“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Literatüre Girecek Uygulamalar – 3 : Suçlama İşkenceyi Meşrulaştırmaz

Literatüre Girecek Uygulamalar – 3 : Suçlama İşkenceyi Meşrulaştırmaz

Beştepe Davası’nda O.T., mahkemedeki savunmasında yalnızca kendisine yapılanları değil, aynı spor salonunda bulunduğu sırada gördüğü ve duyduğu ağır uygulamaları da anlattı. Savunmasının bu bölümü; cinsel işkence iddiası, günlerce çıkarılmayan kelepçeler, aylarca devam ettiği belirtilen sağlık sorunları ve bunları kayıt altına alması gereken kamu görevlilerinin sorumluluğu bakımından ayrıca önemlidir.

Mağdurun ifadelerinde dikkat çeken kişilerden biri, aşırı kilolu, kısa saçlı ve doğu aksanlı olarak tarif ettiği polistir. Bu kişinin 18 Temmuz 2016 günü kendisine yaklaşarak şu sözleri söylediğini aktarmıştır:

“18 Temmuz 2016 günü daha önce bahsettiğim aşırı kilolu ve doğu aksanlı polis bulunduğum tarafa eğilerek, ‘Artık Türklerin zamanı bitti, Perslerin zamanı başladı, O. çocukları’ dedi.” [1]

Mağdur, kişiyi genel bir tanımlamayla geçiştirmemiş; fiziksel yapısını, saçını ve aksanını belirtmiştir. Spor salonunda görev yapan personel listesiyle bu eşkâlin karşılaştırılması, aynı görevliyi gören diğer kişilerin dinlenmesi ve teşhis işlemi yapılması, anlatımın araştırılması bakımından başvurulabilecek yöntemler arasındadır.

Cinsel İşkence İddiası

Mağdurun anlatımındaki en ağır olaylardan biri, gözaltındaki bir personele copla cinsel saldırıda bulunulduğu iddiasıdır:

“Aynı gece aralarındaki konuşmadan şube müdürü olduğunu anladığım; aşırı kilolu, doğu aksanlı, kısa saçlı polisin bir personelin makatına cop sokarken, ‘Kasma, bak kasmazsan daha kolay olur; ben bu işlerde çok tecrübeliyim’ dediğini duydum.” [1]

Anlatımda olayın Ankara İl Emniyet Müdürlüğü yerleşkesindeki spor salonunda ve belirli bir zaman diliminde gerçekleştiği ifade edilmekte; fail olduğu ileri sürülen kişinin fiziksel özellikleri, aksanı ve muhtemel görevi de tarif edilmektedir. O gece spor salonunda bulunan kişiler, sağlık ve muayene kayıtları ile diğer gözaltı personelinin beyanları birlikte değerlendirildiğinde iddianın araştırılmasına imkân sağlayabilecek verilerin bulunduğu görülmektedir.

Görevliye atfedilen “Ben bu işlerde çok tecrübeliyim” sözü de ayrıca dikkat çekicidir. Anlatımın doğrulanması hâlinde bu ifade, benzer uygulamaların daha önce gerçekleşip gerçekleşmediğinin de araştırılmasını gerektirebilecek niteliktedir.

Ayrıntılı eşkâli verilen görevlinin ve cinsel saldırıya maruz bırakıldığı belirtilen personelin belirlenip belirlenmediği, sağlık kayıtlarının incelenip incelenmediği ve iddianın etkili bir soruşturmaya konu edilip edilmediği açıklığa kavuşturulması gereken hususlardır.

Altı Gün Boyunca Çıkarılmayan Kelepçeler

Mağdur, gözaltında kaldığı altı gün boyunca kelepçelerinin çıkarılmadığını ve bunun aylarca devam eden sağlık sorunlarına yol açtığını belirtmiştir:

“Altı gün boyunca kelepçelerimi bir an bile çıkarmadılar. Bileklerim iltihaplı yara oldu; his kaybı nedeniyle el parmaklarımı üç buçuk ay hissetmedim.” [1]

Kelepçe, kişinin kaçmasını veya saldırmasını önlemek amacıyla ve gerektiği ölçüde kullanılabilecek bir tedbirdir. Gözaltındaki bir insanın bileklerinde iltihaplı yaralar oluşturacak şekilde altı gün boyunca kelepçeli tutulduğu yönündeki anlatım ise bunun bir güvenlik tedbirinin sınırlarını aştığı iddiasını gündeme getirmektedir.

Mağdur, dizüstü oturtulma ve darp nedeniyle sağ bacağında da aylarca süren sorun yaşadığını ifade etmiştir:

“Dizüstü oturtmaları ve darplar nedeniyle sağ bacağımı beş ay hissetmedim; topallayarak yürüdüm.” [1]

Parmaklarda üç buçuk ay, sağ bacakta ise beş ay sürdüğü belirtilen his kaybı, gözaltı sona erdiğinde ortadan kalkan geçici bir şikâyetten söz edilmediğini göstermektedir. Bu tür sağlık sorunlarının doktor muayeneleri ve hastane kayıtları üzerinden araştırılması mümkündür.

Sağlık Raporlarının Sorumluluğu

İşkence ve kötü muamele iddialarının araştırılmasında en önemli objektif kayıtlar arasında, gözaltı sırasında ve sonrasında düzenlenen sağlık raporları bulunmaktadır.

Altı gün boyunca çıkarılmadığı belirtilen kelepçelerin oluşturduğu yaraların, darp izlerinin, yürüme bozukluklarının ve kişinin dile getirdiği diğer sağlık şikâyetlerinin muayene sırasında değerlendirilmesi ve kayda geçirilmesi beklenir. Sağlık raporları bu nedenle yalnızca gözaltındaki kişinin genel durumunu gösteren belgeler değil, kötü muamele iddialarının araştırılmasında da önemli delil niteliğindedir.

Mağdurun aktarılan savunma metninde 17 Temmuz 2016 tarihinde spor salonunda görevli olan doktora ilişkin cümle tamamlanmamıştır. Ancak o tarihte görev yapan sağlık personelinin kim olduğu, hangi raporların düzenlendiği, muayenelerin hangi şartlarda gerçekleştirildiği ve tespit edilen yaraların kayda geçirilip geçirilmediği resmî belgeler üzerinden belirlenebilir.

Kişinin serbestçe konuşamadığı veya fiziksel bulguların eksiksiz biçimde kayıt altına alınmadığı bir muayene, kötü muamelenin ortaya çıkarılmasını güçleştirir. Bu nedenle görülen yaraların kayda geçirilmemesi, kişinin beyanlarının rapora yansıtılmaması veya gerekli tıbbi müdahalenin sağlanmaması yönündeki iddialar da kamu görevlilerinin sorumluluğu bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Genel Değerlendirme

15 Temmuz gecesinde yaşananların ve kişilere yöneltilen suçlamaların ağırlığı, gözaltındaki insanlara yönelik kötü muameleyi meşru hâle getirmez. Darbecilikle veya terör örgütü üyeliğiyle suçlanmak; kişinin dövülmesine, soyulmasına, aç ve susuz bırakılmasına, tuvalet ihtiyacının engellenmesine, ailesi üzerinden cinsel saldırıyla tehdit edilmesine veya günlerce kelepçeli tutulmasına izin vermez.

Hukuk devleti, yalnızca masum olduğuna inanılan kişilerin haklarını koruyan bir sistem değildir. Hakkında en ağır suçlama bulunan kişinin de beden ve ruh bütünlüğünün korunması gerekir. Gözaltındaki kişi devletin denetimi altındadır ve bu aşamadan itibaren can güvenliği ile insan onurunun korunması kamu görevlilerinin sorumluluğundadır.

Mağdurun savunmasının bütünü, kötü muamele iddialarının tek bir olay veya görevliyle sınırlı olmadığını; bahçeden otobüse, emniyet yerleşkesinden spor salonuna uzanan farklı aşamalarda devam ettiğini ortaya koymaktadır. Önceki anlatımlarda darp, soyma, açlık, susuzluk, ailelere yönelik tehditler ve kişisel eşyaların alınması yer alırken, bu bölümde bunlara cinsel işkence iddiası, günlerce çıkarılmayan kelepçeler ve aylarca devam ettiği belirtilen sağlık sorunları eklenmektedir.

Üstelik anlatımlarda görev yaptığı ileri sürülen kişiler tamamen belirsiz bırakılmamıştır. Bazı görevliler fiziksel özellikleri, aksanları ve muhtemel görevleriyle tarif edilmiştir. Spor salonunda görev yapan personelin listeleri, vardiya çizelgeleri, giriş-çıkış kayıtları, kamera görüntüleri, sağlık raporları ve aynı yerde bulunan kişilerin beyanları birlikte incelendiğinde bu iddiaların araştırılmasına imkân sağlayabilecek önemli verilerin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle mesele yalnızca kötü muamele iddialarını dile getiren kişilerin anlatımlarıyla sınırlı değildir. Bu anlatımların hangi ölçüde araştırıldığı, tarif edilen kişilerin belirlenip belirlenmediği, sağlık kayıtlarının incelenip incelenmediği ve mevcut delillerin korunup korunmadığı da cevaplandırılması gereken sorular arasındadır.

Mağdurun altı gün boyunca çıkarılmadığını söylediği kelepçeler yalnızca bileklerinde iltihaplı yaralar açtığı iddiasıyla sınırlı değildir. Araştırılmayan her kötü muamele iddiası, kayda geçirilmeyen her darp izi ve tespit edilmeyen her fail, hukuk devletinin bu tür iddialar karşısındaki yükümlülüğünü de yeniden gündeme getirmektedir.


Kaynak
[1] Mağdurun ifadesi; Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi SEGBİS kayıt çözümlemeleri ve duruşma zabıtlarından derlenmiştir.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR