“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Mermi Çekirdeği Üç Kez Kimlik Değiştirirse Bu Dosya Nasıl Doğru Sonuca Ulaşır?

Mermi Çekirdeği Üç Kez Kimlik Değiştirirse Bu Dosya Nasıl Doğru Sonuca Ulaşır?

Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı Darbe Davasında, ölen vatandaşların faillerini bulmanın yolu normal işleyişe göre kanaatten değil delilden geçmeliydi. Jandarma Muhabere Teğmen Necip Erkul’un kayıtlardaki savunması, tam da buraya odaklanıyor. Aynı olay için düzenlenen keşif, otopsi ve balistik raporlarının birbiriyle çeliştiğini, bazı kritik bulguların tarifinin yıllar içinde değiştiğini, kimi delillerin ise ya kaybolduğunu ya da dosyaya hiç girmediğini söylüyor. Ama şöyle bir durum var ki delilin adı değişiyorsa, failin adı nasıl sabit kalacak?

Teğmen Erkul, Ankara 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde konu ile alakalı savunmasını bu şekilde dile getirdi:

“Dosya kapsamındaki keşif raporları, otopsi raporları ve balistik incelemeler birlikte değerlendirildiğinde birçok maktul açısından deliller arasında ciddi çelişkiler, eksiklikler ve açıklanamayan durumlar bulunduğu görülmektedir.

1. Ömer Can Açıkgöz Hakkındaki Çelişkiler

İlk keşif raporunda, Ömer Can Açıkgöz’ün de aralarında bulunduğu kişilerin 01:02:56 saatinde üst geçide yapılan helikopter atışları sonucu vurulduğu değerlendirmesine yer verilmiştir. Ancak daha sonra düzenlenen ikinci keşif raporunda bu değerlendirme değiştirilmiş ve Açıkgöz’ün iki ateşli silah yaralanmasının muhtemelen 9 mm çapındaki silahlarla Jandarma Genel Komutanlığı yönünden geldiği, ayak kısmındaki yaralanmaların ise helikopter atışı sonucu oluşmuş olabileceği şeklinde yeni bir kanaat belirtilmiştir. Dolayısıyla ilk raporda Jandarma Genel Komutanlığı yönünden gelen bir atıştan söz edilmezken, ikinci raporda bu ihtimalin eklenmiş olması bilirkişi değerlendirmesinin sonradan değiştirildiği izlenimini doğurmaktadır.

Bunun yanında, 02 Ağustos 2016 tarihli otopsi raporunda maktulün vücudundan deforme mermi çekirdeği çıkarıldığı ve savcılığa teslim edildiği belirtilmiş,  2017 tarihli balistik raporunda ise bu bulgunun mermi çekirdeği olmadığı, metal parçası olduğu ifade edilmiştir. 

2019 tarihli balistik raporunda ise aynı bulgu “nüve” olarak tanımlanmıştır.

Aynı delilin farklı raporlarda mermi çekirdeği, metal parçası ve nüve olarak tanımlanması delilin niteliği konusunda ciddi bir belirsizlik doğurmaktadır.

2. Erkan Er Hakkındaki Delil Eksikliği

Erkan Er’e ait otopsi raporunda: 4 adet mermi giriş yarası ve 3 adet mermi çıkış yarası tespit edildiği belirtilmiştir.

Bu durumda en az bir mermi çekirdeğinin vücutta kalmış olması gerekir. Nitekim otopsi raporundaki grafik açıklamalarında da bir yarada çıkış deliğinin bulunmadığı belirtilmiştir.

Buna rağmen raporun sonuç bölümünde otopsi sırasında cesetten herhangi bir metalik cisim elde edilemediği ifade edilmiştir.

Bu durum, vücutta kaldığı belirtilen mermi çekirdeğinin nasıl ve ne şekilde kaybolduğu sorusunu doğurmaktadır.

3. Muharrem Özkaya’nın Beyanı

Müşteki Muharrem Özkaya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamada kendisine sonradan teslim edilen mermi çekirdeğinin, parçalanmış ve birbirine yapışmış halde olduğunu ancak halen hatıra olarak sakladığını ifade etmiş ve mahkemeye sunabileceğini belirtmiştir.

Buna rağmen söz konusu parça hakkında balistik, biyolojik veya parmak izi incelemesi yapılmasına yönelik taleplere cevap verilmediği belirtilmektedir.

4. Jandarma Teğmen Abdulkadir Karadağ

02 Ağustos 2016 tarihli otopsi raporuna göre; 3 adet mermi giriş yarası ve 1 adet mermi çıkış yarası tespit edilmiştir.

Batın bölgesinden bir adet deforme metalik cisim çıkarılarak savcılığa teslim edildiği belirtilmiştir. Bu durumda matematiksel olarak en az bir mermi çekirdeğinin daha vücutta bulunması gerekirken bunun nerede olduğu açıklanamamaktadır.

5. Fatih Talu Hakkındaki Çelişkiler

Fatih Talu’nun otopsi raporunda; bir mermi çekirdeğinin iki parça halinde savcılığa teslim edildiği yazılmıştır. Ancak 2017 tarihli balistik raporunda; tek parça bir mermi çekirdeğinin incelendiği belirtilmiştir. Bunun yanında; Otopsi raporunda giriş yarası 1,5 × 0,7 cm olarak ölçülmüştür.

Balistik raporunda ise incelenen mermi 9 mm çapında olarak belirtilmiştir. Bu ölçüler arasındaki uyumsuzluk nedeniyle kullanılan silahın farklı bir çapta (muhtemelen 5.56 mm) olabileceği ileri sürülmektedir.

Ayrıca otopsi raporunda kesin atış mesafesinin belirlenebilmesi için maktulün üzerindeki kıyafetlerin incelenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, vurulduğu bölgeye ait gömlek, tişört ve atlet gibi üst kıyafetlerin bulunmadığı, yalnızca alt kıyafetlerin dosyada yer aldığı ifade edilmektedir. Bu durum, olayın aydınlatılması açısından önemli olan kritik delillerin eksik olduğu yönünde bir değerlendirmeye yol açmaktadır.”[1] 

Sonuç

Teğmen Erkul’un beyanlarına göre iki ayrı alarm zili çalıyor. Birincisi, raporların “kanaat” kısmının eleştiriye göre genişleyip daralması. İlk keşifte yok sayılan bir ihtimalin, ikinci keşifte “muhtemelen” diye dosyaya eklenmesi, bilimsel raporu tartışmanın değil yönlendirmenin parçası haline getiriyor. İkincisi ve daha ağır olanı ise delilin kimliği. Otopsinin “deforme mermi çekirdeği” dediğine balistiğin “metal parça” demesi, sonra aynı bulguya “nüve” denmesi, basit bir kelime farkı değil; failin tespit edilebilirliğini doğrudan belirleyen bir kırılma.

Cinayet dosyasında delil yoksa, suçun faili de güvenli kalır. Delilin adı değişiyorsa, dosyanın yönü değişir. Ve delil, maktulün üzerinden çıkıp “anı” diye birilerinin cebine giriyorsa, artık bu yalnız bir ihmal değil; adaletin bilinçli olarak karartılması ihtimalini akıllara getirir.


Kaynaklar:

[1] Necip Erkul’un 28.06.2018 tarihinde Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği beyanı.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR