Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı Darbe Davası yargılamalarında ortaya çıkan yeni bir detay, delil toplama sürecinde yaşanan şaibeleri gösterdi. Siber Savunma ve Güvenlik Şubede görevli Jandarma Üsteğmen Engin Vardar’ın duruşmada gündeme getirdiği konu, mahkeme salonunda dikkat çekici bir diyaloga yol açtı. Fotoğraf teşhisi sırasında sanıklardan sadece tanıdıkları kişileri söylemeleri istenmişti. Ancak daha sonra bu ifadeler, sanıkların olaylara dair detaylı “itirafları” varmış gibi yansıtıldı.
Engin Vardar’ın bir teşhis işlemlerine ilişkin sorgulaması, dikkat çekici bir usulsüzlüğü gözler önüne sererken, mahkemede Üsteğmen Vardar ile bir diğer sanık İrfan Öztürk ve Başkan arasında şu diyalog geçti:
“…ENGİN VARDAR: … Bir de teşhisler yaptırılmış başkanım. Teşhislerin nasıl yaptırıldığını açıklayabilir mi onu soracağım. Sorum bu.
BAŞKAN: Belgelere imza attırıldı dedi, tekrar sormayalım onu.
ENGİN VARDAR: Ondan sonra başkanım bir de karargahta yapılan teşhislerden bahsetti. Bir onlar var, onlar nasıl yaptırıldı. Bir de ben ismim geçtiği için gelmiştim. Açık görüşüm var. Müsadenizle cevapladıktan sonra ayrılmak istiyorum.
İRFAN ÖZTÜRK: Başkanım bana bilgisayardan fotoğraflar gösterildi. Jandarma Genel Komutanlığında çalışan, Ankara İl Jandarma Komutanlığında çalışan rütbelilerin resimleri gösterildi. Bunlardan tanıdıkların var mı dedi. Ben de tanıdıklarımın hepsini söyledim. Tanıdıklarım ifadelere bu şekilde geçilmiş yani. Savcılıkta da aynı şekilde oldu. Sadece bilgisayardan gösterildi.
BAŞKAN: Savcılık ifadende şu şuradaydı, bu buradaydı tarzında bir beyanların olmuş savcılık ifadende. Öyle bir beyanın oldu mu senin?
İRFAN ÖZTÜRK: Sadece fotoğraf gösterdim başkanım.
BAŞKAN: Fotoğraf gösterdim diyorsun.
İRFAN ÖZTÜRK: Buradaki resmi tanıyorum dedim yani. Muhabereci, personelci o şekilde.
BAŞKAN: Kimin nerede, ne şekilde olduğuna ilişkin herhangi bir beyanda..
İRFAN ÖZTÜRK: Bulunmadım.
BAŞKAN: Bulunmadım diyorsun peki. Fotoğraflar gösterildiğinde şu şuradaydı, bu buradaydı, ateş ederken gördüm tarzında herhangi bir beyanın oldu mu senin?
İRFAN ÖZTÜRK: Yok başkanım.
BAŞKAN: Savcılık ifadende.
İRFAN ÖZTÜRK: Hayır başkanım.
BAŞKAN: Peki…” [1]
Bu diyalog, aynı mahkemede yargılanan İrfan Öztürk’ün sadece sorulduğunda meslektaşı olan “tanıdıklarını söylediğini” ve “kimin nerede, ne şekilde olduğuna ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını” açıkça ortaya koymaktadır. Ancak Başkan’ın savcılık ifadesine atıfla “şu şuradaydı, bu buradaydı tarzında bir beyanların olmuş” demesi, resmi kayıtlara tanığın sözlerinin değiştirilerek geçirildiğini göstermektedir.
Mahkeme Başkanı ise söz konusu usulsüzlüğün üzerine gitmesi gerekirken detaya girmeden tartışmayı kapatma yolunu seçti.
Tanık beyanının, tanığın söylemediği suçlayıcı ifadeler eklenerek resmi kayıtlara geçirilmesi iddiası, ceza hukukunun en temel ilkelerini ihlal eden birden fazla suç şüphesi barındırır:
- Resmi Belgede Sahtecilik ve İftira (TCK Madde 204, 267): Bir kamu görevlisinin (savcı, katip, kolluk kuvveti), görevi gereği düzenlediği bir tutanağa, tanığın söylemediği sözleri ekleyerek içeriğini değiştirmesi, “resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturur. Bu sahte ifadeyle bir kişiye suç isnat edildiği için aynı zamanda “iftira” suçu da işlenmiş olabilir.
- Adil Yargılanma Hakkının İhlali (Anayasa Madde 36, AİHS Madde 6): Sahte veya tahrif edilmiş bir delile dayanılarak yapılan bir yargılama, adil olamaz. Bu durum, sanığın en temel hakkı olan adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir. Mahkemenin bu “hukuka aykırı delili” değerlendirmeye alması bile başlı başına bir usulsüzlüktür.
- Yargılamanın Güvenilirliğinin Zedelenmesi: Duruşma sırasında bu kadar ciddi bir çelişki ve delil sahteciliği iddiası ortaya çıktığında, mahkeme başkanının konuyu derinlemesine araştırması beklenir. İddianın üzerine gidilmemesi, yargılamanın tarafsızlığına ve delillerin güvenilirliğine gölge düşürür.
Bu durum, adil yargılanma hakkı ve delillerin doğruluğu konusunda kafaları karıştırırken, sadece kim olduğu sorulan meslektaşlarının isimlerinin söylenmesi üzerine “olay bilgisi” varmış gibi işlem yapılması, hem soruşturma yöntemlerinin hem de yargılama pratiğinin tarafsızlığını ortadan kaldırmıştır.
Kaynaklar
[1] Engin V. ve İrfan Ö.’nün Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki beyanları.