“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Meydanlardan Devlet Kurumlarının Önüne Taşınan Kalabalıklar

Meydanlardan Devlet Kurumlarının Önüne Taşınan Kalabalıklar

Jandarma Muhabere Üsteğmen Oktay Çağlayan, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinde delillere ilişkin savunmasında 15 Temmuz gecesi Etimesgut’ta toplanan vatandaşların hareketliliğine dikkat çekti. Üsteğmen Çağlayan’ın üzerinde durduğu husus, vatandaşların yalnızca kendiliğinden sokağa çıkmaları değil; farklı telefon çağrıları, yönlendirmeler ve araçlarla belirli noktalara taşınmalarıydı.

Savunmasında müşteki ifadelerini tek tek aktaran Çağlayan, bu hareketliliğe ilişkin değerlendirmesini şöyle ifade etmiştir:

“Etimesgut’ta vatandaşlar telefon çağrıları ile Etimesgut Belediyesi meydanında birileri tarafından toplanmış, kalabalık önce Zırhlı Birliklerin ve Etimesgut Devlet Hastanesinin önüne yönlendirilmiş. Ardından çeşitli araçlarla Saraya ve Jandarma Genel Komutanlığı önüne taşınmışlardı.” [1]

Çağlayan’ın bu değerlendirmesinin dayanağını, dava dosyasındaki müşteki anlatımları oluşturmaktadır.

Ortak Toplanma Noktası: Etimesgut Belediyesi

Müşteki Şenol Gençler, o geceki hareketliliği şöyle anlatmıştır:

“O gece meydanlara çıktık. Ben Etimesgut’ta oturan biriyim. Etimesgut’ta önce meydana geçtik. Belediyenin oraya, üst meydanda toplanılması söylemişlerdi.” [1]

Gençler’in “toplanılması söylemişlerdi” ifadesi, Etimesgut Belediyesi çevresinin belirli kişilerce buluşma noktası olarak gösterildiğine ilişkin bir anlatım içermektedir.

Müşteki Ramazan Çadıroğlu’nun beyanında da aynı toplanma noktası yer almaktadır:

“Darbe bildirisini okur okumaz hemen dışarı çıktım. Orada Etimesgut Belediyesinin orada kalabalık olduğunu gördüm… Külliyeye gitme fikri oluştu bende.” [1]

İki beyan birlikte değerlendirildiğinde, Etimesgut Belediyesi çevresinin birden fazla kişi açısından ortak bir buluşma noktası olduğu görülmektedir.

Araçlarla Külliyeye Geçiş

Müşteki Durmuş Kayretli ise belediye önünden sonraki hareketliliği şöyle anlatmıştır:

“Başbakanımızın açıklamasını duydum ve ben o saatte çıktım evden, Etimesgut Belediyesi önüne kadar bir araç ile indim… Oradaki halkla bir araca bindik, nereye gideceğiz dedik, Külliyeye gidelim dedik.” [1]

Bu anlatımda Külliyeye gitme kararının belediye önünde bulunan kişiler arasında alındığı anlaşılmaktadır.

Müşteki İsmail Ekici’nin anlatımı ise daha doğrudan bir yönlendirmeye işaret etmektedir:

“Etimesgut’ta oturuyorum. Darbe olduğunu duydum sokağa çıktım. Yollar kalabalıktı, Külliyenin önüne getirdiler.” [1]

Ekici’nin “Külliyenin önüne getirdiler” sözü, kendi iradesiyle hareket etmekten farklı olarak, birileri tarafından o bölgeye götürüldüğü yönünde bir anlatım içermektedir.

Farklı müştekilerin ifadeleri bir arada değerlendirildiğinde Etimesgut Belediyesi çevresinde toplanan insanların daha sonra araçlarla Külliye ve çevresine taşındığına ilişkin ortak bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Kızılay’a Giden Otobüsün Yönünün Değişmesi

Müşteki Hatice Işık, kullandığı EGO otobüsündeki güzergâh değişikliğini şöyle anlatmıştır:

“EGO otobüsü ile gittim… Başta Kızılay’a gideceğiz dediler. Ondan sonra yön değiştirildi. Kızılay’a zaten gidilmiş, başka yere gidelim dediler.” [1]

Bu ifade, vatandaşların hareketinin yalnızca bireysel kararlarla gerçekleşmediğini gösteren önemli örneklerden biridir. Bu tür yönlendirmeler, 15 Temmuz gecesi kalabalıkların hangi noktalara ve hangi amaçla sevk edildiğinin araştırılmasını önemli hâle getirmektedir.

Telefon Görüşmelerinden Sonra Değişen Yön

Müşteki Ahmet Kansız ise o gece aldığı telefonları ve sonrasında yaşananları şöyle aktarmıştır:

“Yurdun çeşitli yerlerinden ve Ankara’dan bir kısım telefonlar gelmeye başladı telefonuma. Demokratik tepkimi koymak amacıyla yola çıktım… Daha sonra bazı telefon görüşmelerinden sonra Cumhurbaşkanlığı tarafına doğru gitmemiz yönünde fikir belirdi.” [1]

Çağlayan, bu ve diğer müşteki ifadelerini birlikte değerlendirerek şu sonuca ulaşmaktadır:

“Etimesgut’ta vatandaşlar… birileri tarafından toplanmış, kalabalık önce Zırhlı Birliklerin önüne, ardından çeşitli araçlarla Saraya ve Jandarma Genel Komutanlığı önüne taşınmıştır. Müştekilerin beyanlarından açıkça anlaşılıyor ki vatandaşlar çeşitli telefon çağrılarıyla organize edilerek devlet kurumlarının önüne taşınmış, tehlikeye atılmışlardır.” [1]

Genel Değerlendirme

Vatandaşların 15 Temmuz gecesi sokağa çıkması ile silahlı askerî birliklerin bulunduğu veya çatışma ihtimalinin yüksek olduğu devlet kurumlarının önüne taşınması aynı şey değildir. Dava dosyasına yansıyan müşteki anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, Etimesgut’ta başlayan insan hareketliliğinin yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacak ölçüde yönlendirme unsurları içerdiği görülmektedir.

Etimesgut Belediyesi çevresinin ortak bir toplanma noktası olarak ortaya çıkması, buradan araçlarla farklı bölgelere hareket edilmesi, bazı kişilerin Külliye önüne “getirildiklerini” söylemesi, bir EGO otobüsünün güzergâhının yolculuk sırasında değiştirilmesi ve telefon görüşmelerinin ardından Cumhurbaşkanlığı yönüne gitme kararının ortaya çıkması birbirinden tamamen bağımsız ayrıntılar olarak görülemez.

Bu anlatımlar, vatandaşların sokağa çıkma iradesinden sonra ikinci bir aşamanın bulunduğuna işaret etmektedir: Sokağa çıkan insanların belirli noktalarda toplanması ve daha sonra silahlı unsurların bulunduğu kritik devlet kurumlarının çevresine yönlendirilmesi.

Üsteğmen Çağlayan’ın savunmasında dikkat çektiği asıl husus da budur. Mesele, vatandaşların neden sokağa çıktığından çok, sokağa çıkan kalabalıkların daha sonra kimler tarafından, hangi araçlarla, hangi telefon görüşmeleri sonrasında ve neden özellikle çatışma ihtimali bulunan bölgelere sevk edildiğidir.

Üstelik bu sorular yalnızca sanık askerlerin ileri sürdüğü soyut iddialardan kaynaklanmamaktadır. Çağlayan, değerlendirmesini doğrudan dava dosyasındaki müşteki beyanlarına dayandırmaktadır. Bir başka ifadeyle, yönlendirme iddiasının dayanaklarından biri bizzat o gece devlet kurumlarının önüne giden vatandaşların kendi anlatımlarıdır.

Bu nedenle söz konusu insan hareketliliğinin yalnızca “halkın darbeye karşı sokağa çıkması” şeklindeki genel anlatımla açıklanması yeterli değildir. Etimesgut’taki toplanmanın nasıl gerçekleştiği, telefon çağrılarını kimlerin yaptığı, araçların kimler tarafından temin edildiği, güzergâhların neden değiştirildiği ve sivillerin neden silahlı çatışma ihtimali bulunan noktaların önüne götürüldüğü açıklığa kavuşturulmalıdır.

Bu soruların cevapsız bırakılması, 15 Temmuz gecesindeki sivil hareketliliğin kendiliğinden gelişen bir toplumsal tepkinin ötesinde, önceden bilinen veya yönlendirilen bir sürecin parçası olup olmadığı yönündeki kuşkuları güçlendirmektedir. Çağlayan’ın savunması ve müşteki ifadeleri, bu ihtimalin araştırılmasını gerektiren somut veriler ortaya koymaktadır.


Kaynak
[1] Jandarma Muhabere Üsteğmen Oktay Çağlayan’ın Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinde delillere ilişkin savunmasındaki beyanları; EK 2C Delillere İlişkin Savunma, SEGBİS kaydı.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR