“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Uyarı Yapılmadan İçeri Alındılar ve Darbeci İlan Edildiler 

Uyarı Yapılmadan İçeri Alındılar ve Darbeci İlan Edildiler 

Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı Darbe Davası duruşmalarından birinde, Jandarma Üsteğmen Mutlu Kıratlı’nın savunmasının en çarpıcı yönü, olayın neden büyümesine izin verildiği sorusunu gündeme getirmesidir. Üsteğmen Mutlu Kıratlı, girişlerin durdurulmadığını, içeridekilerin açık ve etkili biçimde uyarılmadığını, kışlanın hemen yanında bulunan ve sözde karargâh kurulan camiden, minaresi ya da benzeri bir ikaz sistemi aracılığıyla personelin dışarı çıkarılmasına yönelik hiçbir uyarı veya girişimde bulunulmadığını söylüyor. Bu anlatım, yaşananların tesadüfi bir karmaşa mı, yoksa kontrollü biçimde genişleyen bir tablo mu olduğu sorusunu doğrudan gündeme taşıyor. 

Jandarma Üsteğmen Mutlu Kıratlı´nın mahkemedeki beyanından:

“İddianamenin 91. sayfasında yer alan Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu’nun ifadesinde, öncelikle nizamiye girişlerinin durdurulması gerektiği söylenmektedir. Ancak yeterli sayıda personel bulunmadığı gerekçesiyle Jandarma Genel Komutanlığına girmeye çalışan personelin bir kısmı yakalanmış, diğerleri ise yakalanamamıştır. Buna karşılık ben, iddianamede belirtilen saate çok yakın bir zamanda C Nizamiyesi’ne gelmeme rağmen ne bizi durduran ne de içeri girmememiz konusunda uyaran bir polis memuru gördüm. Kimse bizi bu konuda uyarmadı. En azından içeriye girişler durdurulamıyorsa bile, bir veya iki polis memuru tarafından personel uyarılsaydı, bu uyarı neticesinde ben dâhil çoğu personelin içeri girmekten vazgeçeceğini tahmin ediyorum.” [1]

“Başkanım, devam ediyorum. Müşteki Aziz Yılmaz, aynı zamanda benim ikinci amirim olan daire başkanıdır. Kendisine de bu konuyla ilgili bir soru soruluyor. Soru şu şekilde: ‘Camilerin minaresi, hoparlörü veya başka herhangi bir ikaz sistemi ile içeridekileri uyarmayı denediniz mi? Hoparlörle ya da başka bir şekilde içeridekileri ikaz ettiniz mi?’ Müşteki Aziz Yılmaz buna, ‘Etmedik. Sözlü olarak verdiğimiz emirleri de dinlemeyen birine, kışla camiinin minaresinden söylesek ne işe yarayacak?’ şeklinde cevap veriyor. Dışarıdan herhangi bir anons yapılıyor mu? Yapılmıyor. İşte burada müştekiler, idari tahkikatta verdikleri ifadelerde saatlerce sela sesleri duyduklarını söylüyorlar. Ancak diğer müştekilerde böyle bir beyan yok. Yani duydukları şeylere rağmen dışarıdan yapılmış bir anons, bizim farkındalığımızı artıracak herhangi bir ikaz veya yönlendirme yok. 

Kaldı ki karşıda iki general var: Arif Çetin; şu an Jandarma Genel Komutanı olan orgeneral, o dönemde ise tümgeneraldi. Harekât başkanıydı ve vekâleten kurmay başkanlığına bakıyordu. Jandarmanın o dönem karargâhtaki bir numarasıydı. İbrahim Yaşar Paşamız ise izinliydi. Kendisi oradan canlı yayın sistemine çıkıp, ‘Ben Tümgeneral Arif Çetin. Bakın, Jandarma Genel Komutanlığı içerisinde bulunan personel; şu an yaptığınız suçtur, darbe yapıyorsunuz, suçtur. Size saat 12.00’ye kadar süre; hemen Jandarma Genel Komutanlığı’nı terk edin.’ dese bu olay orada bitmişti Başkanım. Bizi uyaran hiç kimse olmadı. Bunları zaten söyledim; anons eden kimse olmadı. Bir anons olsaydı bu iş zaten orada bitmişti. Jandarma Genel Komutanlığı çözülmüştü. ” [2]

Sonuç

Bu savunmanın temel iddiası, olayın büyümesinin rastlantı olmadığı; aksine, uyarı yapılmaması ve ikaz mekanizmalarının işletilmemesi nedeniyle kontrollü biçimde gelişmesine izin verildiğidir. Üsteğmen Kıratlı, nizamiye girişlerinin fiilen kapatılmadığını, içeridekilerin açık ve etkili biçimde yönlendirilmediğini, cami minaresi, hoparlör ya da canlı yayın gibi kanalların kullanılmadığını anlatarak; olayın kontrol altına alınabileceği hâlde alınmadığını söylüyor.

Bu nedenle savunmanın alt metni oldukça nettir: Eğer karşı tarafta üst düzey komuta kademesi varken ve personeli açıkça uyarabilecek imkânlar mevcutken bunlar kullanılmadıysa, burada sıradan bir ihmalden çok daha fazlası söz konusudur. Bu anlatım, olayın büyümesine bilerek izin verildiği ya da en azından etkili müdahalenin özellikle geciktirildiği yönündeki şüpheyi güçlendirmektedir.


Kaynaklar:

[1] Jandarma Üsteğmen Mutlu Kıratlı’nın 07.05.2018 tarihinde Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği beyanı.

[2] Jandarma Üsteğmen Mutlu Kıratlı’nın 09.08.2019 tarihinde Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verdiği beyanı.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR