“Devletlerin refahı, parayla değil, adaletle ölçülür.” – Konfüçyüs

15 Temmuz’da Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda neler oldu?-5 

15 Temmuz’da Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda neler oldu?-5 

Selen Amfi Grubu

15 Temmuz 2016 gecesi Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda, içtima sonrası yapılan görevlendirmelerin tamamlanmasının ardından, görev verilmeyen yaklaşık 70–75 kişilik kursiyer teğmen grubuna kurslar komutanlığı binasının üst katında bulunan Selen Amfi’ye geçmeleri yönünde emir verilmişti. Belirsizlik ve bilgi eksikliği içerisinde geçen gecede, amfide bekletilen kursiyer teğmenlerin büyük bir kısmı herhangi bir olağanüstü durumdan haberdar olmaksızın uyumuş, sabaha karşı ise takım komutanlarından gelen mesajlarla uyanmışlardır. Selen Amfi’de yaşananlar ile ilgili olarak Kursiyer Teğmen  E.L.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan şu şekildedir:

‘’…Saat 20.45’te gece eğitimi için içtima alındı. Gece eğitimleri, daha önceki eğitimlerde olduğu gibi silahlı ve hücum yelekli olacaktı. Bunun için depodan silah ve hücum yeleği alarak içtimaya geçtik. Tabur Komutanı Vekili Tarık Görener içtima alanına gelerek çok ciddi bir durum olduğunu, verilen emirlere uymamız gerektiğini ve cep telefonu ile uğraşılmamasını söyledi. Ardından tatbikat olacağı bildirildi. Bir müddet sonra terör saldırısı olabileceği ve bunun için emniyet alınacağı yönünde söylentiler dolaşmaya başladı. Akabinde kursiyerler sekizli timler oluşturularak farklı yerlere gönderildiler. Kalan grup ise tabur binası önünde sekizerli şekilde oturtularak bekletildi. Daha sonra takım komutanları Barış Cordan ve Onur Demirel bizleri tabur binasının üst katında bulunan Selen Amfi’ye çıkardılar. Amfide bekletildik. Komutanlara neler olduğunu sorduğumuzda, kendilerinin de bir bilgisi olmadığını, burada beklememizin emredildiğini söylediler. Ardından “Yatın, uyuyun; fakat telefonla uğraşmayın.” şeklinde emir verdiler. Saatin geç olması nedeniyle uyuyakalmıştım. Saat 04.00 civarında uyandım. Uyandığımda amfiden birçok arkadaşın ayrıldığını ve komutanların da orada olmadığını gördüm. Telefondan WhatsApp üzerinden gelen mesajları okuduğumda olayların anlatılandan farklı olduğu ve derhal bulunduğumuz yeri terk etmemiz gerektiği yazıyordu. Bir arkadaşımla birlikte amfiden ayrılarak tabur binasının girişine indiğimizde, arkadaşların sivil kıyafetlerini giyerek okuldan ayrıldıklarını gördük. Biz de üzerimizi değiştirip okuldan ayrılmak için otoparka geçtik. Otoparkta yaklaşık 50–60 arkadaşımız vardı. Bazı arkadaşların okulu terk etmek için nizamiyeye gittikleri, ancak üzerlerine ateş açıldığı için çıkamayarak tekrar geri döndükleri bilgisini aldık. Bu nedenle biz de okuldan ayrılmadık. Yapacak bir şey olmadığı için toplu hâlde durmamız gerektiğini düşünerek tekrar amfide bir araya geldik. Bir süre sonra Jandarma Üsteğmen Uğur Kuzucu, Muhlis Koçak ve soy ismini bilmediğim Murat Yarbay amfiye geldiler. Emir ve komutanın kendilerinde olduğunu, kendilerinden başka kimsenin emirlerini dinlemememiz gerektiğini söylediler. Suçsuz olduğumuzu bildiklerini, bu nedenle bizi oradan tahliye ederek ifademiz alınmak üzere emniyete götüreceklerini ifade ettiler. Daha sonra gelen askerler, ellerimizi arkadan koli bandı ile bağlayarak araçlara bindirdiler ve bizi emniyete ait at ahırlarına götürdüler…’’[1]

Kursiyer Teğmen  E.Y.’nin 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan ise şu şekildedir: 

‘’…Akabinde belirtilen saatte, her gece eğitiminde olduğu gibi silah ve teçhizatımızı alarak içtima alanındaki yerimi aldım. İçtima alanında uğultulu bir ortamın bulunması ve bazı kursiyerlerin telefonlarıyla ilgilenmesi sebebiyle, tabur komutanı tarafından diğer eğitimlerde de yapıldığı gibi bazı uyarılar ve telkinlerde bulunuldu. Daha sonra taburda bazı kişilerin isimleri okunarak, tanımadığımız bazı komutanların emir ve komutasına verildiler ve çeşitli yerlere gönderildiler. Bunun ardından içtima alanında yaklaşık 60–70 kişilik bir grup kaldı. Kalan grup, Üsteğmen Barış Cordan’ın emir ve komutasında, silahlarımız subay temel giriş binasına bırakılarak Selen Amfi’ye çıkarıldı ve burada beklemeye başladık. Üsteğmen Barış Cordan’a neden burada olduğumuzu ve neler olduğunu sorduğumda, kendisi “Ben de sizler gibiyim, hiçbir şey bilmiyorum.” şeklinde cevap verdi. İçtima alanında yapılan telkinler nedeniyle telefonuma bakmadım. İlerleyen saatlerde günün yorgunluğu nedeniyle oturduğum yerde uyuyakalmışım. Uyandığımda tam hatırlamamakla birlikte saatin gece 03.00–04.00 civarında olduğunu düşündüm. Bu sırada takım komutanlarımız başımızda yoktu. Telefonuma baktığımda haberlerde ülkede hain bir darbe girişimi olduğunu gördüm. Akabinde benzer haberlere baktığımda, o dönem Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Daire Başkanı olan Tümgeneral Arif Çetin’in, Jandarma Genel Komutanlığının hain darbe girişimine karşı olduğuna dair açıklamasını izledim. Daha sonra neler olduğunu anlamak için aşağı kısma, yani sınıfa indim. Bir süre bekledikten sonra, misafirhaneye giderek sivil kıyafetimi giymek istedim. Otoparka gittiğimde bir grup aracın geri geldiğini gördüm. Ne olduğunu sorduğumda, çıkışa izin verilmediğini ve çıkmaya teşebbüs edenlere ateş edildiğini söylediler. Akabinde ne olduğunu ve ne yapılması gerektiğini anlamaya çalışırken, takım komutanı Üsteğmen Uğur Kuzucu tarafından herkesin tekrar Selen Amfi’ye geçmesi, orada yoklama alınacağı ve bizlerin masum olduğu ifade edildi. Bunun üzerine biz de Selen Amfi’ye geçtik. Orada beklerken Üsteğmen Uğur Kuzucu ve Üsteğmen Muhlis Koçak amfiye geldi. Veli Tiren’in gelip konuşacağı, yanında sivil kıyafetli ve silahlı bir grupla geleceği söylendi. Bizlerle konuşmak yerine, çeşitli hakaretler eşliğinde ellerimiz koli bantları ile bağlanarak gözaltına alındık. Gece boyunca birliğimde, rütbeli personel tarafından şahsıma veya arkadaşlarıma hukuka aykırı ya da suç teşkil eden herhangi bir emir verildiğine şahit olmadım. Yine gece boyunca bulunduğum yerde hiçbir şahsın derdest veya enterne edildiğine de şahit olmadım. Darbe girişiminin haberini öğrenene kadar herhangi bir olağanüstü durum sezmedim. Aynı şekilde, birliğimde darbeye yönelik herhangi bir faaliyetin icra edildiğine de rastlamadım…’’[2] 

Kursiyer Teğmen  R.K.’nın 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde vermiş olduğu beyan ise şu şekildedir: 

‘’…Selen Amfi’ye gittik. Kısa bir süre sonra, bir gün önce bölüklerinde tek tek yoklama alan fakat ne hikmetse yoklamadan sonra ortadan kaybolan ve sabaha kadar sesi soluğu çıkmayan Üsteğmenler Muhlis Koçak ve Uğur Kuzucu geldiler. Bizlere aynen şunları söylediler: ‘Arkadaşlar, merak etmeyin, bizler sizin gerçekten olaylarla bir ilginiz olmadığını ve suçsuz olduğunuzu biliyoruz. Ancak tanık sıfatıyla ifade vermeniz gerekiyor. Birazdan Albay Veli Tire gelecek ve sizinle konuşacak.’ …4-5 saat orada bekledik. Hainlik ve ağza alınmayacak küfürler savurarak Albay Veli Tire ve beraberindekiler geldiler. ‘Yakalandınız, sakın kaçmaya kalkmayın, kaldırın ellerinizi!’ diyerek garip, anlamlandıramadığım saçma sapan bir şekilde amfiye girdiler. İsmini ve rütbesini sonradan öğrendiğim Binbaşı Hasan Mutlu, elindeki silahı sallayarak, ‘Eğer nizamiyeye gelmeye devam etseydiniz hepinizi tek tek vuracaktım,’ dedi. Bizler Selen Amfi’de beklerken bir arkadaşımız, ‘Haydi, nereye gideceksek gidelim,’ deyince Hasan Mutlu, ‘Acele etmeyin, gideceğiniz yer o kadar da iyi bir yer değil,’ dedi. Meğer bize kurulan bu kumpasta sözde kahramanlık rolleri hemen kapışılmış, bizlere ise vatan hainliği payesi biçilmişti. Sonrasında hiçbir kolluk görev ve yetkisi olmayan Albay Veli Tire ve beraberindekiler tarafından, ellerimiz kollarımız bantlanarak, ayakkabı bağcıklarıyla bağlanarak Gaffar Okkan Polis Atlı Eğitim Merkezi’ndeki at ahırına götürüldük…”[3]

Değerlendirme

Selen Amfi Grubu’na ilişkin anlatımlar ve mahkeme beyanları birlikte değerlendirildiğinde, kursiyer teğmenlerin 15 Temmuz gecesi yaşanan olayların gerçek mahiyetinden tamamen habersiz oldukları, kendilerine verilen emirler doğrultusunda yalnızca bekleme ve istirahat etmeye yönlendirildikleri açıkça anlaşılmaktadır. Sabaha kadar geçen sürede herhangi bir yasa dışı faaliyete dâhil olmayan ve neyle suçlandıklarını dahi bilmeyen kursiyer teğmenlerin, sabaha karşı takım komutanlarından gelen mesajlarla uyandırıldıkları; ardından Selen Amfi’ye gelen Veli Tire ve beraberindeki rütbeli personel tarafından, hukuki dayanağı açıkça ortaya konulmaksızın  gözaltına alınarak, ağır hakaret ve küfürlerde bulundukları ve  emniyet birimlerine teslim edildikleri görülmektedir. Bu süreçte, kursiyer teğmenlerin savunma haklarını kullanmalarına imkân tanınmadığı, herhangi bir somut suç isnadı olmaksızın elleri arkadan bot bağcığı ve koli bandı ile bağlanarak emniyete gönderildikleri ve fiilen masumiyet karinesinin ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle Selen Amfi’de yaşananlar, 15 Temmuz gecesi sahadaki belirsizlik ortamının ve emir-komuta zinciri içerisinde hareket eden personelin, olaylardan habersiz şekilde hukuksuz uygulamalara maruz bırakıldığının açık bir örneğini oluşturmaktadır.


Kaynak


[1] Kursiyer Teğmen  E.L.’nin  20. Ağır Ceza Mahkemesinde  verdiği beyanı.

[2] Kursiyer Teğmen  E.Y.’nin  20. Ağır Ceza Mahkemesinde  verdiği beyanı.

[3] Kursiyer Teğmenlere Kurulan Kumpas, Hukuksuz Gözaltı ve Teslim Süreci

https://www.adaletdevriyesi.com/kursiyer-tegmenlere-kurulan-kumpas-hukuksuz-gozalti-ve-teslim-sureci/

Yazarın Tüm Yazıları

SON YAZILAR