“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Tümgeneral Arif Çetin’in Haberi Vardı: Yarbay Ergün’ün Duyulmayan Savunması

Tümgeneral Arif Çetin’in Haberi Vardı: Yarbay Ergün’ün Duyulmayan Savunması

15 Temmuz 2016 gecesinin kritik duraklarından biri Ankara’daki Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı oldu. O gece Beytepe’de yaşananlar, dışarıdan bakıldığında olağanüstü bir hareketliliğe işaret etse de içeriden aktarılan tanıklıklar farklı bir tabloyu ortaya koymaktadır. Jandarma Yarbay Fazıl Ergün’ün mahkemede verdiği ifadeler, Beytepe’deki varlığının eğitim amacıyla başladığını, ilerleyen saatlerde ise muhtemel bir terör saldırısı ihtimaline karşı güvenlik tedbirlerine dönüştüğünü göstermektedir. Harekât Başkanı Arif Çetin ile kurduğu doğrudan temas, taburun toparlanması emri ve Beytepe’de kalmasına verilen onay, o gece alınan tedbirlerin üst amirler tarafından da bilindiğini ortaya koymaktadır.

1.Eğitim Görevi İçin Görevlendirilme ve Terör Duyumuna Karşı Alınan Tedbirler

Yarbay Fazıl Ergün, 15 Temmuz günü akşam saatlerine kadar Jandarma Komando Özel Harekât Tabur Komutanlığı’ndaki görevini olağan seyri içinde sürdürdü. Gün boyunca dikkat çekici bir gelişme yaşanmadı. Ancak saat 17.30 civarında Jandarma Genel Komutanlığı’ndan gelen bir telefon, günün akışını değiştirdi. Bu görüşmede, Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda görevli teğmenlere yönelik bir eğitim vermesi kendisine bildirildi. Yarbay Fazıl Ergün, ifadesinde o akşam yaşananları şu sözlerle dile getirdi:

“…15 Temmuz akşamı Jandarma Komando Özel Harekât Tabur Komutanlığı’ndaki görevimdeydim. Saat 17.30 civarında Jandarma Genel Komutanlığı’ndan arandım. Arayan bir yüzbaşı, olaylar nöbetçi subayı olduğunu söyledi ve o akşam Jandarma Okullar Komutanlığı Kurslar Komutanlığı’ndaki teğmenlerin gece eğitimine çıkacağını bildirdi. Harekât Başkanının emri gereği, ağustos ayında doğuya atanacak bu teğmenlere meskûn mahal muharebe harekâtıyla ilgili saat 22.00’den sonra bir konferans vermem istendi. Askerlikte böyle bir emri sorgulama lüksüm yoktu… Bu bana mantıksız da gelmedi. Çünkü Cizre, Nusaybin, Silopi, Şırnak, Hakkâri, Yüksekova’da uzun süre operasyonlar yapılmış, altı yüzden fazla şehidimiz olmuştu. Tüm kuvvetler bu konuda kendini geliştirmeye çalışıyordu ve Ankara’da bu konuda tek birlik bizim taburumuzdu. Bir ay önce Nusaybin’den dönmüştüm, ders vereceğim kitle teğmenlerdi, bu da benim için onurdu… Daha önce de kurslarda eğitim vermiştim ama hep gündüz olmuştu, gece olması ilk defa olacaktı. O gün kışlayı terk etmedim, saat 21.00’de hareket ederek 21.30 civarında Beytepe’ye vardım.

İlk önce Subay Temel Kurs Komutanlığı’na ulaştım. Teğmenler içtima halindeydi, tabur nöbetçi subayına tabur komutanı ile görüşmek istediğimi söyledim. Tabur Komutanı Tarık Binbaşı oraya yeni gelmişti, daha önce tanımıyordum. Durumu anlattım; eğitim için geldiğimi, Harekât Başkanının emri olduğunu söyledim. O da, Ankara genelinde birliklere yönelik terör saldırısı duyumu alındığını, Kışla Komutanı Tuğgeneral Sadık Köroğlu’nun emriyle kışlada muhtemel saldırı hedeflerine takviye yapıldığını, kursiyerlerin bu amaçla görevlendirildiğini söyledi. Bu sırada saat 22.00 civarıydı, cep telefonuma baktığımda Genelkurmay’da silah sesleri olduğuna dair haberler geliyordu. Bu duyumun doğru olduğunu düşündüm…”[1]

2. Arif Çetin ile Telefon Görüşmesi ve Taburu Toplama Emri

Yarbay Ergün, ilerleyen saatlerde Harekât Başkanı Tümgeneral Arif Çetin tarafından arandı ve kendisine Jandarma Özel Harekat Taburunu toparlaması emredildi. Arif Çetin, bu emri verirken darbe ya da benzeri bir durumdan söz etmedi; bunun yerine gerekçe olarak “silahlı kuvvetlerdeki birliklere saldırı alarmı olabilir” dedi: 

“…Akabinde Harekât Başkanımız Arif Çetin Paşa aradı. Silahlı kuvvetlerdeki birliklere saldırı alarmı olabileceğini, taburu toparlamamı söyledi. Ben de zaten o yönde emir verdiğimi, taburu toparladığımı belirttim. Ancak kendisinin emriyle Beytepe’de bulunduğumu, geri dönmemin zor olduğunu, burada da terör tehdidi bulunduğunu söyledim ve uygun görürse kalmak istediğimi ifade ettim. O da ‘Tamam, sen orada kal ama taburu topla.’ dedi. Yanılmıyorsam ya ben taburu aradım ya da o esnada onlar beni aradı. Taburumdan gelen bilgi üzerine duyumun ulaştığını öğrendim ve taburun toparlanmasını emrettim…”[2]

3. Nizamiyede Alınan Tedbirler ve Gece Boyu Yaşananlar

Yarbay Ergün, Arif Çetin ile yaptığı görüşmenin ardından Beytepe’de kalmaya devam etti ve dikkatini kışlanın güvenlik noktalarına yöneltti. Tecrübelerine dayanarak muhtemel bir saldırının en çok nizamiyelerde gerçekleşebileceğini düşündü ve buradaki tedbirleri bizzat gözlemledi. Gece boyunca yaşananları, nizamiyedeki personelin durumunu ve kendi faaliyetlerini mahkemede ayrıntılarıyla anlattı:

“…İçtima alanındaki teğmenler silah alıyordu, bir kısmı farklı yerlere doğru gidiyordu. Tecrübelerime dayanarak, muhtemel bir saldırının kışla nizamiyelerinden birinde gerçekleşebileceğini düşündüm ve bir numaralı nizamiyeye gittim. Orada olağan dışı bir durum yoktu… Normalde beş nöbetçi bulunurken o gece on beş, hatta yirmi beş nöbetçi görev yapıyordu. Nizamiyede kimse kimseyi derdest etmemişti, görevli personel silahları yanlarında şekilde nöbetine devam ediyordu… Mevcut terör tehdidi altında bulunduğum yerden ayrılmam mümkün değildi. Harekât Başkanıma bilgi vermiştim, kendisine Beytepe’de olduğumu söyledim, o da kalmamı uygun gördü.

…Nizamiyede silah ve teçhizat aldım… Eğer bir bombalı saldırı olursa bunun nizamiyeye yapılabileceğini düşündüm ve konumumu buna göre belirledim… Benim gibi dışarıdan gelen başka personel de vardı. Onları görünce durum bana garip gelmedi… Cep telefonuna düşen haberlerde zaman zaman silah seslerinden söz ediliyordu ama bir kalkışma olduğunu gece yarısından sonra öğrendim… Daha sonra Harekât Başkanı Arif Çetin’in televizyonda bir darbe, bir ayaklanma olduğunu ve olayların bastırıldığını açıkladığını öğrendim. Madem böyle bir durum vardı, daha önce beni arayan Arif Çetin neden daha sonra yeniden aramadı, bilgilendirmedi? 

…Darbeyi anlamadınız mı, niye gitmediniz, niye kaçmadınız denebilir. Biz yanlış bir şey yapmadık. Koskoca Deniz Kuvvetleri Komutanı dahi 15 Temmuz günü otoparklar arasında dolaşmış, bir orgeneral ya da oramiral kafa karışıklığı yaşamışken, teğmen, üsteğmen, binbaşı veya yarbayın tereddüt yaşaması çok görülemez… Gece saat iki ile üç arasında terör tehdidinin geçtiği ve hava aydınlanınca alınan tedbirlerin kaldırılacağı emri geldi… …Tüm bunlara rağmen iddianamede, nizamiye faaliyetlerini yöneten kişi olarak gösterildim. Oysa kimseye emir vermedim, yalnızca bir asker gibi orada bulundum…”[3]

Sonuç ve Değerlendirme

Yarbay Fazıl Ergün’ün ifadeleri bütün olarak incelendiğinde, Beytepe’de bulunmasının başlangıçta tamamen askerî görev çerçevesinde şekillendiği görülmektedir. Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanı Tümgeneral Arif Çetin tarafından verilen emir ile kendisine, doğuya atanacak teğmenlere yönelik bir gece eğitimi faaliyeti görevi bildirilmiştir. Ancak gelişmeler bununla sınırlı kalmamış, ilerleyen saatlerde Tümgeneral Arif Çetin tarafından tekrar aranarak, silahlı kuvvetlerdeki birliklere saldırı alarmı olabileceği gerekçesiyle taburunu toparlaması emredilmiş ve gelişen terör tehdidi sebebiyle Beytepe’de kalmasına da müsaade edilmiştir. Böylece Ergün’ün orada bulunması kendi tercihiyle değil, doğrudan kendisine ulaşarak emirler veren Arif Çetin’in bilgisi ve onayıyla gerçekleşmiştir. Aynı gece yarısı Arif Çetin’in televizyonda “bu bir darbedir” açıklaması yapmasıyla, olayların seyrinin farklı bir çerçeveye oturtulduğu da görülmüştür.

Bu noktada dikkat çekici olan husus, bütün bu emirlerin aynı makamdan, yani Arif Çetin’den gelmiş olmasıdır. Fazıl Ergün’ü önce eğitim bahanesiyle Beytepe’ye yönlendiren, ardından silahlı kuvvetlerdeki birliklere saldırı alarmı olabileceğini belirterek taburunu hazırlamasını isteyen ve terör tehdidi gerekçesiyle orada kalmasına müsaade eden Çetin, daha sonraki süreçte aynı personelin “darbeci” olarak yargılanmasına zemin hazırlamıştır. Bu tablo, 15 Temmuz’da Jandarma genelinde yaşananların, Arif Çetin’in de içinde bulunduğu bir kumpasçı grup tarafından önceden planlandığını ve uygulamaya konduğunu göstermektedir.

Ayrıca, o dönem Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanı olan Turgut Aslan’ı Beştepe’deki Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhı’na çağıran kişi de Arif Çetin’dir. Ancak Çetin söz verdiği saatte karargâhta bulunmamış ve ilerleyen saatlerde Turgut Aslan’ın da içinde bulunduğu Genel Komutanlık yerleşkesinin ateş altına alınması emrini vermiştir. Aynı gün İçişleri Bakanlığı’na gittiğinde şoförüne “Buraya geldiğimi kimseye söyleme” talimatını veren yine Arif Çetin’dir.[4] Böylece hem Turgut Aslan’ı karargâha davet edip gitmemesi hem de kendi hareketlerini gizli tutmaya çalışması, Arif Çetin’in rolünün sıradan bir emir-komuta ilişkisinden çok daha ileri, önceden kurgulanmış bir planın parçası olduğunu ortaya koymaktadır.


Kaynaklar

[1][2][3] Jandarma Yarbay Fazil Ergün’ün 11.07.2017 tarihinde Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesindeki Savunmasında Verdiği Beyanları

[4] “İçişleri Bakanlığına giden Tümgeneral Arif Çetin: Buraya geldiğimi kimseye söyleme”, DoğruAçı, https://www.dogruaci.com/Haberler/icisleri-bakanligina-giden-tumg-arif-cetin-buraya-geldigimi-kimseye-soyleme-246, erişim tarihi: 19.09.2025.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR