“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Ceza Mahkemesinden Tazminat Kıskacına: 15 Temmuz Sandığı Kapanmıyor

Ceza Mahkemesinden Tazminat Kıskacına: 15 Temmuz Sandığı Kapanmıyor

Jandarma Genel Komutanlığında 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan olaylara dair yürütülen ve sanıkların çoğunluğu yönünden kesinleşen yargılama süreci sona ermiş, dava boyunca yaşanan hukuksuzluklar ve öne çıkan kumpas emareleri bu mecrada okuyucuların dikkatine sunulmuştur.

Ne yazık ki cezaları infaz edilen mağdurlara reva görülen hukuksuzluklar, idari organlarca hâlen devam ettirilmektedir. Son olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca açılan ve Ankara 87. İş Mahkemesinde 2026/149 Esas sayısıyla görülen, ilk duruşması 15.07.2026 tarihinde yapılan dava kapsamında, kurum sigortalılarından Tevhit AKKAN’ın 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemin devamı niteliğindeki eylemler sebebiyle şehit olduğu belirtilerek,

“Bu duruma göre davalılar meydana gelen ve gelebilecek kurum zararından 5510 sayılı Kanun’un 21 inci ve 39 uncu ve diğer maddeleri gereğince sorumludur. Bu itibarla miktar bakımından fazlaya ilişkin talep ve ek dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla meydana gelen kurum zararının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili amacıyla işbu davanın açılması zarureti ortaya çıkmıştır.” [1]

denilerek dava açılmıştır.

Dava dosyası kapsamında, ceza yargılamasında olayın faili olduklarına dair herhangi bir somut delil bulunmayan ve hatta haklarında beraat kararı verilen sanıklar dahi yaşanan öldürme hadisesinin sorumluları arasında gösterilmiş, ilgili İş Mahkemesi de bu hususları ayrıca incelemeye gerek görmeden tensip kararı vermiştir.

Savunma Hakkı da Bir Yere Kadar

Davanın taraflarından, Sincan Yüksek Güvenlikli CİK’unda bulunan eski Kurmay Binbaşı Bülent AK, 18.08.2026 tarihinde mahkemeye sunduğu dilekçeyle davaya ilişkin çeşitli taleplerde bulunmuştur.

Bunun yanında diğer davalılarca gönderilen talep dilekçelerinde de ceza mahkemesi dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraflarına gönderilmesi, bilgisayar kullanımına izin verilmesi, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla ya da bizzat katılımlarının sağlanması, ceza dosyasındaki dijital belgelere erişim imkânı verilmesi ve savunma için süre uzatımı gibi en temel ve doğal haklar talep edilmiştir.

Ancak Ankara 87. İş Mahkemesi, 27.08.2026 tarihli ara kararıyla bu talepleri,

“Eldeki rücu davasının kapsamı ve ceza mahkemesi ilamının bağlayıcılığı karşısında davanın çözümüne katkı sağlayacak nitelikte görülmemiştir.” [2]

gerekçesiyle reddetmiştir.

Yıllardır yaşanagelen hukuk rezaletlerine karşı ellerindeki kısıtlı imkânlarla kendilerini savunan, hangi şartlar altında verildiği herkesin malumu olan cezalarını çeken mağdur askerî personel, hakikatleri ortaya çıkarmak için üzerine düşeni yapmaktan vazgeçmiyor. Ancak idari birimler ve yargı kurumları eliyle karşılarına sürekli engeller çıkarılarak yasalarla koruma altına alınmış hakları gasbedilmeye devam ediliyor.

Savunma için gerekli belgelere erişimden duruşmaya katılım imkânına kadar uzanan bu taleplerin reddedilmesiyle davalılara adeta, “Savunun kendinizi ama bizim müsaade ettiğimiz kadar.” mesajı verilmiştir.

Ceza Mahkemesi Kararının Bağlayıcılığı

Bülent Ak’ın 18.08.2026 tarihli dilekçesine ilişkin olarak Ankara 87. İş Mahkemesince 31.08.2026 tarihinde verilen ara kararda ise ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesi bakımından bağlayıcılığına ilişkin şu değerlendirmeye yer verilmiştir:

“6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesiyle bağlı değilse de, kesinleşen ceza mahkemesi kararında belirlenen maddi olgular hukuk hakimini bağlamaktadır.” [3]

Bülent Ak, mahkemenin bu yaklaşımını, daha yargılamanın başında ceza mahkemesi kararında kabul edilen maddi olguların kendisi yönünden de bağlayıcı sayılacağının açıklanması olarak değerlendirmiştir.

Bu kararın ardından Ak, 07.09.2026 tarihinde Ankara 87. İş Mahkemesi Hâkimi Dilara GÖKÇE hakkında reddi hâkim talebinde bulunmuştur. 

Reddi Hâkim Talebi

Ak’ın söz konusu talep dilekçesinde, “CEZA MAHKEMESİ KARARININ HUKUK MAHKEMESİNİ BAĞLAMAMASI:” başlığı altında, davacı tarafın şu ifadelerine cevaben beyanlarda bulunulmuştur:

“Davalılar hakkında ceza davası açılmış ve sigortalımızın mağduriyetine sebebiyet verdikleri mahkemece tespit edilmiş ve mahkumiyetlerine karar verilmiştir….. kurum zararından…..sorumludur.”

Ak, buna karşılık Anayasa’nın 9. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesine dayanarak şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“Anayasanın 9.Maddesinde “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” hükmü amirdir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ‘nun “D. Yargılama, I. Ceza Hukuku ile ilişkisinde” başlığı altında geçen 74. maddesinde de ” Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, CEZA HÂKİMİNİN kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin KARARI DA HUKUK HÂKİMİNİ BAĞLAMAZ.” hükmü kabul edilmiştir.

Dolayısıyla, başkaca yargılama mercilerince alınan kararların kendi kararlarını bağlayıcı bir nitelik taşıdığının düşünülmesi o mahkemenin bağımsızlığının olmadığı sonucunu doğurur ki, “ceza mahkemesi hukuk mahkemesinin üstüdür veya hukuk mahkemesinden daha önemlidir” gibi bir ilişki ve durum YOKTUR.” [4]

Ak, aynı dilekçede 31.08.2026 tarihli ara kararda yer verilen ceza mahkemesi kararındaki maddi olguların hukuk hâkimini bağladığı yönündeki değerlendirmeyi “İHSAS-I REY” olarak nitelendirmiştir. Hakkında hangi koşullarda ceza kararı verildiğini dilekçesinde anlattığını belirten Ak, bu yaklaşım nedeniyle Hâkim Dilara GÖKÇE’nin kendisini adil, tarafsız ve bağımsız biçimde yargılamayacağı yönünde kanaat oluştuğunu ifade etmiştir.

Kamera Görüntüleri Talebinin Reddi

Bülent Ak’ın reddi hâkim talebinin bir diğer gerekçesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik kamera görüntülerinin dosyaya getirtilmesi talebinin reddedilmesidir.

Ak, 07.09.2026 tarihli dilekçesinde bu hususu şöyle ifade etmiştir:

“Şehit maktul Tevhit AKKAN’ a zarar verenlerin ve kusuru olanların ortaya çıkarılması adına, dosyaya kazandırılması için “15 ve 16 Temmuz 2016 tarihlerine ilişkin; Alparslan Türkeş Bulvarı, Beştepe Kavşağı, Külliye önü, Ihlamur Konutları ön ve yan cephelerini gören MOBESE KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİN Ankara II Em.Md.lüğünden talep edilmesi ” şeklindeki talebimin Ankara 87.İş Mahkemesi Hakimi Dilara GÖKÇE tarafından “RED” edilmesi de, kendisinin “hazır ceza mahkemesi tarafından cezalandırılmış birileri varken kamera görüntüleriyle mi uğraşağım?”ın bir bilinç altı yansımasıdır. Göstermelik bir yargılama yapılmasını istemiyor olmanın son derece anlaşılabilir bir talep olduğunu düşünüyorum.” [4]

Ak, Tevhit Akkan’ın ölümüne kimin veya kimlerin sebep olduğunun belirlenmesi için olay yerlerini gören MOBESE kayıtlarının dosyaya kazandırılmasını istemiş, ancak bu talebi karşılık bulmamıştır.

Böylece bir taraftan kesinleşmiş ceza mahkemesi kararında belirlenen maddi olguların hukuk hâkimini bağladığı kabul edilirken, diğer taraftan bu olguların yeniden değerlendirilmesini sağlayabilecek kamera görüntülerinin dosyaya getirtilmesi talebi reddedilmiştir.

Çatırdayan Rejimin Son Çırpınışları

15 Temmuz tertibi bahane edilerek gerçekleştirilen rejim değişikliği neticesinde, an itibarıyla devletin en hayati organlarından gelen çatırdamaların sesi artık iyice duyulur hâle gelmiştir. Bu çürümenin başını çeken yargı erkinin, artık son çırpınışları olmasını umduğumuz hukuksuz uygulamalarına karşı, ancak yaşayanların idrak edebileceği ağır şartlar altında hakkını savunmaya çalışan insanların çabaları takdire değerdir ve bir gün elbet hak ettiği karşılığı bulacaktır.


 Kaynaklar:
[1] Av. Selim UTKAN tarafından Ankara Nöbetçi İş Hâkimliğine sunulan dava dilekçesi.
[2] Ankara 87. İş Mahkemesinin 27.08.2026 tarihli ara kararı.
[3] Ankara 87. İş Mahkemesinin 31.08.2026 tarihli ara kararı.
[4] Bülent Ak’ın 07.09.2026 tarihli reddi hâkim dilekçesi.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR