“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Gece Yarısı İfade Alıp Teşhis Yaptırınca Buna Delil Denir mi ?

Gece Yarısı İfade Alıp Teşhis Yaptırınca Buna Delil Denir mi ?

Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı Darbe Davası dosyasında ve benzer dosyalarda “tanık beyanı” dediğimiz şey sıradan bir anlatı değil, çoğu zaman dosyanın en önemli delillerinden birisi olması gerekir. Omurga buysa, o beyanın hangi şartlarda alındığı belirleyici hale gelir. Saat kaçta, kimlerin huzurunda, kimlerin katılımıyla ve en önemlisi sanığın soru sorma hakkı tanınarak mı? Jandarma Üsteğmen Orhan Akdemir’in delillere karşı savunması, kendisi aleyhinde beyanda bulunan S.Y. isimli şüphelinin ifadesinin gece 22:20’de başlayıp sabaha karşı 05:30’da bitirilmesini; teşhisin de iki gün sonra yine gece 21:00–21:30 arasında yaptırılmasını “yorma” yasağıyla ilişkilendiriyor ve bunun mevzuat kapsamındaki yasak usullere temas ettiğini söylüyor. Kanunlar, beyanın özgür iradeye dayanması gerektiğini, bunu zedeleyen “yorma” dahil yasak yöntemlerle alınan ifadelerin delil olamayacağını açıkça düzenler. Aynı savunma, fotoğrafların tek tek gösterilmesiyle yapılan işlemin teşhis değil “hedef gösterme” olduğunu, benzer özellik ve usul şartları aradığını hatırlatıyor. Üstelik tanık talimatla dinlenirken sanığın duruşmada hazır edilmemesi, tanığa soru sorma hakkını fiilen ortadan kaldırıyor.

Üsteğmen Akdemir, 31 Aralık 2019 tarihinde Ankara 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada bu hususları dile getirdi;

“…Soruşturma aşamasındaki işlemlere ilişkin olarak, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2018/4453 sayılı soruşturmaya istinaden 9 Nisan 2018 tarihinde gözaltına alınan şüpheli S.Y.’nin 14 Nisan 2018 tarihinde saat 22:20’de başlayan ifade alma işlemi 15 Nisan 2018 tarihinde sabaha karşı 05:30’da tamamlanmıştır. Ayrıca teşhis işlemi ifadeden iki gün sonra yani 17 Nisan 2018 tarihinde ve yine gece 21 ile 21:30 arasında yaptırılmıştır… Hiçbir işlem gündüz saatlerinde yapılmamıştır. Bu yapılanlar CMK 148’de tanımlanan ifade almada yasak usullerden en iyi ihtimalle yormadan başka bir şey değildir…

 …İfade alma işleminde hazır bulunan Jandarma Kıdemli Başçavuş İsmail Erdoğan  personel şube müdürü olarak çalışmaktadır. Personel şube müdürünün asli görevi birliğinde görevli personelin özlük işlemlerini takip etmektir. Bu şahsın herhangi bir adli görevi yoktur. Adli görevi olmayan personelin soruşturmada görevlendirilmesi usule açıkça aykırıdır…

 …Soruşturma safhasında yapılan teşhis işlemine ilişkin olarak, teşhis tutanağının birinci sayfasının 6.satırında şüpheli şahsın ifadesinde belirtmiş olduğu şahısların teşhisleri için aşağıdaki tablolarda yer alan resimler tek tek teşhis edilmek üzere gösterilmiş olup; ifadesi yer almaktadır. Şahsın ifadesinde yer alan kişilerin resimlerinin tek tek gösterilmek suretiyle yapılan işlem teşhis değil olsa olsa hedef göstermekten ibarettir. Yapılan bu işlem de PVSK Ek-6’ya açıkça aykırıdır…

…Son olarak S.Y.’nin beyanına ilişkin olmak üzere,

Üçüncü celse duruşma tutanağının 44. Maddesinde başkaca yerde ikamet edenler bakımından bulundukları yer ağır ceza mahkemesine talimat yazılmasına, talimata özellikle SEGBİS sistemi üzerinden sanıkla irtibata geçilmek suretiyle üyelik suçuna ilişkin soru sorma hakkının tanınmasının sağlanması ifadesi yer aldığı halde İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesince 13 Mart 2019 tarihinde alınan tanık ifadesinde şahsım SEGBİS sistemi üzerinden hazır edilmediğinden dolayı tanığa soru sorma hakkım elimden alınmıştır. Tarafınızca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan talimatta bu hususun yer alıp almadığına ilişkin tanık ifadesinde herhangi bir bilgi de bulunmamaktadır. Dolayısıyla hem tanık huzura çağırılmadığı hem de talimatla alınan ifadesine şahsım katılamadığından dolayı soru sorma hakkım elimden alınmıştır…

…Sayın başkanım sonuç olarak;

1- CMK Madde 210/1-d olayın delili bir tanık ifadesinden ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir amir hükmü yer almasına rağmen tanığın duruşmada hazır edilmemesi nedeniyle tanığa soru sorma hakkımın elimden alındığı,

2- Adli kolluk yetkisi bulunmayan personelin ifade alma esnasında hazır bulunduğu,

3- Adı geçen şahsın gerek ifade alma gerekse teşhis işlemi gece yapıldığından dolayı CMK Madde 148 ve Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin Madde 24’te tanımlanan ifade almada yasak yöntemler başlığı altında tanımlanan eylemlerden en iyi ihtimalle yormaya maruz bırakıldığı,

4- Teşhis işleminde şahsın ifadesinde yer alan kişilerin resimlerinin tek tek gösterilmesi nedenleriyle şahsın ifadesinin dikkate alınmayarak dava dosyamdan çıkarılmasını talep ediyorum…” [1] 

Sonuç

Üsteğmen Akdemir’in bu savunmasının kalbi şu soruya çıkıyor: Tanık beyanı “delil” olacaksa, o beyanın üretildiği şartlar hukuka uygun olmak zorunda değil mi? Gece 22:20’de başlayıp sabaha karşı biten ifade, ardından yine gece yapılan teşhis, “yorma” yasağı bakımından ciddi bir şüphe doğurur; CMK 148’in mantığı zaten tam olarak bu tür yöntemlerin özgür iradeyi sakatlayabileceğini kabul eder. Fotoğrafların “tek tek gösterilmesi”yle yapılan işlemin teşhis değil hedef göstermeye dönüşmesi ihtimali usulle bağdaşmaz; çünkü usul, tek fotoğrafla ya da yönlendirici sunumla değil, seçenekler arasında teşhisle yürür.

Kısacası, gece yarısı yürütülen ifade–teşhis hattı, adli görevi olmayan personelin süreçte bulunması ve tanığa soru sorulamaması birleştiğinde, dosyaya “delil” değil, tartışmalı bir hikâye girmiş olur.


Kaynaklar:

[1] Orhan Akdemir’in 31.12.2019 tarihinde Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği beyanı. 

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR