O gece ülke yangın yeriyken yaşanan can kayıplarını verebilecekleri bir emir ile önleyebilecekken çerez yiyerek olaylara yol veren omzu kalabalıklar, sözde hedef unsuru iken kameralar karşısında sırıtan aile üyeleri, yaşananları Allah’ın lütfu olarak tanımlayan muktedirler, ancak rüyalarında görebilecekleri makamlara bir gecede ulaşan liyakatsiz ganimet avcıları…15 Temmuz muammasının zahiren kazananları kim deseler ilk akla gelenler bu sayılanlar olacaktır.
Olay tarihinde Ankara İl Jandarma Komutanı olarak görev yapan Ferdi Korkmaz’ı da bu talihli (!) kişiler arasında zikretmek yerinde olacaktır. O gece kendisinin rehin alındığı iddiasının iç yüzünü bu sitenin müdavimleri hatırlayacaktır. Kendisine mağduriyet rolü biçip pastadan pay alma çabaları ne yazık ki sadece o yazıda anlatılanlarla sınırlı değildi.
Kendi kurgusunda başrol!
Jandarma Genel Komutanlığı darbe davasının görüldüğü 23. Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili dava dosyası içerisinde yer alan bir evrakta Ferdi Korkmaz’ın ilginç bir iddiası dikkat çekmektedir. Söz konusu evrakta Korkmaz yaşadığını iddia ettiği olayların kendisini yeterince mağdur pozisyonuna sokmadığını düşünmüş olacak ki bu seferde “eğer ben darbecilerin elinden kurtulup birliğime gelebilseydim orada bulunanlar beni rehin alacaklardı”[1] şeklinde hiçbir bilgi/görgüye dayanmayan hezeyanlarda bulunmuş, üstelik bu iddiasını o gece orada hiçbir şekilde bulunmayan insanların imzası ile tutanak altına aldırmıştır. Davanın sanıklarından ve asılsız suçlamanın muhataplarından Üsteğmen Ahmet Emre Köse’nin bu iddiaya ilişkin beyanları şu şekildedir: “…darbeyi destekleyici hiçbir eylemin yaşanmadığı İl Jandarma Komutanlığında konuşlu ve birlik komutanlarının darbe girişimi sonrasında da görevine devam ettiği Asayiş Komando Bölüğü, Hizmet Muhafız Bölüğü ve Yenimahalle İlçe Komutanlığı gibi birlikler bulunmaktadır. Rehin alma eylemini yapabileceği iddia edilen şahıs sayısı ise sadece 4 kişi olup sadece bir tanesinde kendi beylik silahı bulunmaktadır. Yani yaklaşık 100-150 kişiye karşı 4 kişinin böyle bir eyleme kalkışacak olması akılla izahtan vareste bir durumdur. Aynı zamanda komutanımızın da en az 3-4 tane silahlı koruması bulunmaktadır…Ayrıca Bölge komutanımız Ferdi Albay’ı almak üzere İl Jandarma Komutanlığına geldiğinde hemen huzuruna çıkıp kendimi tanıtarak bana herhangi bir emri olup olmadığını sordum. Sık sık beraber olduğumuz iddia edilen şahıslardan Murat Saçıkara ile birebir değil nöbetçi subay odasında oradaki diğer bütün personelle birlikte bir süre oturdum. Daha sonra kendi odasında yine gizli kapaklı bir şekilde değil o şubede bulunan tüm personelin göreceği şekilde isteyenin rahatça girip çıktığı bir ortamda 15-20 dakikadan fazla olmamak üzere bulunduk…”[2]
İnsanlar bu temelsiz iftiranın neticesinde yıllarca zindanlarda tutuldu, ailelerine varıncaya kadar bir cani gibi muamele gördü. Ancak gün gelip müfteri şahsa bu iddiaları mahkeme heyeti tarafından sorulduğunda aynı şahıs görev yeri olan Hakkari’deki naip hâkime “Tutanakta da belirtildiği üzere bu bir değerlendirmedir. Somut bir şey tespit edilse idi oda tutanağa geçirilirdi”[3] diyerek insanların yıllarını hücrelerde geçirmesine sebep olan iddiasının arkasında duramamış “takdir yüce mahkemenin” diyerek kendi iddiasını yine kendisi tarihin çöplüğüne göndermiştir. Netice olarak bu suçlamaların muhatabı kişilerin hepsi yargılama sonucunda bu suçlamalardan beraat etmiş, ancak maruz kaldıkları iftira hayatlarında onarılmaz izler bırakmıştır.
Talimatla işkence, personeline kötü muamele
Bu müfteri şahsın eylemleri mağdur rolü oynayıp kurulacak yeni düzende koltuk kapma çabalarından ibaret değildi. İşgal ettiği makamın ağırlığına yakışmayacak şekilde o gece yapılan işkencelere önayak oluyor, aynı zamanda hukukun egemen olacağı günlerin geleceği endişesiyle kendi elini kirletmeden yapıyordu yapacağını. Mevkidaşı İl Emniyet Müdürünü arayıp “Erdoğan Yarbay şu spor salonunda hala, sağlammış müdürüm” şeklinde sipariş işkence yöntemlerini tercih ediyor, kendi maiyetini gözaltına aldırırken ayağına kadar gelip emredin komutanım diyen personelinin ellerini koli bandı ile sardırıyor, askeri personele işkence yapmaktan üzerleri kana bulanan insanlıktan nasipsiz polis memurlarını kapıda karşılayarak daha savunması dahi alınmayan, dün birlikte çalıştığı silah arkadaşlarını merhametsiz ellere keyifle teslim ediyordu.
Kaçınılmaz son
Ömrünün emeklilik dönemini yaşayan Ferdi Korkmaz, umduğu iltifatlara nail olmuş mudur bilinmez. Ancak ülkede birgün evrensel hukuk kaideleri uygulanmaya başladığında sinsice yaptığı insanlık dışı eylemlerinin hesabını yargı önünde vereceği inancımızı yineleyerek, onun ve onun gibi hukuku ayaklar altına alan bütün makam ve yetki sahipleri için son perdenin beklentilerinin aksine sessiz ve alkışsız kapanacağını buradan bu vesile ile bir kez daha hatırlatırız.
Kaynaklar:
[1] Albay Ferdi Korkmaz tarafindan 19.07.2016 tarihinde Ankara İl J.K.lığında tutulan tutanak
[2] Jandarma Üsteğmen Ahmet Emre Köse’nin Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki Savunmasında Verdiği Beyanları
[3] 25.05.2018 Tarihli Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Tutanağı