Jandarma Okullar Komutanlığı Subay Temel Bölük Komutanı Muhlis Koçak ile Takım Komutanı Sait Uğur Kuzucu, öğle saatlerinde bölük WhatsApp gruplarına mesaj göndererek 15 Temmuz 2016 gecesi gece eğitimi yapılacağını ve saat 17.00’de içtima alınacağını bildirdi. Saat 17.00’de içtima alan Koçak ve Kuzucu, Jandarma Okullar Komutanı Sadık Köroğlu’nun emriyle teğmenlerin disiplinsiz davranışları nedeniyle gece eğitiminin planlandığını açıkladı. Koçak ve Kuzucu, izinli, istirahatli ve hastanede bulunan kursiyer teğmenlerin de aranarak herkesin gece eğitimine eksiksiz katılmasını emredip saat 20.00’de yapılacak içtima için gece eğitim notlarını dağıttı.
Gece eğitim içtiması, bir saatlik gecikmenin ardından saat 21.00’de Tabur Komutanı Tarık Görener tarafından alındı. İçtima sonrasında, gelişen terör tehdidi nedeniyle nizamiyelere ve kışlanın bazı bölgelerine görevlendirmeler yapıldı. Bu görevlendirmeler saat 00.00 civarında sona erdi ve görevlendirilmeyen diğer teğmenler Selen Amfi’ye götürüldü. O gece kışlada sabaha kadar kanuna aykırı herhangi bir olay veya durum meydana gelmedi.
Tehditle Toplanan Kursiyerler, Sessizlikte Bırakılan Gece
Teğmenlerin Muhlis Koçak ve Uğur Kuzucu tarafından gece eğitimine tehdit edilerek çağrılması hususu kursiyer teğmen A. B.’ nin 20. Ağır Ceza Mahkemesinde yaptığı savunmada şu şekilde beyan edilmiştir:
“…Ben sadece amirim konumunda olan Bölük Komutanı Vekili Muhlis Koçak’ın gece eğitimi çağrısına uyarak okula geldim. Kabul manasına gelmemekle birlikte, eğer bu çağrı kanunsuz ve uygunsuz bir çağrı olsaydı, biz kursiyer teğmenlerden önce bu çağrıyı yapan Muhlis Koçak’ın da sanık sıfatıyla yargılanması gerekmez miydi?
Bizi zorla, hatta tabiri caizse tehditle ‘eğitim var’ diyerek okula çağıran Muhlis Koçak ve Uğur Kuzucu, gece boyu ortalıkta görünmediler ve bu süreçte mağdur olmamıza sebebiyet verdiler…” [1]
Gece Boyunca Sessizlik, Sabahında Suçlamalar
Sabaha kadar kendilerine ulaşılamayan ve teğmenlerden birinci derecede sorumlu olan Kurslar Komutanı Albay Yüksel Yiğit ile Muhlis Koçak ve Sait Uğur Kuzucu, gece boyunca teğmenlerin defalarca aramalarına rağmen telefonlara cevap vermediler ve sabaha kadar sessizliklerini korudular. Ancak, gecenin erken saatlerinde 15 Temmuz gecesi yaşananlardan haberdar oldukları, Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda yapılan idari tahkikat beyanlarıyla ortaya çıktı.
15 Temmuz gecesi Jandarma Astsubay Temel Kursu (JATEK) Taburu ile birlikte Yeni Foça’da bulunan Kurslar Komutanı Albay Yüksel Yiğit, yapılan idari tahkikatta verdiği beyanında şunları anlatmıştır:
“…Yeni Foça Eğitim Alay Komutanı Albay M. Ç., bir mesaj geldiğini ve görüşmemiz gerektiğini söyledi. Kendisine hemen geleceğimi, ancak öğrendiğim kadarıyla bunun paralel yapının bir kalkışması olduğunu ilettim.
…Teğmenlere bir tatbikat olduğu söylenmiş, 7-8 kişilik timler oluşturulmuş, evlatlarımız bilinmeyene götürülmüştü. Bundan sonrasında ise çoğunluğu zorla faaliyete devam ettirilmişti.
Muhlis Koçak ve Uğur Kuzucu’ya ulaşarak derhal Jandarma Okullarına gitmelerini, yol boyunca teğmenlerle psikolojik harekât maksatlı konuşarak onları caydırmalarını istedim. Uğur Kuzucu’yu ayrıca arayarak, teğmenlerin 2 No’lu nizamiyeyi kontrol altına almaları için yönlendirmesini söyledim…”[2]
Muhlis Koçak’ın idari tahkikat kapsamında verdiği beyanlarda ise şu hususlar dikkat çekmektedir:
“…Saat 22.30 sıralarında Ankara’da taksici olan akrabam beni telefonla arayarak Genelkurmay’ın önündeki yolun kapatıldığını, jetlerin alçak uçuş yaptığını ve bu konuda bir bilgim olup olmadığını sordu. Ben de hafta sonu izinlerinin iptal edildiğini, terör saldırısı olabileceğini söyleyerek o bölgeden uzaklaşmasını istedim. Televizyonu açtığımda darbe girişimi olduğunu anladım.
Murat Bilgiç Yarbay beni arayarak, ‘Bunlar darbe girişimi ile ilgili yanlış bir şey yapmasınlar. Ulaşabildiğin teğmenlere ve takım komutanlarına ulaş, bana bilgi ver.’ dedi.” [3]
Muhlis Koçak, bu konuşmadan sonra sabaha kadar hiçbir teğmeni aramadı. Sabah saatlerinde ise telefonla görüştüğü teğmenlere, “Sizi zorla tutanları yakalama yetkiniz var, başınızdaki rütbelileri etkisiz hale getirin.” [3] dedi.
Sait Uğur Kuzucu aynı tahkikatta şunları beyan etmiştir: ‘’…Saat:22.50 sıralarında devre arkadaşım N. Ş. Telefonla beni aradı ne yaptığımı sorunca ben de kendisine nişanlımlardayım tavla oynuyorum dedim ve bana hemen televizyonu aç diyerek telefonu kapattı. Ben de televizyonu açtığımda meydana gelen olayları haberlerden gördüm …’’[4] beyanından olaylardan 22.50 itibarı ile haberdar olduğu anlaşılmaktadır.
Uğur Kuzucu’nun 15 Temmuz günü saat 22.50’de o gece yaşananlardan haberdar olmasına rağmen bölük WatssApp grubundan tüm bölüğü haberdar etme imkanına sahipken; sabaha kadar kendisi ile iletişime geçmek isteyenler ile dahi iletişime geçmemesi hususu, kursiyer teğmen E.U.A.’nın 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada şu şekilde beyan edilmiştir:
“…Biz, kendi okulumuzdan dışarı çıkmadığımız ve okulumuzun emniyetini aldığımızı düşündüğümüz için darbeyle alakamızın olmadığını düşündük. Aynı zamanda, darbe olayını duyduğumuzda Uğur Kuzucu Üsteğmen yanımızdaydı. Kendisini arayıp sormaya çalıştık; WhatsApp’tan yazdık, telefonla aradık fakat kendisinden hiçbir şekilde cevap alamadık. Ancak sabaha karşı bize gönderdiği mesaj şu şekildeydi: ‘Yaptığınız eylem kanun dışıdır, Selen Amfi’ye toplanın.’ Biz de Selen Amfi’ye gittik.
Kendisinin o sırada bize söylediği şey şuydu: ‘Ben kayınbiraderimle tavla oynuyordum, mesajları görmedim. Devre arkadaşım telefonla arayıp televizyona bakmamı söyledi, ben de televizyona baktım. O sırada darbe olduğunu öğrendim.’ Ancak o saat, yani gece 12’den sabah 6’ya ya da 7’ye kadar bize hiçbir şekilde haber vermedi. Kendisine ulaşmaya çalıştık, fakat cevap alamadık. Bu konuda kendisinin de beyanına başvurulmasını istiyorum…” [5]
Muhlis Koçak’ın 15 Temmuz günü saat 22.30’da o gece yaşananlardan haberdar olmasına rağmen tıpkı Uğur Kuzucu gibi bölük WhatsApp grubundan tüm bölüğü haberdar etme imkanına sahipken; sabaha kadar hiçbir teğmenle iletişime geçmemesi hususu, kursiyer teğmen Z.Y.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada şu şekilde beyan edilmiştir:
“…Kursiyer teğmen olarak bulunduğumuz 7-8 aylık süre içerisinde kışlanın sivil servis araçlarına dahi ‘Siz kursiyersiniz, kışla personeli sayılmazsınız. Önce kışla personeli binecek, yer kalırsa siz bineceksiniz’ gibi söylemlerle muhatap olurken şimdi darbe yapmakla suçlanmak çok tuhaf.
