardığımızda, isminin daha sonradan Özkan Darendeli olduğunu öğrendiğim Üsteğmen, timin görev paylaşımını yaptırdı ve bana da nizamiyenin girişinde personelin giriş yaptığı X-ray cihazının bulunduğu yerdeki telefona bakma görevi verdi. Biz nizamiyeye vardığımızda oraya bizden önce de giden kişilerin olduğunu gördüm. Çalan telefonları açıp herhangi bir yetkim ve sorumluluğum bulunmadığı için Özkan Darendeli’yi telefona çağırıyordum. Konuşmaların içeriği hakkında herhangi bir bilgi sahibi değildim. Daha sonra dışarıdan gelen sesler üzerine dışarı çıktım. Dışarı çıktığımda, nizamiye binasının yanında Özkan Darendeli’nin, yanında birkaç kursiyer teğmen ile birlikte sivil kıyafetli bir şahısla konuştuklarını ve bir süre sonra Özkan Darendeli ile yanındaki kursiyer teğmenlerin nizamiye binasına girdiklerini gördüm. Daha sonradan iddianameden bu şahsın adının Albay Ferdi Korkmaz olduğunu öğrendim. Telefonuma baktığımda WhatsApp mesajlarında ailemin ve arkadaşlarımın nerede ve nasıl olduğumu soran mesajlarını gördüm. Bunun nedeninin ise terör saldırısı ihtimaline yönelik haberler olduğunu öğrendim. Ben de onlara okulda olduğumu ve güvende bulunduğumu, okulun emniyetini sağladığımızı söyledim. Bunun üzerine internette haber sitelerinde terör saldırısı ihtimaline ve buna karşı alınan emniyet tedbirlerine dair haberleri gördüm. İlerleyen saatlerde nizamiye bölgesinde Binbaşı Mehmet Özoğlu’nu birkaç kez gördüm. Daha sonra Korgeneral Mustafa Kemal Alataş aradı ve ben ile orada hangi komutanın bulunduğunu sordu. Ben de Binbaşı Mehmet Özoğlu’nun bulunduğunu söyleyerek kendisini çağırıp telefona verdim. Konuşmanın içeriği hakkında herhangi bir bilgi sahibi değilim; ancak en son, yanlış hatırlamıyorsam, “okul komutanı” lafını duyduğumu hatırlıyorum. Daha sonra arka tarafta çimenlerin bulunduğu alana gittim. Bu bölgede A. B., M. K. ve M. Y. isimli kursiyer teğmenlerle birlikte birkaç saat oturarak istirahat ettik. Sanırım saat 03.30–04.00 civarında Kursiyer Teğmen H. Ö. bana Üsteğmen Muhlis Koçak’tan gelen mesajı gösterdi. Mesajda bunun bir darbe girişimi olduğu, silahlarımızı bırakıp tabur binasına gelmemiz gerektiği yazıyordu. Mesajı görünce kafamız karıştı ve ne yapacağımızı bilemedik. Sabah, havanın ağardığı vakitlerde kışla içerisine yaklaşık 10 araç arka arkaya konvoy şeklinde nizamiyeye doğru geldi. Araçtakiler kursiyer teğmen arkadaşlardı. Bize okuldan çıkacaklarını, Kurslar Komutanı Albay Yüksel Yiğit’in bu yönde emri olduğunu ve bizim de çıkmamız gerektiğini söylediler. Bunun üzerine ben, M. Ş. D., A. B., M. Y. ve M. K. ile birlikte tabur binasına doğru koşmaya başladık. Biz tabur binasına varmadan birkaç el silah sesi duydum. Tabur binasına vardığımızda koridorda birçok G3 piyade tüfeği bulunuyordu. Biz de silahlarımızı bu bölgeye bıraktıktan sonra sivil kıyafetlerimizi giyindik. Yine A. B., M. Ş. D., M. Y. ve M. K. isimli kursiyer teğmenlerle birlikte benim kullanmış olduğum araçla 2 numaralı nizamiyeye yaklaşırken, nizamiye bölgesinde bulunan sivil kıyafetli birkaç kişinin üzerimize doğru ateş etmesi üzerine tabura geri döndük…”[1]
2 No’lu Nizamiye’de neler yaşandığını, Ferdi Korkmaz’ın alıkonulması iddiası ile ilgili Kursiyer Teğmen E.E.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan ise şu şekildedir:
‘’…Bu arada İl Jandarma Komutanı’nın bulunduğu yere girdim. Komutanımıza selam vererek oturmak için izin istedim ve kendisinin izni üzerine sandalyeye oturdum. Komutanımıza hitaben, Ferdi Albayıma hitaben: “Burada neler oluyor? Komutanlarımız bizi buraya gece eğitimi var diye topladılar, ardından da bize terör tehdidi olduğu söylendi; fakat terörün kimden geldiği, nasıl bir tehlike olduğu açıklanmadı. Ortada garip bir şeyler dönüyor, ne oluyor komutanım?” diye sordum. Bunun üzerine Ferdi Albay, ‘Arkadaşlar, içinde bulunduğumuz durum kanunsuz bir durumdur. Bir darbe girişimi var. Bu işin içerisinde olmayın, sonra çok büyük cezalar alırsınız. Arkadaşlarınızla birlikte burayı terk edin.’ dedi. Ferdi Albay’ın bu sözleri üzerine ben, “Komutanım, bahsettiğiniz bu darbe girişiminden bizim hiçbir şekilde haberimiz ve bilgimiz yok. Sıralı komutanlarımız bize terör tehdidi olduğundan başka bir şey söylemedi.” dedim ve şarjöründe gerçek mermiler bulunan G3 piyade tüfeğini komutanıma uzatarak, “Bu olayla bir bağlantım yok, bu olaylara bir katkım da yok. Ne emrederseniz onu yapmaya hazırım.” diyerek silahımı Ferdi Albayıma uzattım. Bu konuşma esnasında odada, ismini sonradan Nuh Barza olarak öğrendiğim bir astsubay ile birkaç uzman çavuş ve askerler vardı. Ben silahımı teslim etmek istememe rağmen Ferdi Albay’ın bana herhangi bir emri olmadı. Bu olaya biraz tepkisiz kaldı. Ferdi Komutanımın bu tepkisiz kalmasına ben de çok şaşırdım ve dışarı çıktım. Bu durum benim kafamı daha da karıştırdı. Neyi, nasıl yapacağımı bilemez hâle geldim. Sayın Başkanım, eğer Ferdi Albay bana G3 piyade tüfeğimi uzattığım anda “Senin komutanın darbeci, darbeci komutanı etkisiz hâle getirmem ve derdest etmem için bana yardım et” şeklinde bir emir verseydi ya da daha farklı bir yardım isteseydi, bunu elimden geldiğince yapmaya orada hazırdım…’’[2]
2 No’lu Nizamiye’de Veli Tire’nin sivil kıyafetli ve sivil araçları ile kışla dışına çıkmaya çalışan kursiyer teğmenler üzerine ateş açılması olayı ile ilgili Kursiyer Teğmen O.Ö.’nün 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan şu şekildedir:
‘’…Bölük Komutanı Vekili Muhlis Koçak tarafından saat 05:00’da birliğimizi terk etmemiz emri geldi. Sivil kıyafetle arkadaşım S. T’nin aracılığıyla okul içinde bulunan 2 No’lu Nizamiye’den çıkış yapmak için harekete geçtik. Nizamiye bölgesine 50 metre kala Albay Veli Tire ve Binbaşı Hasan Mutlu sivil araç ve sivil kıyafetli olmamıza rağmen hiçbir ikaz yapmadan üzerimize silahlarını doğrultmak suretiyle ateş açtı. Aracımızla şaşkınlık içinde manevra yaparak mecburen tekrardan okulun içine döndük…’’[3]
Teğmenlerin üzerine ateş açılması olayı ile ilgili olarak başka bir kursiyer Teğmen A.Ü.’nün 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan ise şu şekildedir:
“…Biz sabah, Kurslar Komutanlığından gelen haber üzerine kışlayı terk etmek ve olaylara dahil olmadığımızı ispat etmek üzere nizamiyeye yönelirken, yine aynı yerde alınan emirlerle üzerimize ateş açıldı. Sanki karşılarında kışla personeli değil de teröristler varmışçasına silahlarla bizi öldürmeye çalışan rütbeli subaylar o sabah orada ne yapmaya çalışıyordu? Bu silahlarla üzerimize ateş açma olayı, iki defa nizamiyeden çıkmayı denememize rağmen tekrarlandı ve canımızı zor kurtardık. Ardından amfiye gelen Binbaşı Hasan tarafından, ‘Biraz daha diretip üzerimize gelseydiniz hepiniz şimdi ölmüştünüz’ denildi. Kim kimi, niye öldürmeye çalışıyordu, bunu hâlâ anlamış değilim. Sivil kıyafetiyle arabasında elinde silah bile bulunmayan kışla personeline, kışla içerisinde olmalarına rağmen neden ateş açılır, neden öldürülmek istenir? [4]
Değerlendirme
15 Temmuz gecesi Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda, özellikle 2 No’lu Nizamiye’de yaşananlar birlikte ele alındığında; kursiyer teğmenlerin ve emrine girdikleri rütbeli personelin herhangi bir darbe faaliyeti içerisinde yer almadıkları, kendilerine bildirilen terör tehdidi ve kışla güvenliğinin sağlanmasına yönelik görevler çerçevesinde, askerî hiyerarşi içinde hareket ettikleri açıkça anlaşılmaktadır. Buna karşın, Ankara İl Jandarma Komutanı Ferdi Korkmaz ile Albay Veli Tire ve beraberindekilerin gece boyunca fiilî bir risk almaksızın süreci bekleyerek izledikleri, sabah oluşan tablo üzerinden Beytepe’nin sözde “darbecilerden kurtarıldığı” yönünde bir algı oluşmasına zemin hazırladıkları ve bu algı üzerinden 15 Temmuz sonrası konjonktürde konum elde etmeye yönelik bir tutum içerisinde bulundukları şüphesi ağır basmaktadır.
Özellikle Albay Veli Tire ve Binbaşı Hasan Mutlu’nun, sabah saatlerinde sivil kıyafetli ve sivil araçlarla kışladan çıkmaya çalışan, olaylardan büyük ölçüde habersiz kursiyer teğmenlere yönelik herhangi bir ikazda bulunmaksızın ateş açtığına ilişkin beyanlar; olayların bilinçli biçimde tırmandırıldığını, teğmenlerin can güvenliğinin hiçe sayıldığını ve “kahramanlık” algısı yaratma saikiyle ölçüsüz bir güç kullanıldığı yönündeki iddiaları güçlendirmektedir. Bu yönüyle 2 No’lu Nizamiye’de yaşananlar, sahadaki alt rütbeli personelin belirsizlik ve risk altında bırakıldığı, buna karşılık karar alma konumundaki bazı isimlerin yaşanan kaos üzerinden kendi lehlerine bir anlatı inşa etmeye yöneldikleri bir süreci ortaya koymaktadır.
Kaynaklar
[1] Kursiyer Teğmen S.T.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.
[2] Kursiyer Teğmen E.E.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.
[3] Kursiyer Teğmen O.Ö.’nün 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.
[4] Kışlada Emir, Nizamiyede Ateş: Silahsız Kursiyer Teğmenlere Kurulan Tuzak, Yavuz Dağ, Erisim Tarihi: 07.01.2026 https://www.adaletdevriyesi.com/kislada-emir-nizamiyede-ates-silahsiz-kursiyer-tegmenlere-kurulan-tuzak/