15 Temmuz günü Türk Silahlı Kuvvetleri personeline kurulan tuzağın dikkat çekici işaretlerinden biri, farklı güvenlik bürokrasisine mensup şahısların üzerlerinde görülen beyaz çelik yeleklerdi. Kullanım amacı gereği gizlilik esasına dayanması gereken bu ekipmanın, o gece son derece görünür biçimde ortaya çıkması başlı başına izaha muhtaç bir durumdur.
Zira söz konusu beyaz çelik yeleğin, 15 Temmuz öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri veya Jandarma envanterinde yer almadığı ve hiçbir birimde kullanılmadığı bilinmektedir. Buna rağmen aynı gecede, birbirinden bağımsız görev yerlerinde bulunan farklı kuvvet mensuplarının üzerinde görülmesi, münferit bir tercih ya da tesadüf ile açıklanamayacak ölçekte bir organizasyona işaret etmektedir. Böyle bir ekipmanın temini, dağıtımı ve farklı şehirlerdeki personele ulaştırılması ciddi bir planlama ve koordinasyon gerektirir. Bu tablo, 15 Temmuz akşamı yaşanacak hareketlilikten önceden haberdar olunduğu ya da söz konusu sürecin bizzat organize edildiği ihtimalini güçlendirmektedir.
Beyaz Çelik Yelekliler Ankara’da
Söz konusu iddianın ortaya atılmasının ardından yürütülen araştırmalar, sürecin tek bir merkezden koordine edilen bir plan doğrultusunda ilerlediği iddialarını güçlendirmiştir. Açık kaynaklarda yer alan yayınlarda da görülebileceği üzere [1], 15 Temmuz gecesi Boğaz Köprüsü’nde askeri öğrencileri sevk ve idare ederek onları fiilen kaos ortamında bırakan ve yaşam haklarını tehlikeye atan Tuğgeneral Yavuz Türkgenci ile Jandarma Genel Komutanlığı Beştepe Karargâhı önünde kanun ve nizamlara açıkça aykırı biçimde, teslim olmuş kişilere karşı dahi silah kullanan Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu’nun yanı sıra, Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığında da, Jandarma Albay İlhan Şen’in de söz konusu teçhizatla kendisine verilen talimatları yerine getirdiği tespit edilmiştir. Üstelik bunu tayin durumundan dolayı Ankara İl Jandarma Komutan Yardımcılığı görevinden ilişiği kesilmiş olmasına ve herhangi bir görevlendirme ve adli kolluk yetkisi olmamasına rağmen yapmış ve kurulan kumpasta kendisine tevdi edilen vazifeyi yerine getirmiştir.
O gece beyaz çelik yelek giyen bazı şahısların gözaltı süreçlerinde son derece sert ve ölçüsüz müdahalelerde bulundukları, kişileri yüzüstü şekilde zemine yatırdıkları, aşağılayıcı ve hakaret içerikli ifadeler kullandıkları ve kötü muamele teşkil edebilecek fiiller sergiledikleri anlaşılmaktadır. Bu tür uygulamaların, hukuki sınırları aşan ve işkence ya da insanlık dışı muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gereken nitelikte olduğu açıktır. Dahası, bu davranışların kayıt altına alındığının farkında olmalarına rağmen herhangi bir çekince göstermeksizin aleni biçimde gerçekleştirilmesi, söz konusu kişilerin fiilî durumdan ve üzerlerinde taşıdıkları beyaz yeleğin sağladığı psikolojik ve sembolik üstünlük algısından beslenen bir yetki anlayışı içinde hareket ettiklerine işaret etmektedir.
Neden Beyaz Çelik Yelek Giydiler?
Aradan geçen uzun yıllar, biraz da olsun dağılan sisli hava sonrasında düşünen herkes, o gece sokağa çıkan halkın açık hedef olduğunu, kumpasçıların halk ve askeri karşı karşıya getirmek için, önceden yerleştirdikleri keskin nişancılar ile masum insanlara nişan aldıklarını, böylece çıkan kargaşada binlerce insanın ölümünün planlandığını görebilecektir. Bu açıdan bakıldığında, kamuflaj sağlamak amacıyla da kullanılan bir teçhizat olan çelik yeleğin, o geceki şartlarda bu amacın tam tersine hizmet edecek biçimde ve askeri envanterde yer almamasına rağmen özellikle beyaz renkte tercih edilmiş olması, üzerinde durulması gereken bir husustur. Bunun basit bir tercih ya da rastlantı olarak geçiştirilip geçiştirilemeyeceği sorusu ortadadır. Daha önce kamuoyunda da dile getirilen bu sorular [2] cevaplandırılmayı beklemektedir. Bu vesileyle söz konusu soruları tekrar ederek değerlendirmeyi kamuoyunun takdirine bırakıyor ve yazıyı bu noktada sonlandırıyoruz.
1) Keskin nişancılara “beyaz çelik yelekli kimse hedef alınmayacak” emri mi verildi?
2) Bu teçhizatları nereden aldılar? Beyaz çelik yelekler kimin envanterindeydi?
3) O gece her şeyin aniden geliştiğini iddia ettikleri dikkate alındığında; bu hazırlığı ne zaman yaptılar?
4) Beyaz çelik yeleğin hiçbir kamuflaj özelliği yokken, hedef ayrımı yapmak için mi bu teçhizat seçildi?
5) Herbiri yakın çekimden yapılan bu kayıtlar; kendilerini daha sonra kahraman ilan etmek için mi arşivlendi?
6) 15 Temmuz’a ilişkin tüm kayıtlar kimin elinde? Neden parça parça servis ediliyor? Neden bir bütün değil, kırpılmış olarak paylaşılıyor?
7) O gün beyaz çelik yelekler ile sahada olan bu kişiler, hangi terfi ve makamlar ile ödüllendirildi?
8) Bu kişilerin ifadesi alındı mı? Çapraz sorguları yapıldı mı?
Kaynaklar:
[1] Adem Yavuz Aslan. “Hulusi Akar Orduyu Böyle Tuzağa Hazırladı.” https://www.youtube.com/watch?v=RgNTQyFrPa4. Erişim 03 Kasım 2025.
[2] Mehmet Dağcı (@Dagci_Dagci). https://x.com/Dagci_Dagci/status/1791707563182199079 Erişim 03 Kasım 2025.