İddianamede bazı komutan ve personelin bizi ikna etmeye çalıştıkları yönünde bir ifade bulunmakta. Halbuki gece boyunca ne Muhlis Koçak, ne Uğur Kuzucu, ne Yüksel Yiğit, ne Veli Tire, ne de Nuh Köroğlu; ne 3 No’lu nizamiyedeki nöbetçiler, ne telefonla ne de yüz yüze bizim yaptığımızın suç olduğunu, yapmakta olduğumuz faaliyetten vazgeçmemiz gerektiğini ya da benzeri bir uyarıyı kesinlikle yapmamışlardır. Telefon etmemişlerdir, mesaj atmamışlardır. Bunları yaptığını iddia eden herkesle huzurunuzda yüzleşmeye hazırım.
Sabaha kadar ne Muhlis Koçak ne de Uğur Kuzucu bize herhangi bir mesaj atmış, ne de telefonla arayıp bilgi vermiştir. Biz, Muhlis Koçak’ı Y.Ö.’nün telefonundan sabah saat 5 civarında aradık ve ne yapmamız gerektiğini kendisine danıştık. O da ‘Siz akıllı adamsınız, oradaki çocuklara da söyleyin, orayı terk edin’ dedi…” [6]
Sonuç ve Değerlendirme
Yukarıda aktarılan beyan ve bilgilerden anlaşılacağı üzere, eğer kışlada darbe girişimine yönelik bir faaliyet söz konusu olsaydı, bu faaliyet gecenin erken saatlerinde amirlerin müdahalesiyle kolaylıkla sona erdirilebilirdi. Ancak sabaha kadar kendilerine ulaşılamayan ve kursiyer teğmenlerden birinci derecede sorumlu olan Kurslar Komutanı Albay Yüksel Yiğit ile gece eğitimi emrini veren Muhlis Koçak ve Sait Uğur Kuzucu, kursiyerlerin defalarca yaptığı aramalara ve gönderilen mesajlara rağmen hiçbirine cevap vermemiş, sabaha kadar sessizliklerini korumuşlardır.
15 Temmuz gecesi Jandarma Okullar Komutanlığı’ndaki kursiyer teğmenler, sorumluluk makamında bulunan amirlerinin ortada bulunmaması, herhangi bir bilgilendirme ya da yönlendirme yapılmaması nedeniyle sahipsiz bırakılmıştır. Emir-komuta zinciri içinde verilen “gece eğitimi” çağrısına uymak dışında bir tercih şansı olmayan kursiyerler, gece boyunca muhatap bulamamanın yarattığı belirsizlik içinde kalmış ve bu durum mağduriyet yaşamalarına neden olmuştur.
Amirlerin suskunluğu ve sorumluluklarını yerine getirmemesi, kışlada yaşanan karmaşanın büyümesine yol açmış; kursiyer teğmenlerin, hiçbir fiilleri bulunmamasına rağmen haksız yere darbe girişimiyle ilişkilendirilmelerine zemin hazırlamıştır.
Kaynaklar
[1] A. B’ nin 01.11.2017 tarihinde 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.
[2] Yüksel Yiğit’in 05.08.2016 tarihinde Beytepe’de yapılan idari tahkikatta verdiği beyanı.
[3] Muhlis Koçak’ın 29.07.2016 tarihinde Beytepe’de yapılan idari tahkikatta verdiği beyanı.
[4] Sait Uğur Kuzucu’nun 30.07.2016 tarihinde Beytepe’de yapılan idari tahkikatta verdiği beyanı.
[5] E. U. A’ nın 13.04.2020 tarihinde 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.
[6] Z. Y’ nin 20. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği beyanı.