“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

Güven Şağban’ın Sözü mü Yoksa Tanığın Gözü mü?

Güven Şağban’ın Sözü mü Yoksa Tanığın Gözü mü?


Bir yargılamanın sağlıklı ilerleyebilmesi için en önemli unsurlardan biri, tanık ve müşteki beyanlarının açık, net ve çelişkiden uzak olmasıdır. Ancak duruşma tutanaklarına yansıyan ifadeler, bu ilkenin her zaman sağlanamadığını gösteriyor. Aşağıdaki diyaloglar, müşteki M.M.’in 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki tanık ifadesi sorgusundan alınmıştır.[1]  

Müşteki, Jandarma Genel Komutanlığında görsel basın ve değerlendirme astsubayı olarak görev yapan Mustafa Mert’in savcılık aşamasında verdiği “zemin katta çatışma yaşandı, içeriden dışarıya ateş açıldı” şeklindeki beyanı, duruşma sırasında ciddi şekilde tartışmaya açıldı. Jandarma Genel Komutanı Özel Kalem Eski Müdürü Jandarma Albay Erkan Öktem’in bu noktadaki değerlendirmesi oldukça dikkat çekiciydi. Öktem, bu ifadenin doğrudan gözleme değil, duyumlara dayandığını ima ederek “Niye zemin kat diyor? Çünkü sürekli zemin kat denildiği için kafasında o kalmış… Oysa B1 otoparkı bambaşka bir yer.” sözleriyle beyanın oluş şekline dikkat çekti. 

Bu tartışma, tanığın olay yerini gerçekten bilip bilmediği sorusunu gündeme getirdi. Nitekim duruşma sırasında M.M.’nin olayın temel unsurlarına dair net bir bilgi veremediği görüldü. Kaç kişinin olayda yer aldığı, ateşin nereden geldiği ya da nereye yöneldiği gibi kritik sorular cevapsız kaldı. Bu durum, beyanın görgüye mi yoksa duyuma mı dayandığı konusundaki şüpheleri artırdı.

Bu noktada yöneltilen en önemli sorulardan biri, olay yerinde boş kovan bulunup bulunmadığıydı. Çünkü bir çatışma iddiasının en somut göstergelerinden biri budur. Ancak bu soruya M.M.’nin verdiği cevap dikkat çekiciydi: “Cevaplamak istemiyorum.” Bu yanıt, iddianın somut delillerle desteklenip desteklenmediği konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.

Duruşmada tartışılan bir diğer önemli konu ise silah dayama iddiasıydı. M.M., bu konuda “Kapıdan çıkarken kafasına tabanca dayadı… tetiği çekti mi çekmedi mi bilmiyorum.” şeklinde bir ifade kullandı. Ancak bu beyan da sorgu ilerledikçe tartışmalı hale geldi.

Jandarma Albay Erkan Öktem’in yönelttiği sorularla detaylar netleştirilmeye çalışıldı. “Neresine dayadım?” sorusuna M.M.’nin cevabı “Ben o şekilde gördüm.” oldu. Bunun üzerine mahkeme başkanı A.K., ifadenin dayanağını netleştirmek için kritik bir soru yöneltti: “Gördün mü, yoksa tahmine mi dayalı?” M.M. ise bu soruya “Tahmine değil, gördüm.” şeklinde cevap verdi.

Ancak hemen ardından önemli bir çelişki ortaya çıktı. İddiaya konu olan Güven Şağban’ın kendi beyanında, kendisine silah dayanmadığını ifade ettiği hatırlatıldı. Bu durum karşısında M.M.’nin verdiği cevap dikkat çekiciydi: “Ben o şekilde gördüm ama Güven Şağban’ın beyanının esas alınmasını istiyorum.”

Bu ifade üzerine mahkeme başkanı Abdullah Köksal’ın müdahalesi, yargılamanın temel prensibini bir kez daha ortaya koydu: “Sen kendi gördüğünü söyleyeceksin.”

Tutanaklara yansıyan bu diyaloglar, beyanların tutarlılığı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Bir yandan kesin bir gözlem iddiası, diğer yandan bu iddiayla çelişen bir başka beyan ve nihayetinde tanığın kendi ifadesi yerine başka bir kişinin beyanını esas alma isteği… Tüm bunlar, yargılamanın hangi temeller üzerine ilerlediği sorusunu gündeme getiriyor.

15 Temmuz davası yargılamalarında birçok kez tanıklara ezberletilen ifadelerin mahkeme salonlarında tekrar ettirildiğine şahit olundu. Öyle ki birbirinden farklı kişilerin noktasına virgülüne kadar aynı ifadeleri verdiği de tespit edilmiştir. Bununla birlikte, 15 Temmuz sonrası özellikle Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kurulan İdari Tahkikat Heyeti’nin daha önceden fişlenen personel hakkında bazı kişilere zorla ve tehditle ifade verdirdiği yönündeki iddialar, duruşmalarda giderek daha fazla dile getirilmektedir.

Tanığın, ifadesinde gördüğünü söylediği hususları gerçekte görmediğinin anlaşılması üzerine bu kez Güven Şağban’ın beyanının esas alınmasını talep etmesi ayrıca dikkat çekicidir. Çünkü Güven Şağban, 15 Temmuz gecesi yaşanan olayların içinde bulunan ve Erkan Öktem ile aralarında husumet bulunduğu belirtilen bir Jandarma personelidir. Buna rağmen Güven Şağban’ın, 15 Temmuz’dan sonra oluşturulan İdari Tahkikat Heyeti’nde görev alması, tarafsızlık ilkesi açısından tartışmalıdır.

Sonuç olarak mahkeme salonunda ortaya çıkan tablo, yalnızca olayın kendisini değil, beyanların güvenilirliğini de tartışmaya açmaktadır. Çünkü adil bir yargılama, ancak açık, tutarlı ve somut delillerle desteklenen anlatılar üzerine kurulabilir. Aksi halde, duyumlarla şekillenen ve çelişkiler barındıran beyanlar, gerçeğe ulaşmayı zorlaştırır.


Kaynaklar
[1] Müşteki M.M.’in 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki tanık ifadesi sorgusu.

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR