“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Bir Nizamiye Kaydı, Arabada Geçen Bir Gece, Bir Hüküm: Beytepe’de Bulunmak Tek Başına Yeter mi?  

Bir Nizamiye Kaydı, Arabada Geçen Bir Gece, Bir Hüküm: Beytepe’de Bulunmak Tek Başına Yeter mi?  

Bazı vakalarda tartışma, kişinin sadece bulunduğu konuma indirgenir. Oysa bir suçlamayı değerlendirirken belirleyici olan çoğu zaman daha geniş bir çerçevedir: Bir kişinin o noktaya hangi amaçla gittiği, kimlerle temas kurduğu, nasıl bir tutum sergilediği ve sonrasında hangi adımları attığı gibi. Jandarma Binbaşı Haydar Hacıpaşalıoğlu hakkında ortaya konulan darbe iddiasına karşı savunma da tam olarak bu sorular üzerinde durmaktadır. Avukat Abdullah Atilla Bingöl’e göre mesele, kaotik bir gecede olay yerinde bulunan bir kişinin, sonradan darbe planının doğal bir parçası gibi değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusunda düğümlenmektedir.

Beytepe’ye Giden Akşam

Binbaşı Hacıpaşalıoğlu, 15 Temmuz gününü rutin görev akışı içinde geçirdiğini anlatıyor. Güvercinlik Kışlası’ndaki görevlerinin ardından Jandarma Genel Komutanlığı’nın bulunduğu Beştepe Kışlası’na geçtiğini, evrak arz sürecini tamamlamaya çalıştığını söylüyor.

Akşam saatlerinde ise Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’na gitme nedenini açık biçimde anlatıyor:

“Mesai bitiminde eşim ve çocuklarım bayram izni ve akabinde yıllık izin münasebetiyle memleketimde olduğundan sosyal tesislerde yemek yemek amacıyla Beytepe Kışlasına gittim.” [1]

Savunmanın dikkat çektiği ayrıntılardan biri ise kışlaya giriş şekli.

“Saat 21:15 civarında Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığının 1 nolu nizamiyeden giriş yaptım burada aracımı da kayıt ettirdim ve içeri girdim.” [1]

Bu ayrıntı, müdafii Avukat Abdullah Atilla Bingöl’ün savunmasında özel bir yer tutuyor:

“Eğer darbeyi düşünen birisi olsaydı, herhalde Okullar Komutanlığının Nizamiyesinden girerken kendi kaydını yaptırmazdı. Darbeciyse eğer sonradan arkasında iz bırakmak istemez. Oraya kendi ismini kendi aracını ne diye kayıt ettirsin.” [2]

Savunmanın kurduğu mantık açık: Gizli bir organizasyonun içinde olduğu iddia edilen bir kişinin, kendi kimliğiyle ve aracıyla nizamiye kaydı bırakması hayatın olağan akışıyla bağdaşır mı?

Kapalı Bir Yol ve Uzayan Gece

Hacıpaşalıoğlu, Beytepe’ye girdikten sonra planladığı gibi sosyal tesislere ulaşamadığını söylüyor.

“Sosyal tesislere yöneldim fakat yolun kapalı olduğunu görünce ilerleyemedim ve geri dönmeye karar verdim.” [1]

Kışla içinde karşılaştığı hareketlilik üzerine bazı personele ne olduğunu sorduğunu, kritik birliklere yönelik saldırı duyumları nedeniyle personelin görevlendirildiğinin kendisine söylendiğini aktarıyor. Bunun üzerine ayrılmak yerine beklemeyi tercih ettiğini anlatıyor:

“Aracımı kayıt kabul binasının biraz gerisinde bulunan yere park ederek aracın içinde beklemeye başladım… bulunduğum yerden ayrılmamaya ve hava aydınlanıncaya kadar o bölgede kalmaya karar verdim.” [1]

Gece boyunca zaman zaman araç içinde beklediğini, gelişmeleri sosyal medya ve haberlerden takip ettiğini, sabah saatlerinde nizamiyeden çıkışların başlamasıyla birlikte kışladan ayrılarak birliğine döndüğünü ifade ediyor. [1]

Savunmanın anlatı ekseni burada belirginleşiyor: Hacıpaşalıoğlu’na göre o geceki varlığı planlı bir hareketin değil, içinde kaldığı belirsiz bir durumun sonucuydu.

Telefon Kayıtları Ne Anlatıyor?

Dosyada dikkat çekici görülen HTS kayıtları da savunmanın önemli başlıklarından biri.

Hacıpaşalıoğlu, Adem Yaşar ile yaptığı görüşmelerin ortak bilişim faaliyetleri ve mesai kapsamındaki çalışmalarla ilgili olduğunu söylüyor:

“Aynı benzer bir bilişim görevi icra eden ve toplantı seminer bilişim projeleri gibi ortak faaliyetlerde yer aldığım bir meslektaşımdır… yaptığım telefon görüşmelerde genelde mesaide faaliyetlerimiz kapsamındadır.” [1]

Erdoğan Çiçek ile yaptığı görüşmenin ise görev ilişkisi ve evrak koordinasyonu kapsamında olduğunu ifade ediyor:

“Jandarma Genel Komutanlığı karargahı Beştepe’de görev yapmakta olan ve aynı zamanda askeri lise harp okulundan arkadaşım olan Erdoğan Çiçek’tir. Görüşme içeriğimizde başkanlıklar arası evrak koordinesidir.” [1]

Sabah saatlerinde Ali Onurlucan tarafından aranmasının nedenini ise Güvercinlik Kışlası’ndaki personelin yoklamaya çağrılması olarak açıklıyor. Tarık Görener ile yaptığı görüşmenin de nizamiyeden çıkış imkânını öğrenme amacı taşıdığını belirtiyor. [1]

Savunmaya göre bu telefon trafiği, iddia edildiği gibi bir koordinasyonu değil; görev ilişkileri ve olağan iletişim ağı içinde değerlendirilmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.

Bu noktada Avukat Bingöl şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Haydar böyle bir olayın içerisinde olacak olsaydı darbeyle doğrudan ilişkisi olduğu kuvvetle muhtemel olan kişilerle mutlak surette bir iletişiminin olması gerekirdi. Buna ilişkin hiçbir şey yok.” [2]

Dosyanın Cevap Aradığı Soru

Hacıpaşalıoğlu, Beytepe’de bulunduğu süre boyunca herhangi bir fiili faaliyete katılmadığını özellikle vurguluyor.

“Olay mahallinde bulunduğum süre içerisinde hiçbir zaman silah veya mühimmat almadım veya kullanmadım. Herhangi bir kimse ile emir komuta bağlantısı içerisinde olmadım. Konusu suç teşkil eden yada etmeyen bir emir almadı ve vermedim. Herhangi bir faaliyete iştirak etmedim.” [1]

Gece boyunca yaşadığını söylediği şeyin bir faaliyet değil, bekleyiş olduğunu ifade ediyor:

“Kimi zaman araç içerisinde kimi zaman da araç dışında durarak durumun aydınlığa kavuşmasını ve en emniyetli bir şekilde birliğime dönmeyi bekledim.” [1]

Avukat Abdullah Atilla Bingöl ise savunmasını şu cümleyle özetliyor:

“Haydar bunların hiçbirisine girmiyor. Kendinin anlattığı olaylar zincirinin içerisine baktığınızda tamamen tesadüf eseri Okullar Komutanlığına gitmiş olmasından kaynaklı şu anda karşınızda.” [2]

Bir kişinin bir yerde bulunması ile bir faaliyetin parçası olması arasındaki çizgi bazen bir telefon kaydında, bazen bir nizamiye girişinde, bazen de gece boyunca yapılmayan bir harekette aranıyor. Bu dosyada savunmanın kurduğu temel anlatı tek bir soruda birleşiyor: Bir kişi kayıtlı biçimde giriş yapmış, silah almamış, emir vermediğini söylemiş ve sabah doğrudan birliğine dönmüşse, değerlendirme bulunduğu yer üzerinden mi yapılmalıdır, yoksa ortaya konulan somut davranışlar üzerinden mi? 


Kaynaklar

[1] Haydar HACIPAŞALIOĞLU’nun 03.11.2017 tarihinde Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.

[2] Avukat Abdullah Atilla BİNGÖL’ün 03.11.2017 tarihinde Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR