“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Yokun Yokluğunu İspatlamak

Yokun Yokluğunu İspatlamak

Beytepe Davası’nda, Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhında Kurmay Binbaşı olarak görev yapan Nurettin Özdoğan’ın savunmasında tekrar tekrar aynı soru öne çıkıyor: Kendisini darbe girişimi veya örgüt suçlamasıyla ilişkilendiren somut kişisel fiil neydi? Özdoğan, iddianamede ve esas hakkındaki mütalaada şahsına yönelik isnatların bireyselleştirilmediğini söyledi; müdafii Av. Murat Kurnaz ise dosyada ve Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda yürütülen idari tahkikatta Özdoğan’ı suçlamayla ilişkilendirecek bir kanıt bulunmadığını savundu.

“Yokun yokluğunu ispatlamaya çalışacağım”

Özdoğan, savunmasının temel itirazını iddianame ve esas hakkındaki mütalaada kendisine yöneltilen isnatların niteliği üzerinden ortaya koydu:

“Gerek iddianamede gerekse esasa ilişkin savcılık mütalaasında şahsımla ilgili birkaç satır, birkaç cümleden müteşekkil soyut iddialar ile somutluktan (…) suçta şahsilik ilkesinden uzak bazı ön kabul isnatlardan başka hakkımda hiçbir somut itham veya iddia yoktur. Yani burada kısaca, Sayın Başkan, değerli üyeler, yokun yokluğunu ispatlamaya çalışacağım.” [1]

“Yokun yokluğunu ispatlamak” ifadesi, savunmanın içinde bulunduğunu ileri sürdüğü güçlüğü özetliyor: Özdoğan, karşısında çürütebileceği somut bir kişisel eylem yerine soyut isnatlar bulunduğunu savunuyor.

Olay Gecesinden Uzaklaşan Sorgular

Özdoğan, sorgulamanın yönüne ilişkin dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu:

“Sorgularda benden ne bilgi istediğini dahi bilmeyen memurların sorgulamalarına maruz kaldım. (…) Hatta bu garip soruların birkaç tanesi de işte ‘Çocuklarının adını kim koydu?’ (…) Ayrıca ‘Kendini nasıl tanımlarsın?’ şeklinde ideolojik inancımı sorgulamaya çalışan sorular da sordular. Yani ben orada şunu anladım: Olay günü cereyan eden olaylarla hiç ilgilenmediklerini, bu yapılan sorgulamanın da formalite icabı olduğunu orada algıladım.” [1]

Bu anlatım, sorgunun somut olay ve fiillerden uzaklaşıp kişinin özel hayatı ve dünya görüşüne yöneldiği iddiasını gündeme getiriyor. Özdoğan da buradan hareketle sorgulamanın olayın aydınlatılmasına yönelik olmadığı kanaatine vardığını belirtiyor.

“Adım dahi geçmemektedir”

Savunmanın bir diğer ayağı, Özdoğan’ın farklı delil ve bağlantı alanlarında adına rastlanmadığı yönündeki beyanına dayanıyor:

“Hakkımda etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen şahıslar da dâhil olmak üzere tüm sanık ve müşteki ifadelerinde veya bugüne kadar alınan on binlerce, hatta yüz binlerce ifadede en ufak bir isnat veya iddia yoktur. Adım dahi geçmemektedir. (…) ByLock kaydım yoktur. (…) Bank Asya vb. hiçbir şekilde örgütle iltisak sağlayabilecek hiçbir bağlantım veya hesabım da yoktur. Ayrıca Beytepe kışlasında yapılan idari tahkikat raporunda da şahsımla ilgili hiçbir isnat yoktur. Bu raporda adım dahi geçmemektedir, hiçbir satırda.” [1]

Bu beyan, savunmanın “dosyaya hangi somut bağ üzerinden dâhil edildi?” sorusunu daha belirgin hâle getiriyor.

Av. Murat Kurnaz da idari tahkikat raporu üzerinden aynı noktaya dikkat çekti:

“Nurettin Özdoğan’ın iddianamede atılı eylemler içerisinde bu yasa dışı yeraltı egzotik örgütlerle alakasını ortaya koyabilecek tek bir kanıt bile mevcut değil. (…) Diğer taraftan da idari tahkikat raporunu satır satır inceledim. Koskoca raporun hiçbir yerinde Nurettin Özdoğan ismi yok.” [2]

Sanık ve müdafi beyanları burada aynı noktada birleşiyor: Özdoğan’ı isnatlarla ilişkilendirecek kişisel ve somut bağın dosyada gösterilmediği savunuluyor.

Beytepe’ye Neden Gitti?

Özdoğan’ın olay gecesi Beytepe’de bulunmasının nedeni de savunmanın üzerinde durduğu başlıklardan biriydi. Av. Kurnaz, bu durumu şöyle açıkladı:

“Aziz Nesin öyküsüne de rahmet okutacak bir hikâyedir Nurettin Özdoğan hikâyesi. (…) Nurettin Özdoğan’ın Jandarma Okullar Komutanlığı’ndaki varlığı tamamen eşiyle tartışmış, meraklı bir kurmay subayın evvelce görev yaptığı, hemen lojmanın bitişiğindeki askerî birliğe giderek ne olup bittiğini anlamaya çalışması ve birden kendisini birlik içerisindeki bir güvenlik tedbirinin içinde bulmasıdır. (…) Nurettin o akşam eline hiçbir şekilde silah da almamış, hücum yeleği de giymemiş.” [2]

Kurnaz’ın anlatımı, Özdoğan’ın Beytepe’de bulunmasının tek başına darbe girişimine katılım olarak yorumlanamayacağı yönündeki savunmanın temelini oluşturuyor. Özdoğan’ın Beytepe lojmanlarında ikamet ediyor olması da olay gecesi bu bölgeye gelişini başlı başına olağan dışı bir hareket olmaktan çıkarıyor. Bu nedenle tartışmanın, yalnızca nerede bulunduğundan çok, orada hangi somut ve kişisel eylemi gerçekleştirdiği üzerinden yürütülmesi gerektiği savunuluyor.

“Nizamiyenin dışına çıkan adam yok”

Av. Kurnaz, Özdoğan’a ilişkin savunmasını Beytepe Davası’nın genel değerlendirilme biçimiyle de ilişkilendirdi:

“Kendilerini tenzih ederek söylüyorum; ya bu adamlar dünyanın en ahmak darbecileri ya da bu dava dünyanın en ahmak darbe davası. (…) Jandarma Okullar Komutanlığı’nda Allah aşkına, Meclisi bırakın, nizamiyenin dışına çıkan adam yok. (…) Birlikten adamı çıkarsa bir suç, birlikten adamı çıkarmamış gene yargılanıyorlar. E, çıkarsa yine yargılanacaklardı, ‘Niye saldınız?’ diye. (…) Müvekkilim Nurettin Özdoğan’ın dosya kapsamında ve iddianame kapsamında dahi aslı astarı olan bir delille suçlandığı yok.” [2]

Bu genel eleştirinin Özdoğan bakımından vardığı nokta, yine kişiselleştirilmiş delil meselesidir. Müdafi, müvekkilinin yalnızca kışlada bulunması üzerinden değil, kendisine ait somut bir eylem üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Sonuç Yerine

Nurettin Özdoğan ve müdafii Av. Murat Kurnaz’ın beyanlarında aynı eksen belirginleşiyor: İsnatların kişiselleştirilmediği, sorgunun olayla ilgisiz alanlara yöneldiği, Özdoğan’ın adının ifadelerde ve idari tahkikat raporunda geçmediği, örgütsel bağlantıya işaret eden kayıtların bulunmadığı ve Beytepe’de bulunmasının önceden planlanmış bir faaliyete dayanmadığı savunuluyor.

Bütün bu başlıklar tek bir soruda birleşiyor: Nurettin Özdoğan’ı darbe girişimi veya örgüt suçlamasıyla ilişkilendiren somut ve kişisel eylem neydi?

Özdoğan’ın “yokun yokluğunu ispatlamaya çalışacağım” sözü, savunmanın temel itirazını özetliyor. Müdafii de dosyada somut bir delil bulunmadığını ileri sürerek aynı boşluğa işaret ediyor. Savunmaya göre Özdoğan’ı suçlamaya yönelik kişisel ve maddi bir bağ kurulamadığı hâlde, sorguların olay gecesindeki somut eylemlerden uzaklaşıp özel hayatına ve dünya görüşüne yönelmesi, belirli bir fiilin failini araştırmaktan çok Özdoğan’ı suçlamayla ilişkilendirecek bir zemin arandığı şüphesini doğuruyor. Bu tabloda Beytepe’de bulunması, somut bir kişisel fiilin yerine geçen başlıca suçlama dayanağı hâline geliyor.


 Kaynaklar

[1] Nurettin Özdoğan’ın Beytepe Davası kapsamında Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 18.07.2017, 16.11.2017, 22.06.2018 ve 28.06.2018 tarihli 12., 27., 36. ve 40. celse SEGBİS çözümlerindeki beyanları.

[2] Sanık müdafii Av. Murat Kurnaz’ın Beytepe Davası kapsamında Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 18.07.2017 tarihli 12. celsedeki beyanı.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR