“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Karanlık Gecenin Senaristleri

Karanlık Gecenin Senaristleri

Benim için projelerim ile uğraştığım sıradan bir mesai günüydü. Aziz Yılmazlar, Güven Şağbanlar gibi Mustafa Önsel’lerle buluşup kumpas toplantısı yaptığımız bir gün değildi” diyerek sözlerine başladı Kurmay Binbaşı Kadir Söylemez. Savunmasının geri kalan kısmında da 15 Temmuz’u kimlerin bildiğine dair onlarca örneğe yer verdi beyanlarında.[1] Belki bir kitap kapasitesinde yer kaplayabilecek, bir kısmı kamuoyunca da bilinen ancak dile getirilmesi hususunda çekingen davranılan bu misallere yazımızın içerisinde yer verecek, kurulmak istenen tuzağın faillerine ışık tutacağız.

Bir Köşe Yazısından Fazlası

Tekrar uyarmak gerekir ki devlet onları izliyor. İstihbaratıyla, tüm silahlı kuvvetler hiyerarşisi olarak komuta kademesiyle, hükümetiyle, emniyetiyle, halkıyla, siyasetçisiyle, STK’larıyla bir bütün olarak devlet “suç” işlemelerini bekliyor. Yani TAR üzerinde hizalanmalarını. Teker teker sayacaklar hepsini.” [2]

Kurmay Binbaşı Kadir Söylemez, 21 Nisan 2016 tarihinde Türkiye Gazetesinde yayınlanan, Fuat Uğur’a ait köşe yazısından alınan bu satırları savunmasının çerçevesi olarak belirliyor ve kurulan kanlı kumpasta anılan bürokrasi unsurlarının rollerini kamuoyuna yansıyan açıklamalarla tek tek örneklendiriyor:

Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, 5 Temmuz 2018 tarihinde Anadolu Ajansı’nın Editör Masası yayınında kendisine sorulan “Sizi çok zorlayan, ‘Girmeseydik bu işe’ dediğiniz herhangi bir proje oldu mu?” sorusuna, bir süre düşünüp, “Hoşuma gitmeyen proje, 15 Temmuz” cevabını verdi. [3] Bu açıkça bir itiraf değil de nedir?

Eski MİT’çi Mehmet Eymür 15 Temmuz için “raydan çıkmış bir MİT çalışmasıdır” [4] derken, MİT Eski Müsteşarı Emre Taner; “15 Temmuz öncesinde bilinmese bile sonuçları ile bir büyük faciadır. Ama ikinci, üçüncü, dördüncü darbeden endişe ediliyorsa F.TÖ kısa kalır. Arkasında küresel aklın mutlaka göz ardı edilmemesi gerekir. Dış destek çok önemli. Gizli servisin yönetiminde olur bu akıl. Bu F.TÖ olayı değil, servisler olayıdır.” [5] ifadeleri ile farklı ülkelerin istihbarat kurumlarına dikkati çekmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığı darbe davasında müşteki sıfatı ile yer alan Güven Şağban mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde “selalar bir işaretti, duyunca rahatladım” [6] diyerek, konudan önceden bilgisi olduğunu, özellikle Ergenekon yargılamalarında adı geçen isimlerle aralarında bu suretle bir anlaşma şekli olduğunu muhtemelen istemeden ilan etmiş oluyordu. Aynı şekilde dönemin Ankara İl Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan da uçaklar uçmaya başlayınca F.TÖ’nün darbe yaptığını anladığını söylemiş, tıpkı Albay Aziz Yılmaz gibi. Bu da, uçakların uçması aralarındaki başka bir anlaşma mıydı sorusunu akıllara getiriyor.

Karargahlarda Olağan Dışı Hareketlenmeler

Sözde darbenin resmi görüş aksine belirli odaklarca planlanıp icra edildiğine dair Binbaşı Söylemez örneklerine Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde gerçekleştirilen dikkat çekici faaliyetlerle devam ediyor.

Bu kapsamda dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal darbeden kısa süre önce MİT’in gönderdiği araçla saraya gidiyor. Genelkurmay Başkanı Akar’ın nerede olduğunu sorması üzerine ise kardeşinin hasta olduğunu, onun yanına gittiğini söyleyip [7] gerçeği amirinden saklıyor.

Aynı isim Hava Harbiye öğrencilerini bir gün önce ziyaret ettiği kampta komutanlara, “çocukları çok yormayın, yarın zaten yorulacaklar” [8] şeklinde beyanda bulunuyor. Orada bulunanların şahitlik ettiği bu ifadeleri bu kadar rahat bir şekilde söylemeleri, kurdukları kumpasın başarılı olacağına ve günün sonunda kazanan tarafta olacaklarına olan inançlarının ne kadar yüksek olduğunu göstermesi açısından enteresan örneklerdendir.

Deniz Kuvvetleri Komutanı ise, ülke çapında henüz hiçbir hareketlilik yokken, darbeciler tarafından etkisiz hale getirilmemek maksadıyla 19:30’da emir subayını yanından gönderdiğini söylüyor.[9]

Jandarma Genel Komutanlığında da askeri usullere ve hiyerarşiye uymayan olaylar cerayan etmiştir. Dönemin Harekat Başkanı Arif Çetin, Genelkurmay’daki darbe notunun geldiği toplantıdan çıktıktan sonra Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi’ye bilgi vermeden gizlice İçişleri Bakanlığına gidiyor ve şoförüne de “buraya geldiğimi kimseye söylemeyin” [10] diye ikazda bulunma ihtiyacı hissediyor. 

Kumpasın Ayak İzleri

Binbaşı Söylemez’e göre hayatın olağan akışına aykırı davranışlarda bulunan ve 15 Temmuz kumpasının haberdarları olarak dikkat çeken devlet bürokrasisinin birçok kademesinde vazifeli daha birçok isim resmi belgelere yansımıştır.

Ankara’dan Emniyet Müdürü Koray Öner saat 21:30’da Cihat Yaycı’yı, yanında Savcı Necip Cem İşçimen olduğu halde arıyor ve darbe olduğunu söylüyor. Yaycı o sırada Marmaris’te otelde.

Davada yargılanan Üsteğmen Sungur Poroy, birliklerinde görevli Subay Ünsal Turan’ın ben olacakları önceden biliyordum şeklinde beyanda bulunduğuna ifadesinde yer vermiştir.

Hava Korgeneral Yılmaz ÖZKAYA’da olay tarihinde Marmaris’te. Kızı 22:00 sularında arayıp, baba Solo Türk gösteri mi yapıyor? diye sorunca darbeden haberi oluyor ve hemen tatilini kesip Dalaman Askeri Havalimanına gidip oranın emir komutasını alıyor. Ardından yine Marmaris’te tatilde olan Yüzbaşı Uğraş Topçu’yu arıyor ve yanına çağırıyor. Daha sonra Hava Kuvvetleri karargahını arayarak Tümgeneral Cevat Yazgılı ile konuşuyor, ona “onlara müdahale et, bas gaza gebert hepsini” diye emir veriyor. Üstelik bunu hava kuvvetleri karargahında hiçbir hareketlenme yokken yapıyor. Rütbeleri ve görev yerleri farklı olmasına rağmen aralarındaki bu ilişki dikkat çekiyor. Tüm yurt çapında sözde darbeye müdahaleye giden ilk kişilerin Perinçekçi subaylar olması meselenin dikkat çeken bir başka yönü. Bunun tatbikatsız yapılması mümkün değil. Bu şahıslar ast ya da üstlerini değil askeri hiyerarşi dışında farklı kurumlardaki kişileri arıyorlar.

Yüzbaşı Uraş Topçu, mahkemede Yılmaz Özkaya’nın yaptıklarını anlatıyor. Harekât Merkezi ceridesinde 15 Temmuz’da yazılan kayıtları 17 Temmuz’da yapılmış gibi gösterdiğini söylüyor. [11] Meydan kulenin bütün kayıtlarını sildiriyor. Kütahya, İzmir, Datça radarlarının görüntü kayıtlarını, tapelerini sildiriyor. Dalaman Kuledeki astsubay, Cumhurbaşkanı’nın uçağının kayıt kütüklerinde iniş meydanı olarak İran’ın gözüktüğünü söylüyor. Aynı zamanda İzmir açıklarında Rusya’nın istihbarat gemisinin olduğu ve oraya helikopterlerin inip kalktığı söyleniyor. Bu kayıtlar bunların açığa çıkmaması için mi silindi?

Kadir Söylemez’in tespitlerinde yer alan bir diğer şaibeli isim Mustafa Önsel, o gece helikopteri görünce senin de benzinin biter diyor. İlginç bir öngörü! Benzer şekilde Celalettin Lekesiz, Meclis Araştırma Komisyonunda PÖH unsurlarını Akıncı üssündeki akaryakıt deposunu etkisiz hale getirmek için görevlendirdim diyor. Birbiriyle paralel bu beyanlar belli çevrelerce yapılmış bir ön hazırlığı gözler önüne seriyor.

O geceki kronolojiye uymayan diğer bir hadiseyi Hande Fırat, 12 Temmuz 2019’da yazmış: Binali Yıldırım saat 20:45 de Soylu’yu aramış, bu ne maskaralık demiş, o da ne yapmamı istersiniz diye sorunca Çankaya köşküne geçin talimatını vermiş, O’da silahını alıp köşke gitmiş. [12] Sözü edilen saatte henüz köprünün bile kapanmamış olması kumpasın işaretlerinin bir diğeri olarak kayıtlara geçmiştir.

EMASYA (Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma) Protokolü, “Terörle mücadelede etkinlik gerekçesi ile 14 Temmuz 2016’da tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yeniden yürürlüğe girmiştir. Bu da o gece tuzağa çekilen silahlı kuvvetler personelinin yine silahlı kuvvetler unsurlarınca etkisiz hale getirilmesine zemin sağlayan bir gelişme olarak kayıtlara geçmiştir.

PÖH Daire Başkanı Turan Aksoy meclis ifadesinde 21:30’da Genelkurmay’dan birisinin arayıp sıkı yönetim ilan edildiğini söylediğini ifade ediyor. Sıkıyönetim mesaj emrinin saati ise 22:15! 

Bundan sonraki kısımda ise müştekilerin dikkat çeken beyanlarına yer veriyor Binbaşı Söylemez;

Müşteki Sümeyra Öztürk 21:30 civarında Özel harekata ilk bomba atıldı, külliyeye geçelim demiş.[13] Öztürk 23:17 olan olay saatini nedendir bilinmez oldukça geri bir saate alıyor. Partinin oraya gidince bu insanlar nerede demiş, hani darbe olunca herkes çıkacaktı sokağa diye düşünmüş. Adeta önceden yapılmış bir hazırlığın deşifresini yapıyor müşteki Öztürk. Bir diğer müşteki Mesut Zeybek ise Gölbaşı’ndaki Polis Özel Harekat Birliği nerede kaldı diye düşünmüş. Sıradan bir insanın bu şekilde müdahale unsurundan haberdar olması hayatın olağan akışına uygun olmasa gerek.

Ercan Şen isimli bir vatandaş ise tesadüfen Bosna’dan geldiğini, gelirken arabasında 40-50 adet Türk bayrağı olduğunu ve bunları halka dağıttığını mahkemedeki tanıklığı esnasında ifade ediyor. Bir başka ilginç tesadüf!

Sosyal Medya da Devrede

Binbaşı Kadir Söylemez’in tespitlerinde yer alan haberli ve hazırlıklı son isim AKP Afyon Milletvekili Ali Özkaya. Kendisi söz konusu davanın müştekilerinden Muharrem Özkaya’nın abisi olup, o gece Hava Kuvvetlerinde görevli, adı bir Süper Lig karşılaşmasında rakip takıma gözdağı vermek için stadın üzerinde birliğinin hava unsurlarını uçuran ve siyasi iktidara yönelik hazırladığı destek videoları ile hatırlanan Mete Kuş ile görüşmeler yapmış bir isim. Özkaya Ankara 4. ACM’de verdiği ifadesinde saat 22:45’de “F.TÖ hava ve jandarmaya darbe yaptırıyor, ey Türk halkı ayağa kalk” diye tweet attığını beyan ediyor. Ortada henüz bir şey yokken bu şekilde hedef göstererek yaptığı paylaşım dikkat çekiyor.

Kurmay Binbaşı Kadir Söylemez’in Ankara 23. ACM’de yaptığı savunmasında değindiği, sözde darbenin iktidar ve belirli odaklarla birlikte planlanıp icra edildiğine dair, kimi daha önce medyaya yansımış kimisi kendisinin çabası ile ulaştığı kumpas emarelerine yazımızda değinmeye çalıştık. 

Yıllardır üstü kapatılması, konuşulmaması istenen konuları imkansızlıklar içerisinde tespit edip adeta faillerinin yüzlerine karşı bunları haykıran sesler, kuyulardan dahi gelse en gür seda olarak yankılanmaya devam edecektir. 


Kaynaklar

[1] J.Kur.Bnb. Kadir Söylemez’in Esas Hakkındaki Mütalaaya Karşı Savunması 

[2] Uğur, F. (2016, 21 Nisan). Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk “tar”da sayılır!. Türkiye Gazetesi. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026, https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/fuat-ugur/cemaatci-askerlere-son-uyari-tavuk-tarda-sayilir-591124.

[3] Anadolu Ajansı. (2018, 5 Temmuz). Editör Masası yayını [YouTube videosu] Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026,
https://www.youtube.com/watch?v=W1sYe_Nl6Io

[4] Romanya Haber. (2017, 1 Haziran). Eski MİT’çi Eymür: “15 Temmuz rayından çıkmış bir MİT çalışmasıdır”. Erişim tarihi: 12 Temmuz 2026,
https://romanyahaber.com/2017/06/01/eski-mitci-eymur-15-temmuz-rayindan-cikmis-bir-mit-calismasidir/

[5] VOA Türkçe. (2016). Eski MİT Müsteşarı Taner: “15 Temmuz gizli servisler olayıdır. Erişim tarihi: 13 Temmuz 2026,
https://www.voaturkce.com/a/eski-mit-mustesari-taner-15-temmuz-gizli-servisler-olayidir/3590615.html

[6] Güven Şağban’ın 7 Kasım 2018 tarihli duruşmadaki beyanları

[7] Yıldız, M. Odatv. Darbeden 3 ay önce Akar ve Ünal arasında ne yaşandı? Erişim tarihi: 14 Temmuz 2026,
https://www.odatv.com/yazarlar/muyesser-yildiz/darbeden-3-ay-once-akar-ve-unal-arasinda-ne-yasandi-157703

[8] Abidin Ünal, Akıncı davasına tanık olarak katıldığı duruşmada, “Öğrenciler için böyle bir talimat vermem söz konusu olamaz” demekle yetindi. Ancak Hava Tuğgeneral Yaşar Kadıoğlu, eski bir Harbiyeli öğrenciyle yaptığı yazışmalarda, Abidin Ünal ile bu konuyu görüştüğünü ve Ünal’ın sözlerini inkâr etmek yerine, “Ben ertesi günkü planör uçuşunu kastettim” diyerek açıkladığını aktardı. Fakat ertesi gün (Cumartesi) planör uçuşu yoktu.

[9] 15 Temmuz Gerçekleri. Deniz Kuvvetlerinin en karanlık günü: 15 Temmuz. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2026,
https://15temmuzgercekleri.com/deniz-kuvvetlerinin-en-karanlik-gunu-15-temmuz/

[10] Bülent Ak’ın Ocak-Şubat 2020 tarihlerinde, Esas Hakkındaki Mütalaasındaki beyanları

[11] Tanık Yüzbaşı Uraş Topçu’nun Ankara 23. ACM’deki beyanları

[12] Fırat, H. Hürriyet. (2019, 12 Temmuz). Üç yılın ardından: Bu ne maskaralık. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2026,
https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/uc-yilin-ardindan-bu-ne-maskaralik-41271438

[13] Müşteki Sümeyra Öztürk’ün 6 Aralık 2018 tarihinde Ankara 23. ACM’deki beyanları

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR