Olay gecesinde kışlada bulunmak, silah ve teçhizat almak ve güvenlik tedbirlerine katılmak, Beytepe Davası’nda darbe kastının göstergeleri arasında değerlendirildi. Yüzbaşı Adem Yaşar ise savunmasında, bu davranışların kendi başına suçun amacıyla özdeşleştirilemeyeceğini; hareketlerinin dışarıdan gelebilecek bir saldırıya karşı güvenlik düşüncesiyle gerçekleştiğini ve bunları darbe girişimine bağlayacak somut fiil ile delillerin ortaya konulmadığını ileri sürdü.
Olay gecesi bir darbe girişimi yaşanacağını bilmediğini belirten Yaşar, kışlaya gelişinin bu yönde önceden edinilmiş bir bilgiye dayanmadığını söyledi. Kışlada bulunduğu sıradaki hareketlerini ise geçmişte yaşanan terör saldırıları, birliklere gönderilen ikazlar ve artırılan güvenlik tedbirleri nedeniyle dışarıdan gelebilecek bir saldırıya karşı kışlayı ve kendisini koruma düşüncesiyle açıkladı.
“O Gece Kışlaya Gitmem Tamamen Tesadüftür”
Kışlaya gelişinin önceden planlanmış bir faaliyetin parçası olmadığını savunan Yaşar, darbe girişiminden haberdar olmadığını belirtti:
“Son olarak, o gece kışlaya gitmem tamamen tesadüftür. O gece bir darbe girişimi olacağını bilmiyordum. Devlet bile ülkede yaşanan olağanüstü askerî hareketliliği saatler sonra anlayabildi. Ben nasıl bilebilirim?” [1]
Bu beyan, kışlaya gitme kararı ile olay gecesinde daha sonra gerçekleştirilen hareketlerin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği yönündeki savunmayı ortaya koyuyor. Yaşar, kışlaya darbe girişimine ilişkin bir bilgi veya plan doğrultusunda gitmediğini; orada bulunduğu sıradaki davranışlarının ise içinde bulunduğu koşullara göre şekillendiğini ileri sürüyor.
Terör Saldırısı İhtimaline Karşı Alınan Tedbirler
Kışlada bulunduğu sırada dışarıdan bir saldırı ihtimali bulunduğunu düşündüğünü belirten Yaşar, bu değerlendirmesini geçmişte Ankara’da yaşanan terör olaylarına, birliklere gönderilen ikaz mesajlarına ve o gece artırılan güvenlik tedbirlerine dayandırdı:
“Sadece geçmişte Ankara’da yaşanan terör olayları, kışlalara ve birliklere gelen terör ikaz mesajları ve o gece kışladaki güvenlik tedbirlerinin artırılmış olması nedeniyle birliklere terör saldırısı olabileceğini düşündüm. Bir asker kişi olmanın bilinciyle ve terörle mücadele tecrübemden yola çıkarak, kışlamın güvenliğini ve kendi güvenliğimi korumak maksadıyla hareket ettim. Asıl böyle davranmasaydım sorumlu olurdum.” [1]
Yaşar, olay gecesindeki hareketlerini de bu tehdit algısı çerçevesinde açıkladı:
“O gece yaptığım her şey, kışlaya dışarıdan gelebilecek bir terör saldırısına karşı kışlamı ve kendimi korumak içindi. Asla kendim darbe girişimi amacıyla bir şey yapmadım ve başkasının darbe girişimi amacıyla bir şey yaptığına tanık olmadım. Hiç kimseyi derdest etmedim. Hiç kimseye yönelik cebir ve şiddet eyleminde bulunmadım. Darbe kalkışmasıyla ilgili olarak önceden herhangi bir toplantıya katılmadım. Benim darbe girişimini desteklediğime dair iddianamede hiçbir delil yoktur.
Darbe ile ilgili hiçbir faaliyette bulunmadım. Hiç kimseye talimat vermedim ve hiç kimseden talimat almadım. O gün kışlamın güvenliğini ve kendi güvenliğimi düşünerek hareket ettim. Ancak suçlu ve suçsuz ayrımı yapılmadan, toplu bir zihniyet ve ön yargıyla hareket edilerek tutuklandım ve tüm maddi ve manevi özlük haklarımdan mahrum bırakıldım.” [1]
Sanık müdafii Av. Ömer Çelikkesen de olay gecesindeki davranışların niteliğini aynı çerçevede değerlendirdi:
“Müvekkil, darbeyi gerçekleştirmek amacıyla herhangi bir kimseye kanunsuz ve açıkça suç teşkil edecek emir vermemiş; hiçbir kimseden kanunsuz ve açıkça suç teşkil edecek emir almamıştır. Hiç kimseye ateş etmemiş, ateş edildiğini görmemiş, hiç kimseyi derdest etmemiş ve kışla dışında herhangi bir kanunsuz faaliyet veya hareket içinde bulunmamıştır.
Sadece birliklere terör saldırısı olabileceğinin söylenmesi üzerine, asker olmanın bilinciyle ve terörle mücadele tecrübesinden yola çıkarak kışlanın güvenliğini ve kendi güvenliğini korumak amacıyla hareket etmiştir. Asıl böyle davranmasaydı asker olarak sorumlu olurdu. Müvekkilin o akşam silah ve teçhizat alması tamamen kışlayı ve kendisini koruma amaçlıdır. Hiç kimseye, hatta havaya bile ateş etmemiştir.” [2]
Müdafi, silah ve hücum yeleği kullanılmasının da askerî eğitim ve tehdit algısı içinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu:
“O gece silahlı ve hücum yelekli olması, tamamen aldığı askerî eğitim ve edindiği tecrübeyle ilgilidir. Terörle mücadele etmiş her asker o şartlarda aynı şeyi yapar. O gece orada bulunanlarda bir fikir ve eylem birliği vardı. Ancak bu kesinlikle darbe amaçlı değil, kışlayı terör saldırılarına karşı koruma amaçlıydı. (…)” [2]
Bu beyanlarda, kışlaya gelişin tesadüfi olduğu savunması ile kışlada bulunulan sırada güvenlik tedbiri alındığı yönündeki açıklama farklı aşamalara ilişkin olarak kuruluyor. Yaşar, kışlaya darbe amacıyla gitmediğini; orada bulunduğu sırada ise dışarıdan saldırı ihtimali bulunduğunu düşünerek hareket ettiğini ileri sürüyor. Bununla birlikte, mevcut beyanlarda bu tehdit değerlendirmesinin tam olarak hangi somut bilgi, emir veya olay üzerine oluştuğu ayrıntılı biçimde açıklanmıyor.
Davranış ile Yüklenen Anlam Arasındaki Ayrım
Dosyadaki hukuki tartışma, olay gecesindeki davranışların varlığından çok bu davranışların hangi kastla gerçekleştirildiği ve sanığın eylemleri ile isnat edilen suç arasında kişisel bir bağ kurulup kurulamadığı noktasında yoğunlaşıyor.
Bir kişinin kışlada bulunması, silah ve koruyucu teçhizat alması veya güvenlik tedbirlerine katılması, tek başına bu davranışların darbe girişimini destekleme amacıyla gerçekleştirildiğini göstermiyor. Böyle bir sonuca ulaşılabilmesi için kişinin darbe girişiminden önceden haberdar olduğu, bu doğrultuda emir veya talimat ilişkisine girdiği, suçun icrasına katkı sunduğu ya da cebir ve şiddet içeren somut bir eylem gerçekleştirdiği ortaya konulmalıdır.
Yaşar ile müdafiinin beyanlarında kanunsuz emir verilmediği, talimat alınmadığı, ateş edilmediği ve kimsenin derdest edilmediği savunuluyor. Olay gecesindeki hareketlerin toplu bir değerlendirme içinde darbe girişimiyle ilişkilendirildiği, buna karşılık fiil, kast ve sebep-sonuç bağının kişiselleştirilmediği ileri sürülüyor.
Kumpas iddiasının temelini de savunmanın işaret ettiği bu anlam değişimi oluşturuyor: Güvenlik amacıyla yapıldığı söylenen hareketlere darbe kastı yüklendiği, isnadın kurulduğu ancak bu isnadı taşıyacak somut ve bireysel bağın gösterilemediği savunuluyor.
Kaynaklar
[1] Yüzbaşı Adem Yaşar’ın Beytepe Davası kapsamında Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 19.07.2017, 31.10.2017 ve 16.11.2017 tarihli 13., 15. ve 27. celse SEGBİS çözümlerindeki beyanları.
[2] Sanık müdafii Av. Ömer Çelikkesen’in Beytepe Davası kapsamında Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 19.07.2017 tarihli 13. celsedeki beyanı.