15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturmalar, birçok mağduriyetin yanı sıra ciddi insan hakkı ihlallerine de sahne oldu. Bu ihlallerin ağır ve sistematik örneklerinden biri, Jandarma Genel Komutanlığı darbe girişimi davası kapsamında yargılanan A.B.’nin mütalaaya karşı yaptığı SEGBİS kayıtlı savunmasında ortaya çıktı.
Mağdur, yargılaması sırasında defalarca dile getirdiği işkence ve kötü muamele iddialarını doğrudan yaşadıklarıyla mahkeme huzurunda ifade etti. Ancak bu ağır iddialar, mahkeme tarafından ‘yetki dışı’ kabul edilerek işleme alınmadı. Oysa Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi ve AİHS madde 3’e göre, kamu görevlileri hakkında yöneltilen işkence iddiaları hakkında savcılık makamlarının resen soruşturma başlatması hukuken zorunludur.
Mağdurun kendi beyanlarıyla maruz bırakıldığı işkencelerin detayları
Mağdur, gözaltına alınması ile birlikte başlayan işkence ve kötü muameleleri şu sözlerle dile getirdi:
“…16 Temmuz 2016 tarihinde iş yerim olan Jandarma Genel Komutanlığı karargâhında sabah gözaltına alındım. Kendi isteğimle polise sığınmama rağmen Özel Harekat polisleri tarafından gözaltına alınırken darp edilerek, bütün elbiselerim çıkartılarak, sadece iç çamaşırımla Terörle Mücadele Şubesine (TEM) götürüldüm…
Otobüsün kapısı önünde bekleyen 2 polis benim kafamı koltuk demirlerine defalarca vurdu… Kafatasımda çatlama meydana geldi…
Yüzlerce polisten oluşan bir koridor… tekmelemeye, yumruklamaya ve silahlarının kabzalarıyla vurmaya ve küfür etmeye başladılar…
Gözaltında tutulduğum ilk 3 gün hiç tuvalete götürülmedim. Polisler ihtiyacımı pet bardakta gidermemi söyledi…
Sürekli ördek yürüyüşü, yerde sürünme hareketleri, çök kalk hareketleri yaptırıp darp ettiler…
‘Su isteyen olursa kafasına sıkarım!’ diye sürekli tehdit ediyordu… Su istediğimde 3-4 tane polis memuru coplarla ve tekmelerle beni dövdüler…
Her tarafım kan ve morluklar içinde, kafatasımda ezilme, kaburgamda çatlak olmasına rağmen 3 gün boyunca doktor kontrolüne götürülmedim… Doktorların gözü önünde darp edilmeme rağmen doktorlar darp raporu vermediler…Polisler her rapor öncesi doktorlara bu vatan haininin bir şeyi yok. Sağlam yazın diye baskı yapıyorlardı…
3 ay önce nefes alma problemi yaşadım ve beni hastaneye dahi götürmediler…
Sürekli ördek yürüyüşü ve sürünme hareketi gibi hareketler yaptırdıkları için dizlerimde ve dirseklerimde halen kalıcı izler bulunmakta. Sırtımda halen kalıcı izler bulunmakta. Başkanım bunları incelemenizi talep ediyorum. Kelepçeler ellerimi morarttığı için polislerden biraz gevşetmesini istedim. Ama sarı renkli, kısa kollu gömlekli polis memuru olduğunu düşündüğüm 45 yaşlarındaki polis tekmeyle yüzüme ve kaburgama vurmaya başladı ve dudağım patladı. Sağ kaburgam çatladı…
Gözaltında tutulmamın 7. günü gece yarısı bulunduğum TEM spor salonunun hemen bitişiğindeki binanın bodrum katına götürülerek 3 polis tarafından sorguya çekildim. Bu polislerden bir tanesinin uzun beyaz top sakalı, uzun saçları vardı, kısa boylu ve kiloluydu…Bu polis memuru diğer 2 polisle birlikte ellerimi arkadan kelepçeleyip gözlerimi bir bezle kapattılar. İşkence, küfür ve kötü muamelede bulundular. İfade vereceğim sırada ‘dediklerimi söylemezsen senin kafana sıkarız burada, kimse seni bulamaz’ dediler. Saatlerce işkence yaptılar…
Gördüğümde teşhis edebileceğim o gün görevli polis memuru tarafından ve aşağıda isimlerini belirttiğim kişiler tarafından 9 gün boyunca işkence ve kötü muameleye maruz kaldım:
S.S., Ö.Ç., A.B., Ö.A., İ.K., G.K., E.A., E.D., S.K., M.D., M.K., T.A., K.G., E.S., S.A.K., M.K., A.M., M.M., İ.Ö., C.A., O.A., H.K., E.K., F.K., N.A., F.S., S.Y., M.A., S.S., S.G., R.A., H.R.Y., A.D., Y.K., İ.A., M.A., A.M.
Bana işkence ve kötü muamelede bulunan isimlerini belirttiğim ve TEM’de o dönemde görevli şahıslardan, polis şahıslardan şikayetçiyim. Bu şahısların tespit edilip, teşhis etmeme fırsat verilmesini ve onlar hakkında yasal işlem başlatılmasını talep ediyorum…”
Mahkemenin Tutumu
Tüm bu ağır suçlamalara rağmen, mağdurun defalarca yinelediği işkence beyanları, mahkeme tarafından yetki dışı kabul edilerek işleme alınmamış; suç duyurusunda bulunulmamış ve bu şartlarda alınan ifadelere itibar edilerek delil muamelesi yapılmıştır. Bu durum yalnızca Ceza Muhakemesi Kanunu’na değil, aynı zamanda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine de açıkça aykırıdır.
İşkencelerin yalnızca fiziksel yaralanmalarla sınırlı olmadığını ifade eden mağdur, psikolojik etkilerinin de kalıcı hale geldiğini şu şekilde vurgulamıştır:
“…İsimlerini belirttiğim kişiler ve TEM’de görevli, görünce teşhis edebileceğim polisler tarafından 9 gün boyunca işkence ve kötü muameleye maruz kaldım. Yapılan bu işkence ve kötü muamele sonucunda vücudumda kalıcı izler oluştu ve psikolojim bozuldu, halen antidepresan ilaçlar kullanıyorum. Ben işkenceye maruz kaldığım tarihte ihraç edilmiş değildim ve hala kamu personeliydim. Bana işkence ve kötü muamelede bulunan kişiler ise kamu personeliydi. Bana işkence ve kötü muamelede bulunan isimlerini belirttiğim ve TEM’de o dönemde görevli şahıslardan, polis şahıslardan şikayetçiyim. Bu şahısların tespit edilip, teşhis etmeme fırsat verilmesini ve onlar hakkında yasal işlem başlatılmasını talep ediyorum…”
Mahkeme ise bu talepler karşısında sistematik işkence iddialarına ilişkin herhangi bir soruşturma ya da adli girişimde bulunmamış, aksine mağdurun ve avukatının bu hususlara dair ısrarlı beyanlarını ‘davanın konusu dışı’ olarak nitelendirmiştir. Mahkeme başkanının SEGBİS kayıtlarına yansıyan ifadeleri bu yaklaşımı açıkça ortaya koymaktadır:
“Mağdur : Başkanım…
Başkan : Yazıya bakma 5 dakika ne anlatacaksın bize yani…
Avukat : Sayın başkan şöyle, müvekkilin 10 kez ağırlaştırılmış müebbetle yargılandığını da unutmadan dinlerseniz savunmayı sizin değil müvekkilin süresini belirlemesi daha uygun olacaktır.”
Başkan : Şimdi 1 saat boyunca davanın konusu olmayan şeylerden bahsetti bir şey demedim. İdari…
Avukat : Hepsi dava konusu, işkence konusu da diğer konular da…
Başkan : Sözümü kesmeyin avukat hanım…”
Tüm bu yaşananları sanırım şu dört kelime en veciz şekilde özetliyor:
“Adalet susarsa zulüm konuşur!”
Kaynaklar
[1] A.B.’nin Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki esas hakkında mütalaaya karşı SEGBİS sistemi ile kayıt altına alınan beyanı.