“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Savunmayı Kısınca Gerçek Ortaya Çıkmaz

Savunmayı Kısınca Gerçek Ortaya Çıkmaz

Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı Darbe Davası dosyasında yargılamanın en ağır gerçeği, sanıklara isnat edilen suçlamalardan önce, yargılamanın kendisinin adil ve denetlenebilir olup olmadığıdır. Jandarma Muhabere Teğmen Necip Erkul’un 28 Haziran 2018 tarihli duruşmadaki savunmasında, savunma hakkının nasıl geciktirildiğini, nasıl daraltıldığını ve nasıl şeklen yürütüldüğünü somut bir şekilde anlatıyor. İlk savunma için geçen yaklaşık iki yıl, avukatla görüşmenin kısıtlanması, delillerin zamanında tebliğ edilmemesi, savunma için internet ve mevzuata erişim engeli, salonda hakaretlere karşı tedbirsizlik ve kritik tanıkların gerekçesiz reddi… Bu vahim tablo, yargılamanın sonucundan bağımsız olarak “adil yargılanma” ilkelerinin aşındığını gösteriyor.

Teğmen Erkul, 28 Haziran 2018 tarihinde Ankara 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada ihlalleri şu şekilde dile getirdi:

“Yargılamanın ilk celsesi 07 Ocak 2018 tarihinde görülmüştür. Yüzlerce sanığın bulunduğu bu davada bana savunma sırası ise 28 Haziran 2018 tarihli duruşmada gelmiştir. Dolayısıyla tutukluluğumun üzerinden yaklaşık 2 yıl geçmiş olmasına rağmen ilk kez mahkeme karşısına çıkarak kendimi savunma imkânı buldum…

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) madde 6 ve Anayasa madde 36’ya göre savunmamı hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmam ve savunma hakkım engellenmiş, böylece adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Ayrıca bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkı ve hakimin tarafsızlığı ilkesi ihlal edilmiştir.

AİHS madde 6/1 ile Anayasa madde 36 ve 141’e göre yüzyüzelik ilkesi ihlal edilmiştir. Yine AİHS madde 6 ile Anayasa madde 36 ve 141’e göre gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ilkesi ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ihlal edilmiştir…

Savunma hazırlarken mahkeme içtihatlarına ve mevzuat hükümlerine ulaşım için internet erişimine izin verilmemiştir. Çelişmeli yargılama ilkesine aykırı biçimde savunma hazırlığı için gerekli bilgi ve belgeler tarafıma ulaştırılmamış, çalışma yapacağım bir ortam sağlanmamıştır. Ayrıca savunmalarım defalarca kesilmiş ve mütalaaya karşı savunmam yetersiz süreyle sınırlandırılmıştır…

Yargılama sürecinde savunma hakkım süre ile kısıtlanmış, deliller zamanında tarafıma tebliğ edilmemiştir. Avukatımla görüşme hakkım kısıtlanmış ve görüşmelerim kamera kaydına alınarak gizliliği ihlal edilmiştir…

İzleyicilerden sanık savunmalarına müdahale edip sanıklara hakaret edenlere karşı önlem alınmamıştır. Benzer yargılamalarda da, mahkeme başkanının Cumhurbaşkanı danışmanı ile görüşmesi gibi mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıracak olaylar yaşanmıştır…

Olay gecesi yaşananların tespiti için ifadelerinin alınması çok önemli olan Arif Çetin, Eraslan Er, Ahmet Hacıoğlu’nun tanık olarak dinlenmesi talepleri gerekçesiz olarak reddedilmiş, söz konusu kişilerle yargılama boyunca yüzleşme ve soru sorma imkânı engellenmiştir.” [1] 

Sonuç

Bu savunma, “usul” diye küçümsenen şeyin aslında davanın omurgası olduğunu gösteriyor. Bir sanığın yaklaşık iki yıl sonra ilk kez savunma yapabilmesi, savunmaya hazırlık için mevzuat ve içtihata erişimin engellenmesi, delillerin geç tebliği, savunmanın kesilmesi ve süreyle daraltılması; dosyada gerçeğe ulaşmayı değil, dosyayı bitirmeyi önceleyen bir yargılama iklimine işaret eder. Üstelik kritik tanıkların gerekçesiz reddi, yüzyüzelik ve çelişmeli yargı ilkelerini doğrudan zayıflatır: Tanık gelmezse, yüzleşme olmaz; yüzleşme olmazsa, anlatı tek taraflı kalır.

Bu nedenle Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı Darbe Davası dosyasında tartışılması gereken soru şudur: Yargılama, maddi gerçeği arayan bir mekanizma mıydı; yoksa savunmayı geciktirip daraltarak, belirli bir sonuca doğru ilerleyen bir “prosedür” mü? Teğmen Erkul’un SEGBİS kaydına geçen itirazları, bu soruyu yargılamanın daha en başında dosyanın tam da merkezine yerleştiriyor.


Kaynaklar:

[1]  Necip Erkul’un 28.06.2018 tarihinde Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği beyanı. 

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR