Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı davasında delillerin nasıl toplandığına ilişkin tartışma, soyut savunma iddiaları üzerinden değil; bizzat savcılık makamının verdiği resmi cevap üzerinden mahkeme kayıtlarına girdi. Kurmay Yarbay Erdoğan Çiçek, delillerin tartışılması safhasında[1], Cumhuriyet Savcısı Mahmut Arslan tarafından UYAP sistemi üzerinden verilen cevabı mahkeme huzurunda okuyarak, delil toplama pratiğini olduğu gibi kürsüye taşıdı:
“Başkanım, bu delillerin tartışılması safhasında en önemli konu delillerin toplanması. Bununla ilgili olarak, Cumhuriyet Savcısı Mahmut Arslan’ın, soruşturma kapsamında Jandarma Genel Komutanlığına ilişkin delillerin toplanmasıyla ilgili verdiği cevabı burada okuyacağım:
‘Darbeye teşebbüs eden şüphelilerin yakalanarak gözaltına alındığı, sayıların çok olması, yaşanmış olayın önem arz etmesi ve güvenliklerinin bir an evvel sağlanması için; yakalanan şahısların üst aramasındaki malzemelerin, gözaltı işlemlerini yapan birimlerce çöp poşetlerine doldurulmak suretiyle, toplam otuz çöp poşeti dolusu malzemenin, adli işlemleri yapan birime tutanaksız olarak bırakıldığı, söz konusu malzemelerin inceleme ve tasnif işlemlerinin 18 Temmuz 2016 günü saat 22.30’da son bulduğu, yapılan incelemede malzemelerde herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı, dolayısıyla şahıslara teslim edildiği, emniyet personelinin görevinin gereğini yaptığı ve kusurunun bulunmadığı’ belirtilmektedir.”
Bu noktada Kurmay Yarbay Çiçek, savcılık cevabının içeriğini yorumlamadan; yalnızca belgenin kendisini mahkemenin önüne koydu ve ardından, söz konusu cevabın fiilen ne anlama geldiğini yine kişiselleştirmeden ifade etti:
“Şimdi bu, savcımızın vermiş olduğu bir cevaptır başkanım. Özellikle bu delillerin nasıl toplandığını söylüyorum. Otuz tane çöp poşetine doldurulan delillerin içerisinde kıyafetler var, elektronik malzemeler var, araç anahtarları var, cüzdanlar var başkanım.
Bunlar bu şekilde otuz poşete doldurulmuş, ilginç olan şu ki; bunu tasnif etmişler ve bunun da şahıslara teslim edildiği söyleniyor. Emniyet görevlilerinin de bir kusurunun olmadığı söyleniyor.
Sadece bunun altını çiziyorum, eleştiriyi başkanım size bırakıyorum.”
Bu beyanla birlikte, delil niteliği taşıması muhtemel eşyaların; kime ait olduğu belirlenmeden, hangi koşullarda muhafaza edildiği kayıt altına alınmadan, adli emanete alınmaksızın ve yargısal denetime tabi tutulmadan süreç dışına çıkarıldığı, savcılık cevabının kendisiyle mahkeme kayıtlarına girmiş oluyor.[2]

Kurmay Yarbay Çiçek beyanında ayrıca delil toplama usulsüzlüğünün yalnızca fiziki eşyalarla sınırlı olmadığını, görüntü delilleri bakımından da benzer bir tablo bulunduğunu ifade ettikten sonra dosyaya daha sonra giren sınırlı sayıdaki görüntünün de tartışma imkânından yoksun bırakıldığını şu sözlerle belirtti:
“Kamera görüntüleri verilmedi. Defalarca talep etmemize rağmen savunma tarafına kamera görüntüleri hiç verilmedi. Keşif istedik, talep ettik, kabul edildi ama keşfe götürülmedik…Şimdi ise silinmiş, oynanmış olsa da kısıtlı miktarda bu bulguları paylaştınız ama bu sefer de anlatmayalım diye savunma süremizi kısıtladınız.”
Delil tartışmasının bir diğer ayağını ise dijital veriler oluşturur. Kurmay Yarbay Çiçek, özellikle ByLock iddiasına dayanak yapılan kayıtların içeriğinden ziyade, elde ediliş biçimini mahkemenin dikkatine sundu:
“Benimle ilgili ByLock’a dair herhangi bir içerik kaydı yok. Sadece bir tespit ve değerlendirme tutanağı ile CGNAT kayıtları vardır.”
Bu verilerin hukuki dayanağını ise şu sözlerle sorgularken dijital verilerin kaynağına ve doğrulanabilirliğine ilişkin belirsizliği de açıkça dile getirdi:
“Bu trafik bilgileri mahkeme kararı olmadan alınmıştır. BTK’dan alınmamıştır, doğrudan operatörlerden alınmıştır. Kanunun öngördüğü iki yıllık saklama süresi de aşılmıştır. Önüme konulan dijital verilerin bir kopyasının mahkemenin adli emanetinde olduğuna dair hiçbir güvence yoktur. Nereden geldiği, kim tarafından alındığı, kimliklendirilmesi belli değildir.”
Sonuç: Delil Değil, Süreç Anlatılıyor
Kurmay Yarbay Erdoğan Çiçek’in mahkeme huzurunda yaptığı bu beyanlar, delillerin hukuka uygunluğunu tartışmaktan önce, delil kavramının nasıl işlevsizleştirildiğini gözler önüne seriyor. Çöp poşetlerine doldurularak tutanaksız biçimde toplanan eşyalar, hiç var olmamış gibi süreç dışına çıkarılan kamera kayıtları ve kaynağı belirsiz dijital veriler; bir suçun ispatından çok, bir dosyanın nasıl kurulduğunu anlatıyor.[3]
Beştepe davasında “delil” başlığı altında anlatılanlar, gerçekte delilin kendisinden ziyade, delilin yokluğunda yürütülen bir yargılama sürecinin kaydı olarak mahkeme tutanaklarında yerini almıştır.
Kaynaklar
[1] Kurmay Yarbay Erdoğan Çiçek’in 11.06.2019 tarihinde Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinde, Delillere Karşı Savunma kapsamında SEGBİS kayıtlarına geçen beyanları.
[2] Kurmay Yarbay Erdoğan Çiçek’in mütalaaya karşı savunması, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi, 2017/30 Esas.
[3] Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) – delil toplama ve muhafazaya ilişkin hükümler.